![]() |
||||
|
|
Hikaye Öznur "eowyn" BAYCAN Mavi…. Ama ben maviden nefret ederim!!!….
Yıllar sonra yine eskisi gibi, diyerek kız ıslık çala çala yolda ilerliyordu. Karanlık ve boş sokaklarda salına salına gezen masum bir kızdı o.
Birden yolda karşısına çıkan adamı ürkek gözlerle seyrediyordu. Fakat adamın yüzü bir tanıdığa benziyordu… kim di bu?
Kız adeta donakalmıştı, fakat adam onun üzerine hızlı hızlı yürümeyi kesmemişti… kız neden durup ona baktığını, neden ilerleyemediğini düşünürken adam onun bir iki adım ilersinde durdu.
Adam mavi giyiyordu. Adeta denize benziyordu. Kız ise martıyı andırıyordu bembeyaz güzelliğiyle… mavi bir gömlek, mavi bir jean giyen adamın ter kokusunu ciğerlerinde hissediyordu kız… yazın sıcaklığından ve korkunun getirdiği heyecanla kız terlemiş ve nefes nefese kalmıştı…
Neydi bu? Özgürlük avcısı mı? Kızın tek istediği mutlu olmak değil miydi boş sokaklarda? Ne işi vardı bu adamın burada? Ne istiyordu ondan? Kızın hayatını değiştirecek kadar ne yapmıştı ki ona?
Adam kızı süzdükten sonra, buraya gel, diyerek kolundan onu sürüklemeye başladı. Kız ise tepki veremedi, büyümüş olan gözbebekleriyle onun ne yaptığını anlamaya çalışıyordu.
Karanlık boş sokaklarda o ve lanet adam. Kızı fırlattı ve kızın üstündekileri parçalamaya başladı. Bembeyaz giysisi O’na adeta kefen gibiydi. Kız ise yalnızca adamın nefesinin ve ter kokusunun içinde adeta boğuluyordu… adamın yapmak istediği şey ortadaydı… kız ise ölümün pençesindeki bir güvercin gibi ürkekti, kanatlarını çırpamıyordu bile…
Bu hikayeyi daha fazla uzatamayacağım… Yer ve zaman aynı olmasa da yaşadıklarımdan ve eyvallah diyerek başlamak istiyorum sözlerime…
Bir bayanın hayatında yaşayabileceği en kötü şok bu olsa gerek. O kelimeyi bile yazmak içimden gelmiyor. Bu tip sapıklıkların tanımı olmamalı hayatta. Tanımı olan şeyler hep güzel olmalı. Ben böyle düşünüyorum.
Hangimiz yaşamadı sözlü yada sözsüz tacizi? Kimler yaşadı o lanet olayları?
Hikayemiz karanlık bir sokakta geçiyor, yalnızca karanlık sokaklarda sınırlı kalacaksa, ben hazırım dip bucak her yeri aydınlatmaya… iş yerinde, okullarda, hastanelerde… uzar gider. Bu konu üzerinde çok hassas davranıyorum ve davranmamız gerektiğine inanıyorum. Bunu yaşayanlar yalnızca kadınla sınırlı kalsa çözüm üretilebilir mi? Hayır. Çocuklar ve erkekler de maruz kalıyor bu pisliğe. Ve gün geçtikçe artıyor bu olaylar. Hatta hatırlarım geçen sene bir caminin imamı bile karışmıştı bu aleme. E ne diyelim. İmam böle olunca cemaat ne yapsın? Bazılarımız da yaşadığı bu çirkin olaydan utanıp kimseye derdini anlatamıyor. Neden mi? Ailesi ve çevresi tarafından acınarak gözükmek insanın en son istediği şey değil midir hayatında? Ye sonra ne oluyor? İçine kapanıyor, iç dünyasında yalnızca o ve onun istedikleri oluyor. Bir şekilde de dış dünyayla bağlantısı kesilmiyor fakat dışıyla hep sürtüşme ve kargaşa halinde yaşıyor. Derken güzelliğe olan inançları da yavaş yavaş ortadan kayboluyor. Kırılmış kalbini ve geçmişiyle yüzleşmek biraz daha ağırlaşıyor… arkasına bakmak istemiyor ama hep korkuyor yürürken.. biliyor ki o hep orada. Geçmişi değiştiremezsin ki. Duyguları bir şekilde ört bas oluyor ruhunda. Yada bunu bilerek yapıyor sırf içindekileri korumak adına…
Saatler, günler hatta yıllar boyunca çıkamadığı girdabın içinde paramparça buluyor kendini.
Bilinçaltı duyguları programlanmaya başlıyor. Ve başlıyor lanet bir hayat. Hiçbir şey yapamazsa kendine zarar veriyor. Mantıksız gelse de bu duygusunu durduramıyor. Lanet hayatı yalnızca kin ve nefretle oluşmuş zararlı insan olarak görülmeye başlıyor etrafında. Onun iç dünyasını gören nadir insanları da kırıyor istemeden. Çabuk tüketir oluyor ve elindekini saklamaktan korkuyor. Elindekini ya içine gömecek yada tüketecek. Zamandan korkar olmuş ama savaşmaktan çekinmeyen yine kendisi oluvermiş… kaybedecek neyim var der olmuş hayata… İçinde büyüyen eksiklikle büyüyüveriş hayat denilen savaşta. Dilinde tekrarlanan lanetler, beddualar, içindeki öfke, bastıramadığı duygularını bir gün anlatıp kurtulmak ister oluvermiş… İstemiş ama… nafile… anlatamamış.
Şimdi miş li yazıyorum. Neden mi, onun için zaman artık durmuş….
Eeee hayat böyle. Anlamsız. Kin alırcasına yaşıyoruz hayatı belirli nedenlerimizden dolayı.
Hayat; elimizde kılıcımızla, fırtınalara ve dalgalara, martılarla birlikte okyanus üstünde savaşmaya benzer. İnancı unutmamak lazım.
Örnekler sırayla anlatılır kin ve nefretin nedeni olarak… herkesin bir yaşam öyküsü vardır. Eleştirmek yerine anlamayı ümit edin. Kız maviden hep nefret etti. Mavi mi? Maviden bende nefret ederim’’’!!!
Namerie!!!
Öznur "eowyn" BAYCAN
|
|
||
|
Copyright © 2004 Keri Technology.. | Tüm Hakkı Saklıdır. Anasayfa | Mail Kontrol | Mail Ayarları | Reklam | Yayınevleri | İletişim |
||||