Hikaye

Taylan "Xeyna Inferno" MANAV

Inferno [Chaos] (1. Bölüm)

     Karanlık çökmüştü.Yağmur şiddetini her geçen dakika daha da arttırıyordu.Yağmur o kadar şiddetlenmişti ki, Birkaç metre ötesini göremiyordum.Zırhımın aralıklarından giren sularla sırılsıklam olmuştum.Ne kadar yolum kaldığı hakkında hiç bir fikrim yoktu.Yağmur tanecikleri zırhıma bir ok gibi çarpıyor, gözlerimin önünde bir perde varmış hissi uyandırıyordu. Hiç bir şey göremiyordum. Körü körüne ilerliyordum.Atım sık sık kaygan çamurda kayıyor, her kayışından atımdan düşme tehlikesi yaşıyordum.Bir saat kadar bata çıka ilerledikten sonra yağmur şiddetini kaybetmeye başladı.Kısa bir süre içindede tamamen durmuştu.

İlerde bir ışığın belli belirsiz titreştiğini fark ettim. Atımı o yöne doğru sürmeye başladım.Işığa iyice yaklaştığımda, ufak bir kulübeden geldiğini fark ettim.Kulubeye yaklaştım ve atımdan yavaşça indim.Sağ yumruğumla kapıya iki kere vurdum.Ses yoktu.Sağ yumruğumu tekrar kaldırarak kapıya bir kez daha vurdum.Bu sefer içeriden genç bir adamın sesi duyuldu; "Kim o?" "Buranın yabancısıyım.Yağmurda çok fazla kaldım.Üşüyorum ve yorgunum.Adım Xeyna Inferno.Lütfen kapıyı açar mısınız?"diye karşılık verdim.İçerden kilidin açılma sesi duyuldu.Kapıyı açan geçn bir adamdı.Uzun boylu, saçları ve gözleri simsiyahtı.Saçları uzundu, omuzlarına kadar geliyordu.Üzerinde sıradan bir kıyafet vardı.Altında kahve rengi deri bir pantolon üzerinde de yine kahverengi sade bir tunic vardı.Adam; "Adım Maxim. Lütfen içeri buyrun ladyim.Sırılsıklam olmuşsunuz.Hasta olmanızı istemem." diyerek beni içeri davet etti. "Teşekkürler.Ama önce atıma yiyecek bir şeyler verebilir misiniz?" diye karşılık verdim.Maxim; "Tabiki ladyim hemen getiriyorum." diyerek içeri gitti.Bende atım Black Die'ın yanına giderek ; "Beni burada beklemeni istiyorum.Muhtemelen sabah yolumuza devam edeceğiz.Dikkatli ol eğer bir tehlike sezersen bana mutlaka haber ver." diyerek tekrar kapının önüne geri dönerken Black'de onaylarcasına başını sallamıştı.

Kısa bir süre sonra Maxim elinde bir at yemliğiyle geri döndü.Yemliği bana uzatarak; "Buyrun ladyim" dedi. "Teşekkürler" diyerek yemliği aldım ve atımın boynuna asmak için atımın yanına döndüm.Yemliği atımın boynuna asarken, boynunu şefkatle okşayarak; "İyi geceler sadık dostum." diyerek adamın yanına döndüm.Beraber içeriye girdik.

Oda küçüktü.Ortasında tahta bir masa,masanın kenarlarında iki tane tahta sandalye vardı.Odanın bir köşesinde bir ocak vardı.Ocakta yanan ateş güçlüydü.Odayı hem ısıtıyor hemde aydınlatıyordu.Odada sokağa ve başka bir odaya açılan iki kapı iki de pencere vardı.Miğferimi çıkarttım.Islak saçlarım yüzüme yapışmıştı.Saçlarımı elimle geriye doğru attıktan sonra zırhımın diğer parçalarını çıkartmaya başladım.Bu sırada Maxim; "Açmısınız ladyim?" diye sordu.Çok acıkmıştım."Evet hemde bir kurt gibi açım." diye atıldım hemen.Üzerimdeki ıslak elbiseleri işaret ederek; "Ama önce şu ıslak elbiselerden kurtulmam lazım." dedim.Maxim "Haklısınız.Özür dilerim akıl edemedim."diyerek odadan hızla ayrıldı.Kısa bir süre içinde elinde bir gecelikle geri döndü.Bu beyaz oldukça sıradan bir gecelikti.Geceliği bana uzatarak; "Buyrun ladyim.Siz giyinirken bende yiyecek bir şeyler hazırlıyım." diyerek odadan ayrıldı.

Üzerimdeki ıslak elbiseleri çıkarttım ve geceliği giydim.Islak elbiselerimi sıkarak, kurumaları için ateşin yanında bir yere serdim.Odanın kapısı çalındı ve Maxim'in sesi duyuldu; "Müsayit misiniz ladyim? Yemeğiniz hazır." Masaya otururken; "Buyrun" diyerek adamı içeriye davet ettim.Maxim elinde bir tepsiyle içeri girdi ve tepsiyi masanın üzerine bıraktı.Tepside, kızarmış et, bir somun ekmek ve bir testide şarap vardı.Adama teşekkür bile etmeden hemen yemeye başladım.Çok acıkmıştım.

Yemeğimi bitirdikten sonra Maxim sordu; "Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?" "Teşekkürler.Daha iyiyim" diye yanıt vedim. Maxim merakla; "Nereye gidiyorsunuz ladyim?" diye sordu.Bir an tereddüt ettikten sonra; "Britain'e gidiyorum. Lordumuz Karga Inferno, çok önemli bir görev için beni yolladı.Britain'de Lord Blackthorn ile görüşeceğim.Gerisini anlatamam." diye yanıtladım.Maxim heyecanlanmıştı.Ben, onuda yanıma almak istermiydim acaba.Aklındaki tek düşünce buydu.Benimle gelmek için her şeyini verebilirdi.Bunu bana sorup sormamak konusunda tereddüt etti.Sonra aniden; "Ladyim bende sizinle gelebilir miyim? Benide yanınıza alır mısınız?" diye sordu.Şaşkınlıkla yüzüne bakarak; "Neden? Neden benimle gelmek istiyorsunuz? Bu çok tehlikeli ve zor bir yolculuk.Gelmek istediğinizden emin misiniz?" diye sordum.Genç adamın heyecanı ve sevinci gözlerinden okunuyordu."Elbette, elbette sizinle gelnek istediğimden adım gibi eminim." diye atıldı hemen.Uykusuzluktan esnerken; "Bilemiyorum düşünmem lazım.Kararımı sabah bildiririm.Ama izninizle dinlenmem gerekiyor.Yatabileceğim bi yer gösterir misiniz?" diye sordum. Maxim; "Elbette ladyim.Buyrun buyrun benim yatağımda yatabilirsiniz." diyerek diğer odaya açılan kapıya doğru yöneldi. "Lütfen beni takip edin." diyerek kapıdan geçti bende peşinden.

Maxim'in odası küçüktü tek kişilik bir yatak, birde elbise için bir dolap vardı. bunlar haricinde pek bir şey göze çarpmıyordu. "Teşekkürler." diyerek kendimi yatağa attım. Maxim; "İyi geceler ladyim. Sabahı iple çekeceğim." diyerek odadan ayrıldı. Çok yorgundum.Bu neden le hemen derin bir uykuya daldım.

Gözlerimi açtığımda güneş çoktan doğmuştu.Maxim tepemde dikilmiş tatlı bir tebessümle bana bakarak; "Günaydın ladyim.İyi uyuyabildiniz mi?" diye sordu.Yattığım yerden doğrularak gerindim.Maxim'e bakarak; "Günaydın. Çok iyi uyudum teşekkür ederim." diyerek ayağa kaltım.Bütün enerjim yerine gelmişti.Yatağın yanında bi ufak , çekmeceli bir dolap vardı.üzerinde su dolu bir kap vardı.Burada yüzümü yıkadıktan sonra, Maxim bana temiz bir havlu uzattı. "Teşekkürler" diyerek havluyu aldım yüzümü kurulayıp Maxime geri verdim. Maxim; "Kahvaltı hazır ladyim.Buyrun." diyerek masanın olduğu odayı işaret etti.

Masanın üzerinde pek fazla bir şey yoktu.Ama karnımızı doyurmaya yetecek kadar yiyecek vardı.Masaya oturup yemeğimi yemeye başladım.Yemeğimi yerken, Maxim'in hiç bir şey yemediğini farkettim. Elindeki ekmeği evirip çeviriyordu.Düşüncelerine dalmıştı. "Kararmı vermem için seni bir sınava tabi tutmalıyım." dedim aniden.Maxim düşüncelerinden kurtularak heycanla atıldı; "Elbette,elbette ladyim.Her türlü sınava hazırım." dedi.Kaşlarımı çatarak; "Öncelikle bana ladyim demeyi bırak benim bir adım var.Xeyna. Bana Xeyna demeni istiyorum.Birde, hayatında hiç kılıç kullandınmı?" diye sordum. Maxim bu soruya biraz gücenerek; "Sizin kadar olamam tabi ama bende iyi bir savaşçıyım ladyim. A. afedersin Xeyna. Kısa bir süre önce Lord British'in yanında savaşıyordum. Ama artık sıkıldım o kendini beğenmiş ahmağın teki.Bir ahmaktan emir almaktan sıkıldığım için ayrıldım. Beni Britain'den sürdü.Bende burada kendi halimde bir kulube yaptım ve burda yaşamaya başladım." "Hmm.Anlıyorum. Bu yüzden mi benimle gelmek istiyorsun Maxim? Lord British'ten intikam alabilmek için mi?"diye sordum. Maxim; "Bilemiyorum nedenlerimden biri de bu olabilir." dedi.Adamın yüzü ciddileşmişti. "Sınav? Sınav ne olacak lad.. Xeyna?" diye sordu. "Sınavı verdin bile." dedim gülümseyerek.Maxim sevinçle; "Yani sizinle gelebilir miyim ladyim? Şey, yani Xeyna?" diye sordu. "Evet hemen hazırlanmaya başlasan iyi olacak geç kalmak istemiyorum bu aksama kadar Britain'e varmalıyız."dedim ve aceleyle zırhımı giymek için ayağa kalktım.Maxim'de hemen koşarak odadan ayrıldı.Bende zırhımı üzerime giydim ve Maxim'i beklemeye başlamıştımki, dışardan Maxim'in bana seslendiğini duydum. "Hala hazırlanamadın mı Xeyna? Dışarda seni bekliyorum." diyordu.

Dışarı çıktığımda atını eğerliyordu. Üzerinde açık mavi rekte bir zırh vardı.Bu zırh valorite delilen sağlam ve dayanıklı bir madenden yapılmıştı.Belinde asılı duran bir broadsword vardı.Atına binerken; "Yola çıkmak için hazırım yiyecekleride hazırladım. Gidiyor muyuz?" diye sordu.Nasıl bu kadar kısa sürede bu kadar çok şeyi hazırladığını merak ederek atıma bindim. Black Die'ın boynunu okşayarak; "Günaydın sadık dostum." dedim oda karşılık olrak başını salldı ve ufakbir ses çıkarttı.Artık yola çıkmak için hazırdık.Maxim'e elime beni takip etmesini işaret ederek hızla atımı sürmeye başladım.

Black Die okadar hızlı gidiyorduki, sanki koşmuyor uçuyordu.Maxim'in atı ona yetişmekte güçlük çekiyordu.Britain bulunduğumuz yere çok uzak değildi. Ama genede baya bir yok katetmemiz gerekiyordu.Hesaplamalarıma göre akşam üzeri oraya varmış olacaktık. Hızla ilerliyorduk. Hiç ara vermeden ilerliyorduk. Akşam olmak üzereydi. Britain şehrinin yüksek surları göründü. Durması için atımın dizginlerini yavaşca çektim.Durduğumu gören Maxim'de aynını yaparak yanımda durdu. "Bu şekilde yaklaşamayız.Okçular bizi avlayabilir ön kapıya gitmeliyiz. Lord Blackthorm beni bekliyor.Davetiyesi var.Kapıdaki muhafızlara onu gösterip içriye gireceğiz."diyerek şehrin büyük kapısına doğru yöneldim.

Kapıda iki tane muhafız vardı. Üzerilerinde koyu mavi zırhları,ellerinde birer long sword vardı. Kalkanlarında Lord British'in sembolu vardı. Muhafızlardan biri bizi görünce birkaç adım öne cıkarak; "Durun! Kimsiniz?" diye seslendi.Miğferimi çıkartarttım ve muhafıza yavaş yavaş yaklaşırken; "Adım Xeyna Inferno. Buraya Lord Blackthorn'un davetlisi olarak geldim." diye karşılık verdim.Adamın korkusu gözlerinden okunabiliyordu. Britain'de beni tanımayan yoktu.Herkez beni acımasız bir katil olarak biliyordu.En acımasızlarından biri ve en iyilerinden biri olarak.

Üzerinde Lord Blackthorn'nun mührü olan zarfı muhafıza uzattım.Muhafız elini uzatmaya çekiniyordu.Ürkekçe elini uzattı ve zarfı elimden aldı. Muhafız, zarfa kuşkuyla bakıyordu.Üzerindeki mühürü iyice inceledikten sonra, gönülsüzce "Tamam. Geçebilirsiniz Lady Xeyna Infenro." diyerek isteksizce bir selam verdi. Kapıları açmaları için diğer muhafızlara işaret ettikten sora tekrar nöbet yerine geçti.Maxim'e elimle gelmesini işaret ettim. Ağır demir kapılar gacırdayarak açıldı.Biz içeri girdikten sonra büyük bir gürültüyle kapandı. "Daha önce Britain'e hiç bu kadar kolay girmemiştim." diye düşündüm.

Maxim hiç konuşmuyor,sessizce beni takip ediyordu.Sokakta pek fazla kimse dolaşmıyordu. Bir kaç muhafız, sağda solda gezinen dilenciler ve sokak çocukları dışında ortalık sessiz ve sakindi.Hava kararmıştı belliki insanlar hava karardıktan sonra dışarıya çıkmaya korkuyorlardı. Yanlarından geçtiğimiz tektük insanlarda bize korkuyla bakıyor aralarında bir şeyler fısıldaşıyorlardı.(Belkide beni tanımışlardı.)

Sonunda lord Blackthorn'un kalesinin önüne gelmiştik. Kapıda iki muhafız nöbet tutuyordu. İkisinin de üzerinde, koyu kırmızı kan rengini andıran zırhlar vardı.Bu zırhlar bloodrock denen madenden yapılmışlardı.(Bu maden tüm dünyadaki en dayanıklı ikinci madendir.)Ellerinde yuvarlak parlak metal kalkanlar, kalkanların üzerinde Chaos'un sembolü olan birbirini tam ortadan kesen iki kırmızı çizgi(artı işareti de diyebiliriz) vardı.Muhafızlardan bir tanesi öne çıkarak; "Durun! Kimsiniz?" diye yüksek sesle sordu. Muhafızın yüzümü görebileceği bir mesafeye geldikten sonra durarak; "Adım Xeyna Inferno.Buraya Lord Blackthorn'un davetlisi olarak geldim." diye karşılık verdim.Muhafız beni tanımış adeta yerlere kadar eğilerek selam verdi. "Sizinle tanışmak büyük bir onur Lady Xeyna ınferno.Lordum sizi bekliyor lütfen buyrun." Başımla adamın selamına karşılık verdikten sonra atımdan indim ve Maxim'i yanıma çağırdım.Muhafız Maxim'i kısık gözlerle süzerek; "Bu kim?" diye sordu.Sesinde alaycı bir tavır vardı.Kaşlarımı çatarak Muhafıza öyle bir bakış fırlattımki, başka bir soru sormaya cesaret edemedi.Cevabın gelmeyeceğini anlayarak kenara çekildi.İçeri girerken, "Atıma iyi bakın.Yoksa..." sözüme devam etmedim.

İçeriye girdik. Kalenin duvarları Savaşan insanlar, ejderhalar ve çeşitli yaratık resimleriyle doluydu. En çokta Lord Blackthorn'nun resimleri vardı. Yanından geçtiğim insanlar bana bakıyor , aralarında birşeyler fısıldaşıyorlardı. Kiminin gözlerinde korku, kiminin gözlerinde merak vardı.Uzun bir holden daha geçtikten sonra taht odasına varmıştık.Kapının önünde iki muhafız vardı.Zırhları giriş kapısındakilerle aynıydı.kalkanlarıda aynıydı. Tek farkları ellerinde uzun mızraklar tutuyor olmalarıydı.Komik kıyafetli bir adam(tıpkı bir soytarıya benziyordu) yüksek sesle benii takdim etti; "Lady Xeyna Inferno!" ...


Birinci bölümün sonu...



     Taylan "Xeyna Inferno" MANAV

 

Yorumlarınız:

Siz de bu yazıya yorum ekleyebilirsiniz. Yorum ekle

 

 

 

 


 FrpNet Forum

 Bize Ulaşın

FrpNet Anket

Yeni Kitaplar

Siteiçi Arama

Yayınevleri

Linkler - Bağlantılar

Basında FrpNet

 

Ana Sayfa  |  Diyarlar  |  Bilgi  |  Yazılar  |  Forum  |  Galeri  |  Bize Ulaşın

Copyright © 2004 Keri Technology.. | Tüm Hakkı Saklıdır.           Anasayfa | Mail Kontrol | Mail Ayarları | Reklam | Yayınevleri | İletişim