Her şey bir başkaldırışla başladı… Haksız yere işkence gören Viktor
kara kaleden bir yolunu bulup kaçmıştır… Vampirler bu firarı göz
ardı etmişlerdi. Kurtadam’lar teker teker firar ediyor ve ilk kacan
viktorun emri altına giriyorlardı… Viktor kurtadamların bu büyük
gücünün farkındaydı. Yıllar boyunca vampirlerin emiri altında ezilen
bu güçlü ırkı kullanarak dünyaya hükmedeceğini anladı…
Hükümettiğinde Vampirleri ortadan kaldıracak ve insanları köleleri
olarak kullanacaktı… Yıllar ve firarlar birbirini kovaladı… Ve bir
gündüz vakti Kara Kaleye kurtadamlar tarafından saldırıldı…
Şaşırtıcıydı çünkü kurtadamlar ayışıgının etkisini üzerlerinden
atmışlardı… Kendilerini kontrol edebiliyorlardı… Gündüz vakti
olduğundan vampirler etkisiz kalmıslardı… Aksama kadar neredeyse tüm
vampirler katledilmişti… Taki üç bilge vampir kalıncaya kadar…
Aksama kadar eski bir odada saklanmışlardı… Oda yüzlerce yıldır
kullanılmıyordu. Heryerinden örümcek ağı ve kir akıyordu… Adeta
günün her saati karanlık olması için tasarlanmıştı… Bilgelerden
Friedrich odada telaşla dolaşırken eski bir kitabı buldu… Kitabı
karıştırmaya başlayınca birdenbire sarsıldı ve;
-“Hey çabuk buraya gelin!” dedi arkadaşlarına… Tam dediği anda
Viktorun önderliğinde bir kurtadam sürüsü odayı bastılar… Vampirler
pervasızca Pencere bozması deliğe yöneldiler… Neyse ki hava
kararmıştı. Kanatlarını açıp uçarken Viktor Sinirli bir şekilde
arkalarından küfür ediyordu…
Yeteri kadar uzaklaştıklarını anladıklarında ev bozması bir yerin
üzerine gelmişlerdi… Oraya iniş yaptılar. Percy Friedrich’e
yönelerek ;
-“Nereden buldun o kitabı?” Dedi meraklı bir şekilde.
Fridhrich heyecanla ;”Üzeri cam bir sandıkanın içerisinde” dedi…
Üç bilge kitabı açıp okumaya başlamışlardı ve sayfalar ilerledikce
dehşetleri dahada artıyordu… Kitabın ilk Vampir tarafından yazılan
bir kehanet kitabı olduğunu anladılar… Kitapta vampirlerin bugüne
kadar yaşadıkları her şey yazıyordu. Eksiksiz ve hatasız. Percy son
sayfaları okurken sesi dahada garipsemişti ;
“Gün gelecek ırkım çok büyük bir yanlışa düşecek. Yönetiiği
yaratıklara acımasızca davranacak… Buna birisi başkaldıracak ve
himayeden kurtulacak… Onu görenler kurtuluşu seçecek ve ilk kaçanın
yanına gidecek. Çok zaman geçecek aradan. Sonunda kendilerini
yenilmez yapacaklar. Bir gündüz vakti Kara Kaleye saldıracaklar.
Aksama kadar soyumun çoğunu öldürecekler… Ama üç bilge evladım
onlaradan kurtulacak ve çalışacaklar. Çok çalışacaklar. Kurtadamlar
kendilerini nasıl yenilmez hale getirdiyse onlarda kendi ırklarını
yenilmez hale getirecek… Bunun için bir iksir bulacaklar. İksir
sayesinde hem güneş ışığından etkilenmeyecek hem de kendilerini
hayvanlaştıran kan duygusundan kurtulacaklar. Ama …”
Percy okumayı kesince friedrich sinirle ona :”Niye kesiyorsun
okumayı?” diye sordu… Percy keskin bir bakış atarak kitabın son
okuduğu sayfayı ona gösterdi… Sayfanın bir bölümü koparılmıştı… Ama
altında bir şeyler yazıyordu…
“Aradan 204 yıl geçecek ve bir insanoğlu ırkımın Prensi olacak. O
insanoğlunun yüreği, adaleti, cesareti sayesinde ırkım ve dünya
kurtulacak… Dünyayı kurtaracak. Onun görevi bu olacak. O insanlarla
işbirliği yaparak kendi ırkını ve insan ırkını kurtaracak… Ama bu
konuda ona yardım edecek ve Bilmesi gereken en önemli şey…”
Kitap bitmemişti ama kitabın daha okunması gereken birçok yeri
vardı… Kitabın eksik olan yerlerinde pençe izi gördüklerinde olayı
anlamışlardı… Bir süre sessizlikten sonra Percy : “Galiba bu üç kişi
biz oluyoruz. Arkadaşlar bu kehaneti gerçekleştirmemiz lazım
gerçekleştirerek hem ırkımızı kurtarmamız hem de dünyaya yardım
etmeliyiz. Sonra prensi bulup ona bütün olanları ve gerçekleri
anlatırız onu en güçlü vampir yaparız onun sayesinde tekrardan Kara
Kaleyi geriye alırız!”der… Diğer ikisinden de olumlu yönde sesler
çıkınca çalışmalara başlarlar…
Yıllar yılları kovalar aradan 203 yıl geçmiş ve gereken iksiri
bulmuşlardır. Bunu kendi üzerlerinde deneyerek kendilerini daha
güçlü hale getirmişlerdir. Prensi bulduklarında ise onu ısıracak ve
tüm yeteneklerini ona yükleyeceklerdi… Üçünün de güçleri eşitti…
Taki o güne kadar. Belirsiz bir sebepten dolayı iksiri ilk deneyen
Artos ölmüştü… üç ay boyunca bunu düşünen Percy ve friedrich bu
ölüme bir mana verememişlerdir… Ve bir gecede Percy öldü… Friedrich
lanetlendiklerini anlamıştı. ve bu lanet onları üç ay arayla
öldürüyordu.
Çaresi kalmamıştı prensi aramaya başladı. Haftalar boyunca yollarda
gezdi. Savasın tam 204. yılının gecesi Friedrich iyice kötülemişti.
Köy bozması bir yere gelmişti hava daha yeni kararmaya başlamıştı…
Orada bir çocuk görmüştü… Sıska ama sıkı duruşlu, uzun boylu bir
çocuk. Arkası dönüktü. Yaşına göre heybetli bir görünüşü vardı. Ve
yaşına göre biraz fazla gelişmişti… Aklına bir şey geldi. O buydu…
Prensti.
Sessizce ona yaklaşırken çocuk onu fark etti. Arkasını dönerek
Friedrich’e : “Acaba bir sorun mu var? Kötü görünüyorsunuz. Bir
yardımım olur mu?” Diye sorar.
Ama Friedrich çok neşeli bir şekilde :” Hayır prensim 204 yıldır hiç
bu kadar iyi olmamıştım… Sonunda sizi buldum ya efendim artık
görevimi yerine getirdim… işte siz buradasınız dünyanın Prensi!” Der
ve parlamış gözlerle çocuğa bakıyordu…
Çocuk karşısındakinin deli olduğunu sanarak ona temkinli bir sesle
“Pardon ama ben prens değilim galiba yanlış yere geldiniz kusura
bakmayın elimizde prens yok şu anda” Der. Friedrich aynı şeyleri
söylemekte üsteleyince sinirlenir ve : “Kardeşim sen laftan
anlamıyor musun kaskafalı mısın ? Ben prens değilim adım Emre ve hiç
prens gibi görünmüyorum değimli bak başımda altın tacım yok!” Der
Friedrich daha da heyecanlanarak “ Efendim bana zorluk çıkarmayın
size kötü davranmak istemiyorum. Lütfen. Fazla zamanımız yok bana
biraz yardımcı olun” derken Emre onun deli olduğunu düşünür ve
oradan kaçmaya karar verir… Tam arkasını döndüğü anda adam gözünün
önünde belirmiştir… Emre korkmaya başlamıştır… Friedrich daha boğuk
bir sesle :” Efendim siz bizim son ümidimizsiniz” Der ve Emrenin
üzerinde atlar… Emre onu üzerinden atamıyordur çünkü çok kuvvetli
bir şekilde yere doğru itiliyordur. Friedrich Kesik kesik konuşmaya
devam etti :” Siz olacaksınız insanların ve Vampirlerin kurtuluşu”
diyerek Emreyi ısırır! Daha sonra doğrulur ve dişlerini bu sefer
bileğine geçirir… Bu sırada emrenin suratında şaşmış ve kormuş bir
ifade vardı. Friedrich bileklerinden akan kanı emrenin ağzına
dökmeye başlar ve mırıldanır:
“Bütün geçmişimi al ve geleceğimizi kurtar.” Friedrich bu şekilde
mırıldanırken kolundan akan kan miktarı azalmaya başlamıştır… Ve son
bir damla damlamıştır… Friedrich gülümseyen bir ifadeyle sırtüstü
yere yığılır ve vücudundan dumanlar çıkmaya başladı…
Bir süre Sonra Emre uyandığında aklındaki bilgileri onu şaşırtmaya
başlamıştır cünkü biraz önce Friedrich ona kanını içirerek tüm
bildiklerini ve güçlerini ona geçirmişti… Hafızasında hiç yaşamadığı
olaylar belirmeye başlamıştır… Doğrulur etrafına bakınır ve
içerisinden duman çıkan bir elbise görür. Elbisenin yanına
gittiğinde biraz önce ona saçmalayan kişinin olduğunu anlamıştır…
Hemen yanında bir kitap bulunmaktaydı… Kitabın üzerinde bazı
şekiller gördü… Bu şekilleri hayatında daha önce hiç görmemişti ama
o şekli okuyordu… Kitabın üzerinde :
Şekli vardı Emre okumaya başladığında burada
Kara Dünya
Yazdığını görür ve kitabı koltuğunun altına alarak eve doğru
yürümeye başlar.
Emre "WaDe" CÖMERT
Yorumlarınız:
Siz de bu yazıya yorum
ekleyebilirsiniz.
Yorum
ekle