Etraf çok
sakin ve sessizdi. Fazlasıyla sessiz. Evlerin ve dükkanların
pencerelerinde ışık yoktu. Etrafta terkedilmişlik görüntüsü vardı.Xeyna
atını hızlandırdı. Hanın önüne geldiğinde atından inerek hanın
kapısına yöneldi. Hanın kapısı hafif aralık kalmıştı esen hafif
rüzgarla sallanırken çıkarttığı ses, insanın tüylerini diken diken
ediyordu.
Hanın kapısını yavaşça açtı ve kanın keskin kokusu burnundan
ciğerlerine doldu. İçeride hiç ışık yoktu. Her taraf gecenin
karanlığına gömülmüştü. Ama Xeyna'nın keskin gözleri nesneleri
seçebiliyordu. Sırt çantasından bir meşale çıkartarak bunu yine sırt
çantasından çıkarttığı bir kav ile tutuşturdu. Etraf dağılmış,
masalar yerlerde, bütün bira fıçıları kırılmıştı. Ama etrafta hiç
ceset yoktu. Yerdeki kan izleri merdivene doğru gidiyordu. Belli ki
bir yada birkaç ceset yukarıya kadar sürüklenmişti.
Katanasını kınından çekerek merdivenlere doğru yürümeye başladı.
Merdivenin basamaklarını, ağır ağır çıkıyordu. Hiç ses yoktu sadece
merdivenlerden çıkarken ayağındaki zırhlı botlardan çıkan kendi ayak
seslerini duyuyordu. Kan izlerini takip ederek bir odanın önüne
kadar geldi. Kapıya elini uzatarak kapının kulpunu kavradı ve
yavaşça çevirdi. Kapı açılmadı, kilitliydi. Birkaç kez zorladıktan
sonra açılmayacağını anladı ve kapıya sağlam bir tekme indirdi. Kapı
çatırdayarak kirişlerinden ayrıldı.
Buradaki kan kokusu çok daha yoğundu. Çünkü cesetler bu odaya
yığılmıştı. Bu ceset yığınının içinde tanıdık bir yüz aradı. Tanıdık
bir yüz göremediği için sevinmişti. Ama buruk bir sevinç. Bunları
yapan kimdi yada kimlerdi. Bunu öğrenmeliydi. O sırada odanın
ortasında bulunan masanın üstünde bir kağıt gözüne ilişti. Odanın
her yerinde olduğu gibi masada kan içindeydi. Masanın yanına gelerek
kağıdı eline aldı. Kağıtta ; "Hepiniz katledilecek, acı çekerek
ölecek, yok olacaksınız.Tilki bu katliamın ilk kurbanı sizi de aynı
son bekliyor... Lord Thief, Guildmaster of Unions."yazıyordu. Yazı
kanla yazılmıştı. Tilki'nin kanı yada hancı Grisvold'un kanı kim
bilebilirdi. Bunun bir önemi de yoktu zaten.
Kağıdı tutan elini yumruk yaptı. Kağıt elimde buruştu. Yumruğunu
masaya öyle bir güçle indirdi ki, masa çatırdayarak ortadan ikiye
ayrıldı. Öfkesinden deliye dönmüştü. Gözleri, kızıl rengini aldı.
Öfkesi iradesine hakim olmuştu. Çığlıklar atarak bütün cesetleri
kılıcıyla parçalara ayırdı. Öfkeden ve hırstan ne yaptığımın
farkında değildi. Son cesedi de parçalara ayırdıktan sonra,
iradesini geri kazanmaya başlamıştı. Nefes nefese kalmıştı. Gözleri
eski halini aldığında etrafımdaki manzara dehşet vericiydi. Üstü
başı kan içinde kalmıştı.
Kağıdı sırt çantasının bir köşesine bıraktıktan sonra odadan dışarı
çıktı ve başka bir odaya yöneldi. Bu odanın kapısı açıktı. İçerisi
boştu. Aşağıya atının yanına indi. Atı Black Die, Onu kanlar içinde
görünce deliye döndü. Onu sakinleştirmek için baya uğraştıktan sonra
kulağına kanın Onun kanı olmadığını fısıldadı.Black'i zar zor
sakinleştirdikten sonra Tilki'nin cansız bedenini alarak tekrar
yukarı boş ve temiz olan odaya çıktı. Burada iki tane yatak vardı.
Kardeşinin cansız bedenini bu yataklardan birine dikkatlice
yatırdıktan sonra. Zırhını çıkartmaya başladı. Tüm zırhını
çıkarttıktan sonra yatağa sırt üstü uzandı ve katanasını göğsünün
üstüne yerleştirdi. Uykuya dalmadan önce bildiği birkaç koruma
büyüsünün sözlerini mırıldanmaya başladı. "*Use Sanet* , *Flam Sanet*
,*In Juxs Sanet*." Sonra derin ama huzursuz bir uykuya daldı.
Xeyna pencereden süzülen güneş ışığı ile gözlerini açtı. Hemen
kalkarak zırhını temizlemeye başladı. Bu bir hayli zamanını almıştı.
Hemen zırhını giyerek kardeşinin cesedini dikkatlice kucakladı ve
aşağıya atımın yanına indi. Kardeşinin cansız bedenini Black'in
üstüne dikkatlice yerleştirdikten sonra kendiside bindi ve tekrar
hızla yola koyuldu. Black Die ikisinide taşıyabilecek güçteydi. Hiç
zorlanmadan ikisini de taşıyabiliyordu.
Buc's ın doğusunda birkaç saatlik mesafede olan kalelerine
gidiyordu. Lordu Kargaya olanları anlatmak, ve Lord Thief'in onlara
meydan okuduğunu bildirmek için hızla atını sürdü. Aklında tek bir
düşünce vardı. İntikam. Kesinlikle kardeşinin intikamı alınacaktı.
Birkaç saat hızla ilerledikten sonra kalenin surlarını görebileceği
bir düzlüğe varmıştı. Hiç yavaşlamadan doğru kaleye doru sürdü
atını. Yaklaştığını gören kale muhafızlarından biri, hemen koşarak
yanına geldi. Gelen kardeşi Abbadon Inferno idi. İyice yanına
yaklaştıktan sonra; " Selam kardeşim. Hoş geldin. Kim bu?" diye
sordu. Tilki'nin cansız bedenine bakıyordu. "Hiçte hoş gelmedim
kardeşim." Diyerek atından yavaşça indi. Abbadon kuşkuyla Xeyna'yı
ve cesedi süzüyor, cevap vermesini bekliyordu. Kime aitti bu ceset?
Xeyna hiçbir cevap vermeden cesede yaklaştı ve miğferini çıkarttı.
Tilki'nin uzun siyah saçları yüzünü örtüyordu. Saçlarını geriye
doğru taradı. Abbadon Tilki'nin yüzünü görünce ani bir öfkeyle; "
Yooooooo!!! Olamaz!!! Bunu kardeşime kim yaptı? Söyle Xeyna ! Kim
yaptı ?" diye haykırdı.Xeyna, sırt çantasındaki kanla yazılmış olan
kağıdı çıkartı ve Abbadon'a uzattı. Abbadon yazıyı bir çırpıda okudu
ve öfkeyle kılıcını çekerek havaya kaldırdı. "Hepiniz! Hepinizi
teker teker öldüreceğim. Kılıcımı kanınızla yıkıyacağım! Yemin olsun
sana kardeşim Tilki! Kanın yerde kalmayacak!!! " diye haykırdı. Sesi
duyan diğer muhafızlar koşarak geldiler. Tilki'nin cansız bedenini
gördüklerinde hepbir ağızdan İntikam yeminleri haykırdıktan sonra,
kaleye gittiler.
Karga Xeyna'yı bekliyordu. Olanları hızlı bir şekilde Karga'ya
ilettikten sonra Karga; " Thief bu sefer çok ileri gitti bunu
hayatıyla ödeyecek!" diye bağırdı. " Herkes hazırlansın. Savaşa
gidiyoruz. Kardeşimizin intikamını almaya gidiyoruz!" diye emretti.
Herkez hazırlanmak için ayrıldı Xeyna'da çok acıkmıstı bir şeyler
yiyip biraz dinlendikten sonra yaklaşık bir saat içinde herkez
hazırlandı.
Kalenin surları önüne çıkmışlardı. Killerdog Iferno bir büyünün
sözlerini yüksek sesle okudu; *Vas Rel Por*. Bir kapı açıldı ve
herkes bu kapıdan geçti. Şimdi Unionların kalesinin birkaç yüz metre
ilerisindeydiler surlar görünüyordu. Lord Thief ve admaları kalenin
önünde Infernoları bekliyorlardı. Karga ve adamları atlarını onların
üzerlerine sürdüler. İyice yaklaşınca Karga elini kaldırarak
durmalarını işaret etti.Xeyna, Lord Thief 'in yüzündeki alaycı
gülümsemeyi görebiliyordu. Sanki şimdiden zafer kazanmış gibi bir
hali vardı. İki tarafın liderleri ileri çıktılar. Ortada buluşup
kendi aralarında bir şeyler konuştuktan sonra, geri döndüler. Karga
kılıcını kınından çekti ve havaya kaldırdı. Aynı şekilde Lord Thief
de kılıcını çekip havaya kaldırdı. Karga ve Thief aynı anda
kılıçlarını indirirlerken Karga'nın sesi bir gökgürültüsü gibi her
yerde yankılandı. "İleriiiiiii!" ...
2. bölümün sonu...
Taylan "Xeyna Inferno" MANAV
Yorumlarınız:
Siz de bu yazıya yorum
ekleyebilirsiniz.
Yorum
ekle