![]() |
||||
|
|
Hikaye Mert "Willow" Çelikok Altharis Açılıyor
Büyük Savaş Bölüm 2
Uçuşlarının yarım saati normal geçmişti. Bramel pekte konuşkan bir
yol arkadaşı değildi. Aslında Lilly buna minnettardı. Bramel havada
uçarken birden Bramel'inkinden biraz daha değişik bir kanat sesi
duyuldu. İşte o anda Lilly Bramelle gözgöze geldi ve onun gözündeki
korkuyu gördü. Oda panik olmaya başladı. Bramel "Sakin olun küçük
bayan, sadece bir kraken... Çok hızlı uçamazlar ama yakalanırsak dua
edebilirsiniz." Lilly her koşula karşı bir büyüsünü hatırlamaya
çalıştı. Kafasını arkaya çevirdiğinde iğrenç yaratığı gördü. Sadece
deri ve kemikten meydana gelen bir uçan dinazor gibiydi. Yaratığın
gözünün içindeki kötülüğü ve öldürme hissini fark etti. Aynı zamanda
yaratığın büyüsel enerjisini Lilly'ninkine çok büyük bir güçle
çarptı. Lilly'nin aurası titreşmeye başladı. Lilly tek umudunun
Bramel olduğunu fark etti. Bramel Lilly'ye tutunmasını söyledi ve
sert bir dalışa geçti. Bramel'in gagası resmen havayı yarıyor
muazzam bir ses çıkarıyordu.Arkalarından esen rüzgar yaratığın
onları takip ettiğinin kanıtıydı. Bramel sürekli krakenlerin bu
kadar inatçı olmadıklarını bu krakenin belkide daha önce kardeşine
küfrettiği kraken olabileceğini söylüyordu. Bramel dalışı bir süre
sürdürdü. Bulut katmanından çıktık ve güneşin parladığı bir dağa
geldik. Aşağıda bir nehir akıyordu. Meriç nehriymiş Bramel öyle
söyledi. Yaratık ışığı görür görmez arkasına bakmadan kaçmaya
başladı. Aynı zamanda ışık sanki canını yakıyormuş gibi çığlıklar
atıyordu. Lilly Bramel'e soru soran bir bakışla baktı. Bramel "Ahh...
Karanlık yaratıklar nedense ışığı pek sevmez. Aslında bu krakenleri
terbiye edebilen bir tek ırk var oda vampirler." dedi. Buradan sonra
Büyük Menderes denen yere kadar konuşmadılar. Bramel yere doğru
inişe geçti. Lilly " İzmir burası mı ?" Bramel "Ahh hayır küçük
hanım. Burası Büyük Menderes... Burada sizi bir gözetmen bekliyor.
Hakan bey çok nazik biridir. Sizi diğer koruyucuların yanına
götürecektir." Lilly'nin içini dahada bir korku sardı. Kimdi bu
Hakan bey? Onunla nasıl anlaşacaktı... Birden içinden bir ses "Linguistik
büyüsü ile küçük hanım" dedi. Lilly zihnindeki düşüncelerle
konuşmaya başladı. "Sen kimsin ?" Ses " Orası bizde kalsın. Ama
merak etme. Ne dediğini anlayacaksın...." Lilly başındaki bu sesin
ne olduğunu merak ede dursun Bramel yere hafif bir iniş yaptı ve
Lilly'nin inebilmesi için yere yüzü koyun yatıp kanadının birini
yere merdiven görevi yapması için açtı. Lilly aşağı indiğinde orta
yaşlı uzun ince bir gözetmen vardı. Üzerinde kırmızı bir cübbe
vardı. Heryerine beyaz olarak ay ve yıldız desenleri işenmişti.
Yakasında altın bir ay yıldız rozeti vardı. Adam ona yaklaştı ve
hafif bir şekilde eğilerek selam verdi. Lilly'de tekrarladı. Adam
ağzını açtı ve "Benimle geleceksiniz. Buradan gerisini araba ile
gideceğiz." dedi. Lilly önce fark etmedi ama yaklaşık on saniye
sonra anladığını fark etti. Bir anda şaşırdı. Bu Linguistik büyüsü
yüzünden olmalıydı. Adam ilerideki arabanın arka kapısını açtı ve
Lilly'i buyur etti. Kapıyı kapadıktan sonra oda şöför mahaline
geçti. Aracı çalıştırdı ve yola çıktı. Yaklaşık bir saat boyunca
konuşmadılar. Hakan bey yola konsantre olmuş gibiydi. Sonunda bir
tepenin arkasından şehir gözüktü. Gerçekten büyük ve gelişmiş bir
şehirdi. Lilly bir kasaba yada onun gibi bir şey bekliyordu. Şehirin
içine daldılar. Lilly camdan vitrinleri , evleri ve dükkanları
inceliyordu. Ülkesinden pek farkı yoktu. Araç yarım saat sonra
Alsancak Garı denen yerin önünde durdu. Hakan Bey "Aman Allahım"
gibi birşey fısıldadı. Karşılarındaki binanın birinci katı hariç
heryeri yanmış kül olmuştu. Kapının önünde aynı Hakan Bey gibi
cübbeleri ve rozetleriyle birçok gözetmen vardı ve konuşuyorlar ,
emirler veriyorlardı. Bir kenarda ise ağlayan ve korktukları belli
olan bir grup kız ile bir grup oğlan vardı. Hakan bey koşarak diğer
gözetmenlerin yanına gitti. Şiddetle birşeyler konuştular. Sonra
Hakan bey arabaya bakıp Lilly'ye gelmesini işaret etti. Lilly
arabadan çıkar çıkmaz diğer oğlan ve kızlar ona dikkatlice bakıp
süzmeye başladı. Lilly bozuntuya vermeden Hakan beyin yanına gitti
ve durdu. Yaşlı bir adam Lilly'ye bakarak "O mu ?" diye sordu. Hakan
beyde onaylarcasına başını salladı. Adam "Konsey binası havaya
uçurulduğuna göre ona ve diğerlerine başka bir yer bulmalıyız. Bu
olay feci derecede güçlü olmuş. Yani olayı hatırlayan gözetmenler
patlamadan hemen önce muazzam bir enerji hissetmişler. Muazzam ve
derin bir karanlık..." Hakan Bey şüpelice bir soru sordu "Yoksa
açılıyormu?" Adam cevap verdi "Sanırım evet... Mısır'dan ve bizden
kahinler açılmaya başladığını söylüyorlar. Mısır'da kar yağdığından
haberin varmı ? Peki ya Sibirya'nın çöl iklimine geçtiğinden ? Yada
Çin'deki fırtınadan ? Ama burada durum daha kötü. Sanırım bizi üs
olarak kullanacak... Bütün ormanları yakıyor. İzmir körfezi büyük
bir hızla kuruyor. Güzel ve iyi olan herşeyi yok etmeden
durmayacaktır... Dünyadaki güç dengesi değişiyor. Ulu Güçler bu işe
karışmayacaklarını bildirdiler bile... Seçilmişi henüz bulamadık.
Ama her neredeyse artık enerjisi kapıyı kapalı tutmaya yetmiyor. Bu
kez çıkabilir...." Böyle düşünüyor olmalarına rağmen aslında o
yıllar önce çıkmıştı. Adapazarı depreminde çıkan şeyin metan gazı
olduğunu düşünmeye devam ede dursunlar bizde hikayemizin devamını
yazalım.... Mert "Willow" Çelikok
|
|
||
|
Copyright © 2004 Keri Technology.. | Tüm Hakkı Saklıdır. Anasayfa | Mail Kontrol | Mail Ayarları | Reklam | Yayınevleri | İletişim |
||||