Adam küfürler savurarak yatağından
kalktı tek odalı kulübesinin içinde uyumaya çalışıyordu fakat basit
bir kişinin bile huzur bulması istenmiyor gibiydi.İki gün önce
kapattığı delikten yine su geliyordu , başka bir yer olsa
umursamadan yatardı ama yüzü ıslanıyordu.Kalktı ve yatağın yerini
değiştirdi suyun damladığı yere bir şişe koydu ve tekrar uyumayı
ümit ederek yatağına uzandı .Su damlalarının çatıda çıkardıkları ses
onu hiç rahatsız etmiyordu, anlaşılan bu tarz seslere aldırmamayı
öğrenmişti.
Birkaç dakika sonra uykuya daldı ve rüya görmeye başladı .Rüyasında
bir kadını görüyordu mutfakta yemek hazırlıyordu küçük bir çocuk
arkasına sessizce yaklaştı ve beline sarıldı kadın önce irkildi ama
sonra rahatladı. Arkasını döndü gülümseyerek eğilip çocuğa sarıldı.
-Merav sana bana sessizce yaklaşmanı söylemiştim , beni
korkutuyorsun.
(Çocuk gülerek)
-Özür dilerim anne ama seni öyle görünce dayanamıyorum.
-Ahh oğlum bir gün beni korkudan öldüreceksin.Baban gibi sende çok
haylazsın.
Aniden bir gürültü duyuldu birisi kapıya vuruyor gibiydi ama ses çok
fazlaydı Merav uykuda olduğunu farketti ve uyandı .Sabah olmuş
yağmur dinmişti odaya biraz göz gezdirdi aynı andada kendine gelmeye
çalışıyordu dışarda birisi kapıyı şiddetlice tekmeliyordu ,
gözlerini açtı üstüne bir yelek giyerek kapıya doğru yöneldi. Kapıyı
açcağı sırada geriledi , artık buna gerek yoktu kapı kırılmıştı .
-Bir memuru nasıl kapıda bekletirsin !
İri kıyım bir adam kapıdan içeri girmiş Meravı azarlıyordu adam
asker kıyafetleri içersindeydi , yeşil ünüformasının üstünde
imparatorluğun arması parıldıyordu.
-Vergileri toplamaya geldik . Sen sonuncusun lanet kasabadan bu
kadar uzakta yaşayıp bizden kurtulacağını sanmamışsındır umarım
Konuşmasında hem alaycılık hem de öfke vardı .Meravın kulübesi
kasabanın hemen hemen on kilometre dışındaydı askerin kızmasına yol
açanda buydu.
-Vergi mi ? (Şaşkın bir ifadeyle) -Ne vergisinden bahsediyorsunuz
daha vergi ödeme zamanı gelmedi.
-Senin dünyadan haberin yokmu ? Bu dönem vergileri erken toplanıyor
iki hafta önce tüm kasabaya bu duyurulmuştu şimdi ver şu verginide
işimizi bitirelim.
-Kusura bakmayın ama vergiyi ödeyemem , bu yıl tarlamdan satacak
kadar ürün elde edemedim bu yüzden vergiyi ödeyemem.
-Vergini veriyormusun ?
-Hayır.
Asker iyice kızmıştı diğerlerine kızgınlıkla baktı ve Meravı işaret
etti.
-O zaman zindana gidiyorsun.Aren kalesinin zindanlarına.
Ertesi sabah Merav kendini zindanda bulmuştu .Kasabanın kuzeyindeki
Aren Kalesinin zindanları mahkumlara kötü davranılmasıyla ün
yapmıştı .Cezalar çok sertti insanlık dışıydı buraya gelen biri
sadece zindanda kalmıyordu düzenli olarak kırbaçlanıyor , dövülüyor
, işkenceye uğruyordu bunlar imparatorluğun refah içindeki
dönemlerinde yasaklanmıştı ama atık kimse yasaları uygulamıyordu
merkezin idaresi zayıflamış eyaletler kendi kanunlarını koyar hale
gelmişlerdi.
Korkusunu gizliyemiyordu , vergisini ödiyememişti bu büyük bir suç
olmamalıydı halk gittikçe fakirleşmişti ama bunu umursayan
yoktu.Burada kalmaktan hoşlanmıyordu cezasını merak içinde
bekliyordu. Büyük ihtimal kırbaç cezası alacaktı birazda dayak
yiyecekti bundan fazlası mümkün değildi ama yinede herşey yargıca
kalmıştı.
Öğlen olduğunda Merav yargıcın karşısına çıktı .Yargıç otoritesini
belli ediyordu güçlü sert ifadeli biriydi büyük bir kolktukta
oturmuştu önünde üstünde kırmızı bir örtü bulunan masa duruyordu
masada bir çok kağıt vardı adam meşgul olmalıydı. Askerler mahkumu
yargıcın önüne diktiler , yargıç küçümseyen bir ifadeyle yanındaki
askere suçunun ne olduğunu sordu
-Vergisini ödemedi ve görevli memura hakaret etti.
Merav hem şaşırmış hemde kızmıştı vergisini ödememesi doğruydu ama
memura hakaret etmemişti.Ona iftira atıyorlardı buna katlanamazdı .
-Yalan !
-Kes sesini . Yanındaki asker ensesine yumruğu geçirdi merav öne
doğru sendeledi ama düşmedi.
-Bu büyük bir suç ,bir ay zindan cezası alacaksın. Yargıç kağıtlarla
uğraşmay başladı askerler Merav'ı götürürken ;
-Adiler ! diye bağırdı yargıç ona baktı ve "Cezan 3 ay oldu" dedi.
Merav odadan çıkartılırken askerlerden birinin kılıcını kaptı
dışarıya kaçmaya çalıştı yargıcın olduğu oda bir koridora
çıkıyordu.Eğer doğru hatırlıyorsa koridorun sonundaki kapı çıkış
kapısıydı. Oraya doğru koştu ilerideki kapıya ulaştı ve onu açtı
gördüğü nöbetçilerin dinlenme odasıydı. Geriye doğu baktı çıkış
kapısını gördü kapı koridorun sonunda değil ortasındaydı oraya
gitmeye çalıştı ama bir asker karşısına çıktı odadakilerde peşine
düşmüşlerdi.Karşısına çıkan askere kılıçla bir hamle yaptı adam
kılıcıyla hamleyi savuşturdu , merav savuşturmasıyla birlikte adamın
yüzüne yumruğu indirdi . Adam yere düştü merav çiftçiliğin faydasını
görmüştü epey güçlenmişti.Kapıya doğru koştu koridorun iki
tarafından da askerler geliyordu kapıyı açtı karşısına kalenin iki
nöbetçisi dikildi onu durdurmaya çalışırlarken ikisini de bir
tekmeyle yere yapıştırdı.
Dışarıda başka asker yoktu ilerde bir Pazar olmalıydı doğru
hatırlıyorsa bugün Pazar toplanıyordu . Pazarın olması gerektiği
yere doğru koştu yanılmamıştı Pazar oradaydı hemen halkın arasına
karıştı. Askerlerde peşinden geliyordu kalabalığın sonuna geldiğinde
bir köşeyi döndü fakat yol bitmişti çıkmaz sokağa girmişti.Askerler
peşinden sokağa daldılar atlılarda gelmişlerdi sokağa girdikleri
sırada önlerine yaşlı bir adam çıktı ;
-Çekil önümüzden pis dilenci !
-Ben mi ?
Adam küfür savurdu
-Seni ezmeden önce çabuk önümüzden çekil.(Yaşlılara hiç saygısı
yoktu)
-Hahaha gerçekten komiksiniz ahmaklar
Askerleri nasıl küçümserdi bir savaşçı olsa belki bu sözleri ciddiye
alınırdı ama o sadece yaşlı çökmüş biriydi.Meravla askerler arasında
duruyordu süvariler daha fazla beklemeyeceklerdi ortam gergindi
atları adama doğru sürmeye başladılar adama yaklaştıkları sırada
adamın sesi duyuldu ama ne olduğunu kimse anlamadı.Asasını askerlere
doğru yöneltti ve büyük bir alev topları adamları vurdu.Atlılar
alevler içinde çığlık atıyorlardı piyadelerden bir kaçı korkuya
kapılıp kaçıyorlardı diğerleriyse oldukları yerde dona kalmışlardı
bu adamın bir yolcu olabileceğini tahmin edememişlerdi bu onların
canlarına mal oluyordu .Adam asasıyla piyadelere yöneldi bu sefer
hiçbir şey söylememişti asasını hızlıca onlara doğru ittirdi
ardından da gülmeye başladı askerler geriye doğru uçmuşlardır
ilerdeki bir binaya çarpıp kaçmayı başaramayan nöbetçiler ölmüştü.
Adam askerlerin öldüğünden emin olduktan sonra Merav a döndü ve
yürümeye başladı korku içindeki genç adam kaçmak istiyordu ama
kaçabileceği hiçbir yer yoktu sokağın sonuna kadar geri geri adımlar
attı ve yolcuyu beklemeye başladı.Yolcu gerçekten yaşlıydı
kıyafetleri yırtılmıştı hepsi eski ve tozluydu elindeki asasından
güç alıyor gibiydi , Merav a doğru yaklaştı.
-Bu askerler niye peşindeydi ?
-Şeyy eee
Başta yalan söylemeyi düşündü ardından da karşısındakinin bir yolcu
olduğunu hatırladı yalan söylediğini anlayabilirdi bu yüzden
başından geçenleri anlatmaya başladı.
-Ahh Ahmak imparatorun ahmak askerleri gittikçe sapıtıyorlar bu
gidişte sonları kötü olacak.Kalacak bir yere ihtiyacım var evin
yakın mı?
-Aslında epey uzak buradan oraya gitmemiz yaklaşık bir gün sürer .
-Güzel bu sürede biraz sohbet ederiz hadi yola çıkalım buralarda
daha fazla kalmamalıyız onlar gelmeden gitmeliyiz.
Merav onların kim olduğunu düşündü ardından da yolcuların
düşmanlarını hatırladı , yolcudan korkuyordu ama onunla gitmesi
gerektiğini biliyordu. Onu kurtarmıştı hem artık bir kaçaktı burada
kalırsa askerler onu yakalayabilirdi ve bu sefer zindan cezasından
ağır bir şey gelecekti kellesini alacaklardı .Zar zor yutkundu "Hadi
yola çıkalım" dedi.
İki adam yola koyuldular, geleceğin kendilerine neler getireceğini
bilmeden .
Ceyhun "Hangman" ALYEŞİL
Yorumlarınız:
Siz de bu yazıya yorum
ekleyebilirsiniz.
Yorum
ekle