Hikaye

Serkan "sowtim" BAL

Tarrahn Muhafızları - Bölüm 1

     "Hadi ama Sowtria, kalk artık!” Sowtria gözlerini açtı, karşısında Geron birşeyler geveliyordu. İlk başta söyledikleri kulağa anlamsız gelse de, birkaç saniye sonra ne dediğini anlamaya başladı. “Kalk artık, Sowtria. Sonunda Kuzey Ergoth’a geldik!”

     Sowtria doğruldu, uyku sersemliğinin geçmesi için biraz bekledi. Kendisi ve Balmaran dışında herkes ayaktaydı. Eweryn sopasıyla Balmaran’ın kafasına, adamın uyanması için nazikçe dokunuyordu. Sopanın her zarif dokunuşunun ardından Balmaran’ın gözleri açılır gibi oluyor, ama duymamazlığa gelerek gözlerini yine kapatıyordu. En sonunda Eweryn gerçekten kızıp, onu bir sıçana dönüştüreceğini söyleyince adam homurdanarak doğruldu. Gayri ihtiyari olarak baltasına uzandı ve sırtında taşıdığı bölüme yerleştirdi.

     Üzerinde hala uyku sersemliği olan Sowtria, yüzünü yıkamak için ayağa kalktı. Bu sırada arkadaşı Helmeper’in onu izlediğini gördü. “Günaydın” dedi Helmeper “Hiç uyanmayacaksın sanmıştım.” Helmeper, her zaman doğanın gerçeklerine inanır, doğayı korur ve her druid gibi doğal olmayan herşeye karşı savaşırdı. Adamın sözleriyle beraber Sowtria’ya, başından aşağı bir kazan dolusu su boşaltılmış gibi geldi. Adamın sakin ve huzur dolu sesi insana bir dinçlik ve tazelik hissi veriyordu. “Günaydın” dedi Sowtria konuyu kendinden uzaklaştırmaya çalışarak “Evet, biraz fazla uyumuşum. Demek en sonunda Kuzey Ergoth’a ulaştık.” “Evet” dedi Helmeper “Buraya gelmeyi hiç arzu etmememe rağmen, en sonunda bir kara parçasına ayak basacağımız için Branchala’ya minnettarım.”

     Sowtria ve arkadaşları; Balmaran, Eweryn, Helmeper ve Geron tam iki haftadır denizdeydiler. Sowtria, kendilerinin bu kadar sefalet çekmesine sebep olan olayı hatırladı. Palanthas Lordu Kreek vergileri arttırdıkça arttırıyordu. Aslında bu duruma oldukça sinirlenen halk, Lord Kreek ile muhafızlarından oldukça korktuğu için ses çıkarmıyor ve onlar ne yaparsa yapsın boyun eğiyordu; fakat zaten maddi durumu iyi olmayan Sowtria, bu durumu öğrenince iyice sinirlenmiş ve lordun yanına çıkmaya karar vermişti. Lordun kendisini görmeyi reddetmesiyle birlikte hiddeti artan Sowtria arkadaşlarını toplayıp, lorda karşı bir isyan başlattı. İlk başta beş arkadaştan oluşan gurup, halktan katılımlarla birlikte kısa sürede, yaklaşık iki yüz elli kişiye ulaştı. Olayları duyan Lord Kreek, muhafızlarıyla birlikte isyancı grubu karşılamaya çıktı. Lordu -özellikle de Palanthas Muhafızları’nın uzun, parlak kılıçlarıyla, keskin baltalarını- karşılarında gören halk toplandığı kadar kısa bir sürede dağıldı. Ortada kalan beş arkadaş; Sowtria, Balmaran, Eweryn, Helmeper ve Geron çıkartıldıkları Palanthas Yüksek Mahkemesi tarafından altı ay sürgün cezası aldılar ve Kuzey Ergoth’a gönderildiler.

     İçini çeken Sowtria güverteye çıktı ve bir oraya, bir buraya koşuşturan telaş halindeki gnomları gördü. Bu sırada hayretler içinde farketti ki gemi sağ tarafa doğru yavaş yavaş eğiliyordu. Hemen o tarafa koştu ve aşağı bakan birkaç gnomu kenara iterek, kendisi de aşağı bakmaya başladı. Denize atılmış olan çapa, denize bir metre kala havada asılı kalmıştı. Bu yöne doğru ağırlık yapan çapa, zaten küçük olan gnom gemisini doğal olarak sağa doğru yatırmıştı. Rahatlayan Sowtria “Ne de olsa bir gnom teknesi” diye düşündü. “Bu kadarı da normal.”

     Gnomlar Ansalon’da yaşayan elleri teknolojiye en yatkın ırktı. Boyları uzaktan akrabaları cücelerinki ve kenderlerinki kadardı. Sürekli olarak birşeyler icat eden gnomların yapıtlarında genelde birkaç tasarım hatası bulunur ve daha sonra kurulan divanlarda bu konular uzun uzadıya tartışılarak bir çözüm üretilirdi. Bu gemideki çapa halatının kısa olması da bunlardan biriydi.

     Sowtria geminin kaptanı Koloner Kalınyelken’i gördü. Adam söylediğine göre hayatı boyunca gemilerde yaşamıştı. Öyle ki, artık karada, adam kendini okyanusun ortasında, bir kayanın üzerinde durur gibi hissediyordu -en azından o öyle söylüyordu. Teni tuzdan ve güneşten yanmış, kahverengiye çalan kızıl bir renk almıştı. Kulaklarında altın ve gümüş küpeler, parmaklarında değerli taşlarla süslü yüzükler bulunuyordu. Oldukça varlıklı birine benziyordu. “Günaydın, evlat” dedi Koloner “Size de” dedi Sowtria oldukça soğuk bir dille, hiç havasında değildi -iki haftadır hiç havasında olmamıştı. Soğuk cevap karşısında afallayan kaptan tonlamasını daha resmi bir hale getirdi. “Ehm, şey artık inmeniz gerekiyor. Kuzey Ergoth’dayız.” Bu sırada grubun geri kalanı da Sowtria’nın yanında toplandı. “Evet, biz de ayrılmak için hazırlanıyorduk.” dedi Sowtria. “Bize geceleri kalabileceğimiz bir taverna adı verebilir misiniz?” Paranın o tatlı kokusunu alan denizci biraz da yalan söyleyerek ve az önce takındığı o resmi tavrı bozarak “Evlat, burada onlardan fazla bulamazsınız...” Onları şöyle bir süzdü. “ama isterseniz küçük bir ücret karşılığında burada, benim teknemde...” “Söz konusu bile olamaz!” diye kestirip attı Eweryn. Kadının sesi adeta korkmuş bir şekilde çıkıyordu. “Herhalde bu lanet gemide bir gün bile kalmanın düşüncesi bile onu korkutuyor.” diye düşünüp, sırttı Sowtria; çünkü bu ani tepki karşısında kaptanın yüzü kızardı ve utanıp, yine o resmi halini takınmaya başladı.  

     Gemiden indiler. Bu sırada yine “küçük bir tasarım hatası”nın kurbanı oldular. Geminin limana inen merdivenleri çok kısa yapılmış olduğu için belli bir mesafeden limana atlamak zorunda kalmışlardı. Kara talihin bir eseri olarak, ellerindeki paranın bir kısmını taşıyan kender -paralarını çalınma riskine karşı aralarında bölüştürmüşlerdi- atlarken dengesini kaybetti ve atlayışı kısa düştü. Balmaran Geron’un sırılsıklam olmasını engellediyse de, kenderin kemerinde asılı duran para kesesinin kayıp, denizin dibini boylamasını sadece hüzünlü bir şekilde izleyebildi. Uğursuzluk daha ilk dakikadan onları bulmuştu.  

     Kuzey Ergoth’un bir liman kenti olan Tarrahn oldukça büyük bir yerdi. Kuzey Ergoth’un kuzey doğusunda, Rudith Dağları’nın arkasında bulunuyordu.  

     Bütün gün boyunca şehri tanıma amaçlı gezdiler. En sonunda ayakaları onlara isyan ederken -kaptanın bariz bir şekilde yalan söylediğini anlayarak- kendilerini birçok farklı tavernanın bulunduğu bir sokakta buldular. Fazla seçici davranmadan bir tavernaya daldılar. Burada da bütün gün boyunca gördüklerinden farklı bir manzara görmediler. Gün boyunca rastladıkları insanlar suskun ve gergindiler. Eğer yol arkadaşlarından birisi onlara birşey soracak olsa, insanlar kaçamak cevaplar verip, hemen uzaklaşıyorlardı. Bu da zaten moralsiz olan yol arkadaşlarını iyice sıkıntılı ve moralsiz yapıyordu. Belki burada, bir tavernada; yani genellikle insanların yüksek sesle konuşup, bol bol kahkaha attıkları bir yerde, durum farklı olur diye ummuşlardı; ama durum burada da aynıydı; taverna normal olmayacak kadar sessizdi. Tavernacı onları şöyle bir süzdükten sonra “Hoşgeldiniz! Ne istersiniz: oda, yiyecek, bira?” diye sordu. Aslında tavernacı da konuşmaya pek istekli değildi; ama sonuçta gelenler büyük olasılıkla müşteriydiler; onlarla ilgilenmesi gerekiyordu. Balmaran tezgahın üzerine birkaç gümüş para bıraktı ve “İki oda” dedi. “Nasıl isterseniz efendim, yalnız sizi odalarınız hazırlanana kadar kısa bir süre için burada bekleteceğim.” dedi tavernacı. “Sorun değil” diye karşılık verdi Balmaran ve beş arkadaş yakınlardaki bir masaya gidip, çöktüler.  

     Masada herkes sakindi. Sesizliği kısa bir süre sonra bozan -herşeye rağmen- neşeli kalmayı başarabilen Geron oldu. “Hadi ama, bir de şu yönden bakın; bir çok yer gezip, görmüş olacağız.” Geron’un iyimser yaklaşımına karşı kimseden bir tepki gelmedi. Kender bir “Üff!” çekti. Sowtria kenderin şu anda düşündüklerini tahmin edebiliyordu. “Bizi çok sıkıcı olmakla suçluyordur şu anda muhtemelen; ama sürgüne gönderilen bir insan nasıl hiçbir şey olmamış gibi davranabilir ki?” Düşüncelerini Eweryn’in konuşması dağıttı. “Fark ettiniz mi, insanlar sanki birşey gizliyormuş gibiler. Ayrıca çok da huzursuz görünüyorlar.” Sowtria büyücüye karşı her zaman büyük bir saygı duyardı. Herkesin bir şekilde farkettiği, ama yorumlayamadığı olayları çok kısa zamanda, çok kolay bir şekilde söyleyebiliyordu, tıpkı şimdi olduğu gibi. “Evet” dedi Sowtria “biraz dinlendikten sonra tavernacının ağzını arasak iyi olacak galiba, değil mi Balmaran?” Koca savaşçı adamın dikkati ise tamamen farklı bir yöne, farklı bir konuya odaklanmıştı; barmen kız ve gözlerine. Sowtria derin bir iç geçirdi. Bu sırada tavernacı onlara seslendi. “Odalarınız ve yataklarınız hazır genç efendiler.” Bunun üzerine, hepsi yemek saatinde aşağı inmek için anlaşarak, odalarına çıktılar.  

     Yemek saatinde taverna oldukça doluydu ve bir hayli gürültülüydü. Normalde bu durumdan rahatsız olması gereken yol arkadaşları, daha deminki ölüm sessizliğinin gittiğine oldukça memnunlardı; fakat yol arkadaşları görünür görünmez sadiseler önce hararetli hararetli konuşan insanlar, şiddetli bir fırtınanın içinde kalmış bir mumun sönmesi gibi ani ve karanlık bir sessizlik oluşturdular. Yol arkadaşlarının da bariz bir şekilde anladıkları gibi, insanlar beş arkadaşa, bu beş yabancıya, güvenmiyorlardı. “Aslında onları suçlamamak gerekir.” diye düşündü güzel elf büyücü Eweryn “Savaş öncesi Ansalon’da birçok casus dolanıyor, onlar da bundan şüpheleniyor olmalılar.  

     Yeniden tavernacının yanına gidip, yiyecek birşeyler istediler, yine tezgahın üzerine birkaç gümüş para bırakarak. Az sonra gelen kızarmış keçi eti, patates ve şarapla karınlarını iyice doyurdular. İki haftadır sadece balık yiyorlardı ve bundan dolayı sürgünden önceki hayatlarında sıradan bir mönü olan keçi eti, patates ve şarap üçlüsüne Palanthas Lordu’nun sarayında binbir türlü leziz yemeklerden yiyormuşcasına minettar kaldılar. 

     Sowtria bir barmen kıza tavernacıyı onun yanına çağırmasını belirten bir el hareketi yaptı. Barmen kız -biraz önce Balmaran’la bakışan kız- başını salladı, Balmaran’a kaçamak bir bakış atıp, tavernacının yanına gitti. Yakışıklı bir erkekti Balmaran. Geniş omzu, adaleli vücudu ve alımlı suratı ile birçok kızın gönlünü çalmıştı, tıpkı şimdi yaptığı gibi.

     Tavernacı yanlarına geldi. “Birşey mi arzu etmiştiniz genç efendiler?” diye sordu. “Evet” dedi Sowtria “sormak istediğimiz bazı sorularımız var ve sizin de cevaplayabileceğinizi umuyoruz.” Sowtria bu sırada Helmeper’in onların diyalogunu çok dikkatli bir şekilde dinlediğini farketti. 

     Garip bir adamdı Helmeper. Çok nadir konuşur, ama çok mantıklı sözler sarf ederdi. Dışarıdan bencil ve içine kapanık görünmesine rağmen yol arakadaşlarına birçok iyilikleri dokunmuştu. Özellikle de, aralarından biri yaralanınca, ona bir druid olduğu için, tanrılar tarafından bahşedilmiş olan iyileştirme özelliğini kullanarak, arkadaşlarına şifa dağıtırdı.  

     Düşüncelerinden bir anda silkinerek kurtulan Sowtria, tavernacıyı dinlemeye devam etti. “Evet ne sormuştunuz?” “Öncelikle bu insanlar niye bu kadar sessiz ve huzursuz?” diye sordu Sowtria tavernada oturan kişilerin dikkatini çekmemek için sessiz ve sakin konuşarak “Ve bizi görünce neden suskunlaştılar?” diye ekledi Eweryn. “Bugünler kötü günler... “diyerek sözüne başladı tavernacı “büyük bir ihtimalle duymamışsınızdır. Tarrahn’a güneyden büyük bir goblin ordusu yaklaşıyor. Güney Ergoth çoktan düştü bile. İşte bu yüzden insanların moralleri bozuk. Sizin sorunuza gelince hanımefendi...” diye devam etti tavernacı “goblin ordusunun birçok öncü-casusları var da... İnsanlar bu yüzden tedbiri elden bırakmıyorlar.” Tavernacının sesi, son sözlerini söylerken daha bir gür çıkmıştı ve bu yüzden yakındaki masalardan birkaç kişi dönüp, onlara baktı. Bakanların hepsinin yüzünde nefret ifadesi vardı. “Geçenlerde yakalanan bir casusu Tarrahn Meydanı’nda astılar.” dedi tavernacı ayağa kalkıp, onlara yüksekten bakarak; gözdağı vermek istercesine. “Şimdi” dedi “başka bir isteğiniz yoksa işime dönebilir miyim?” Sowtria evet anlamında başını salladı ve tavernacı da onların yanından hızlı adımlarla uzaklaştı. Yol arkadaşları Sowtria!ya, onları bu belaya sürükleyen gayri resmi liderlerine bakıyorlardı. “İnanamıyorum” dedi Sowtria “Bir savaşın ortasında kaldık.”

Serkan "sowtim" BAL

Yorumlarınız:

Siz de bu yazıya yorum ekleyebilirsiniz. Yorum ekle

 

 

 

 


 FrpNet Forum

 Bize Ulaşın

FrpNet Anket

Yeni Kitaplar

Siteiçi Arama

Yayınevleri

Linkler - Bağlantılar

Basında FrpNet

 

Ana Sayfa  |  Diyarlar  |  Bilgi  |  Yazılar  |  Forum  |  Galeri  |  Bize Ulaşın

Copyright © 2004 Keri Technology.. | Tüm Hakkı Saklıdır.           Anasayfa | Mail Kontrol | Mail Ayarları | Reklam | Yayınevleri | İletişim