Adam ayakta durmuş kendisini en rahat hissettiği ve her ayrıntısını
bildiği yaşayan dev bir çam ağacının içine yapılmış oadayı,belki de
bininci kez,gözleri ile tekrar taradı ve tekrar hayran kalmaklatan
kendisini alamadı.Odanın duvarları,yani ağacın oyulmuş gövdesinin
içi,ağacın zarar görmemesi elf kuyumcular tarafından işlenmiş bir
madenle kaplanmıştı.Bu maden yüzünden duvarların rengi griydi.Bu da
odanın aydınlatılması için tek bir meşaleyi yeterli kılıyordu(Oda
yapılmadan önce elflerin ağaçla olan bir anlaşmaları vardı.Ateşi
sadece ışık için kullanıcaklardı.Tabii ki bu gerçek bir ateş değildi
ama yinede dikkatli olmaları gerekiyordu).Odada duvarların büyük bir
kısmını kaplayan bir kitaplık ve geniş bir masa ile sandelye
vardı.Kitaplıkta oda gibi yapım aşamasında ağaçtan oyulmuş ve aynı
madenle kaplanmıştı.Masa ve sandelye ise mermerdendi.Masanın üzerine
tüm masayı kaplayan bir harita çizilmiş ve her ayrıntı
belirtilmişti.Bu Anitarician'ı gösteren belkide en detaylı
haritaydı.
Gözleri yavaş yavaş odanın,diğerlerine göre,karanlık bölümüne
kaydı.Havada duran obsidyenden yapılmış bir küreden yayılan koyu
mavi bir ışık kürenin çevresini karartıyordu.Kürenin üzerinde
örümcek ağı gibi duran gri rünler vardı.Rünlerde cılız gri bir
ışıkla parlıyordu.Sanki küreyi sabit tutmak için uğraşıyorlardı.Adam
ilk kez kürenin gölgesi olmadığını fark etti.Bu,zaten olan,merakını
daha da arttırdı.Aslında odaya her gelişinde kürenin ne işe
yaradığını düşünüp durmuştu.Ama ilk defa ona karşı böyle güçlü bir
merak duygusu içini sarmıştı.Kürenin pürüzsüz yüzeyine dokunmak
istiyordu.İradesi dışında bir adım attığından haberi yoktu...
Tam o sırada kapı açıldı
ve içeriye bir kadın girdi.Adam hemen dizlerinin üzerine çöktü ve
başını yere doğru eğdi.Az önce yaptığı şeyden utanıyordu ve yüzü
kızarmıştı.Yine de bu duygu bile kadının yarattığı güven duygusunu
hissetmesini engellememişti.Adam kadının sadece ayaklarını,daha
doğrusu elbisesinin eteklerini,görebilse de kadının nasıl olduğunu
tahmin edebiliyordu.Uzun açık sarı saçları başının üzerinde
toplanmıştı.Başında kristalden küçük bir taç vardı.Üzerindeki beyaz
elbise kadının üzerine tam oturuyordu.Sırtı açıktı ve hafif bir
dekoltesi vardı.Bunun dışında kol ağızları bir cüppenin ki gibi
genişti.
Kadın hafif adımlarla
yürüdü dizlerinin üzerine çökmüş adamın,kendisininki gibi,uzun sarı
saçlarını hafifçe okşadı.Eli yavaşça adamın başının yanından kayıp
çenesinin altına geldi.Tek bir parmağı ile adamın çenesini kibarca
kaldırıp gözlerini kendininkilerle birleştirdi.Kadının yüzünde masum
bir tebessüm vardı...Adama doğrulmasını işaret etti
bakışlarıyla.''Benim isteğim üzerine buraya,tekrar,gelmeniz beni çok
memnun etti.,,dedi kadın melodik bir sesle.Bu ses adama uzun
zamandır unuttuğu bir şeyi hatırlattı.Mutlu olmayı.
''Leydim,sizi tekrar
görme şerefine eriştiğim için sevinçli olan benim.,,dedi
doğruldu.Boyu kadından biraz uzundu.Kadından daha kilolu olduğu
söylenemezdi.Toz ve kum saçlarının arasına dolmuş,onları kaskatı
yapmıştı.Bu yüzden kadın saçlarını okşarken çekinmişti.Ama o sürekli
yollardaydı.Kadında bunu biliyordu.
''Irkımız...,,kadın
hafifçe ve isterik bir şekilde nefes aldı.Her ne kadar karşısında
olan bu sözüne itiraz etmeyecek de olsa şu sıralar elfler arasında
bu sözüne yüksek sesle karşı çıkanlar olmaktaydı.''Irkınız...,,diye
düzeltti ''elf ırkı bir kaoso sürükleniyor,Ruthless.Eminim ki bunun
farkındasınızdır.,,yutkundu''Bir dağılmanın eşiğindeyiz.Yaratılış'tan
beri altı elf klanı arasındaki ilişkiler hiç bu kadar tehlikeli bir
duruma gelmemişti...Veya gelmesi istenmemişti.Elfler alt ırklar gibi
davranıyorlar.Hareketlerindeki barbarca tavır insan ve
cücelerinkinden bile fazla.,,
''Doğu surunun kara
elfler tarafından yıkılmasından bahsediyorsunuz.,,diye fikir yürüttü
Ruthless.
''Ondan ve daha birçok
olaydan.Olacaklardan.,,başını ellerinin arasına aldı ve gözlerini
kapadı.Başındaki taç düşecek gibiydi.''Biliyorsun ben beşinci
Naelf'im.Yani sondan bir öncesi.Beşinci yaratılan elf klanına itafen
gönderildim.İki bin yıldır yaşıyorum.Ama benim zamanım
azalıyor.,,.Gözlerini açtı ve adamın üzerinde sabitledi.''Seni nasıl
görebiliyorsam,tanrımızı da görebiliyorum,sesini
duyabiliyorum.Gözlerimi her kapayışımda.Bana yakında ona
kavuşacağımı fısıldıyor.Ve...,,sözünü yarım bıraktı ve hıçkırmaya
başladı.
Ruthless'sa onun ağladığını duymadı.Gözleri kürenin üzerinde
takılmıştı ve büyülenmiş gibi monoton bir sesle konuşuyordu.''Ve Elf
İmparatorluğu'nun son kraliçesi olacağını söylüyor.Altıncı Naelf
yerine ölü bir elf geleceğini.Karanlığın İmparatorluğu içten
saracağını.Yok oluşun Kara Elf Taşı'ndan geçeceğini.,,.Birden
durdu.Kadının ağladığının farkına vardı.Burnunun ucunda duran
kadının ağladığını nasıl fark etmediğini anlamıyordu.Koluna girdi ve
kadını mermer sandalyeye oturttu.Kadın teşekkür ederim gibi bir
şeyler mırıldandı.Tekrar güçlü gözüküyordu.''Leydi Gwyneth bu
kehanetin gerçek olduğu anlamına mı geliyor?,,
''Tek başına böyle bir
işareti çok ciddiye almazdım.Ama klanlar arasındaki kargaşa ve
kehanetin ilk belirtilerinin en küçük ayrıntılarıyla ortaya çıkışı
kehanete inanmama sebep oluyor.,,Sandalyeyi masaya yaklaştırdı ve
eliyle Elf Ülkesi Cindellinar'ı buldu.Haritada da ülkenin doğu suru
yıkılmıştı.''Kehanette söylenenlerden biride masanın canlanacağı ve
gerçeklere uyacağıydı.Ki kara elflerin suru yıkmaları başlı başına
kehanete dair bir işaretken.,,
''Benden ne yapmamı
istiyorsunuz?,,diye sordu Ruthless.Hala şaşkınlığı üzerinden
atamamıştı.Elf savaşçı titrediğini fark etti.Kadının dudaklarının
arasından dökülecek sözcükler her ne olursa olsun onlara uyacaktı
ama biraz da olsa korkmakta hakkı vardı.Gözleri tekrar küreye kaydı
ve Gwyneth'in cevabını beklemeden''Bu Kara Elf Taşı,değil mi?,,diye
sordu.
''O,ben tacımı ilk
taktığımdan beri orada.Okuduğum kitaplardan sadece bu taşı
betimliyor ve o betimlemede buna uyuyor.Yinede bu konuda bir şey
söyleyemem.Öyle olmasını umalım.En azından kontrolümüz altında.Tabii
kontrol edilebiliyorsa.,,dedi kadın.Masadan kalktı ve kitaplığa
doğru yürüdü.Bir parmağını kitapların adları yazılı olan rafın alt
kısmına koydu kitap adlarını parmağıyla takip etmeye başladı.Aradığı
kitabı ne birinci ne de ikinci rafta bulamadı.Üçüncü rafta aradığı
kitabı,yada ondan kalanları,bulup çıkardı.Masanı üzerine koydu.Kitap
ilk dil olan Regkçe de yazılmıştı ve Ruthless yazılanların çoğunu
anlamıyordu.Gwyneth'se yazılanların elfçesini rahatlıkla söylemeye
başladı.''Kara Elf Taşı;Elflerin sonunu getirecek olduğuna inanılan
ve büyüsü hakkında hiç bir bilgimiz olmayan bir küre.Kehanet
hakkında şöyle der;'İyinin düşüşü ve taşın yardımıyla kötü
uyanacak.İyinin ruhuna girecek ve mutlak yok oluş anına dek onu
kontrol edecek.,Yine efsanelerde anlatıldığına göre siyah
obsidyenden yapılma üzerini gümüşi rünlerle kaplı kürenin tek
benzeri,bilinen tek benzeri,kontrolümüzün altında.,,diye okumayı
bitirdi Gwyneth.''Tek yazılı belge bu.Tabii rahiplerdekileri
saymazsak.,,
''Doğruluğundan emin
misiniz?,,diye sordu Ruthless.Hala kehanetin gerçek olmadığına dair
bir işaret arıyor öyle olduğunun ortaya çıkacağını
umuyordu.Hayatında ilk kez korku ve endişe onu bu odada
bulmuştu.Ellerini ellerini masanın kenarına koydu e gözlerini
kapatıp kadının vereceği cevabı korkuyla beklemeye başladı.
''Emin değilim ama bunun aksini
söyleyen tek bir tez var. O da kehaneti tamamen yalanlayan bir grup
dindışıya ait.Onlara göre Kehanet ilk Naelf Reboimt tarafından
ortaya atılmış bir deli saçmasından farksız.Reboimt bunu sadece
Naelflere saygının arttırmak için yalan söylemiş.Bir Naelfin yalan
söylediğine inanmak deli saçmasının kendisi.Kehanet şüpheye yer
bırakmayacak şekilde doğru olduğunu gösteriyor artık.Elf Yokolumu
yakın.,,
''Peki benden ne yapmamı
istiyorsunuz?,,bu sefer isteksizce söylemişti Ruthless çünkü duymak
istediğinden emin değildi.
''Kehanet Cindellinar'daki her
elfin öleceğini söylüyor.Fazlasını değil.Belki Cindellinar'da
olmayan elflere bi şey olmayacak.Bunun için şehrin üçte ikisini
yolluyorum.Geri kalmayı seçenlerse bir grup rahiple kehanetin gerçek
olmadığına inanlar.Zaten kara elfler gittiler.Bende geri kalanları
küçük gruplar halinde yolluyorum.Sizden de bu grupların en küçüğüne
ve en özeline liderlik etmenizi isteyeceğim.Tabii bunu kabul
ederseniz.,,dedi kadın.
''Ne zaman yola
çıkılacak,leydi?,,
''Eğer hazırsanız onlar sizi
doğu kapısında bekliyorlar.Hemen yola çıkabilirsiniz.,,
''Peki nereye gideceğiz?,,
''Tüm klanları farklı yerlere
yolladım.Altınlar Haernleaf Ormanı'nda toplanıyorlar.Unicornlar
topraklarını sonsuza dek onlarla paylaşabileceklerini
söylediler.Gümüşler Mintardion Krallığı'na gidiyorlar.Güneş
elflerinin çoğu burda kalıyor.Aşağı yukarı iki yüz tanesi ayrılmayı
kabul etti.Ay elfleri ile cüce müttefiklerimizin yanına Eleanor
Dağı'na gidiyorlar.Cücelerle beraber dağın üstüne bir krallık
kuracaklar.Kara elflerinse nereye gittikleri hakkında şüphelerim
var.,,derin bir nefes aldı''Bu grubu her klan yanına almak
isterdi.Çünkü kehanetin pek bilinmeyen bir yönü var.Dört seçilmişin
son Naelf'i yok edebileceklerini söylüyor.O yüzden bu grubu Edrilion
şehrine gönderiyorum.Eğer düşündüğüm gibi olmazsa ve Naelf
Cindellinar dışına çıkarsa onunla savaşmak için fazla bir yol
katetmek gerekmez.,,
''Hemen yola
çıkıyorum,leydim.,,dedi adam.Reverans yaptı ve kapıya döndü.
''Bir dakika Ruthless,size bir
şey vermek istiyorum.,,dedi Gwyneth eli boynundaki kolyeye
gitti.Kolyeyi çıkartıp adama uzattı.''Bunu almanızı istiyorum.,,Adam
kolyeye baktı.Onun ne olduğunu anladığındaysa nefesini,duyulabilecek
şekilde,tuttu.Bu Jaoch'tı.Kadına uzun bir yaşam sağlayan kolye
buydu.Ama daha önce gördüğü zamanlardaki gibi parlamıyordu.''Artık
benim işeme yaramayacak.Bu olsada olmasada ölümüm yakın.Çok
yakın...Bunun sizde olması içimi rahatlatacak.,,
Ruthless kolyeyi kadının
elinden aldı ve başka bir şey söylemeden kapıdan çıktı.Gwyneth
gözleri kapalı kendine kendine''Bu gece dört seçilmişte doğu
kapısının önünde olacak,tanrım.Mantıksız ama sanırım senin
seçilmişlerin arasında hiç bir zaman benzerlik olmayacak.,,dedi.
Ve Gwyneth ile Ruthless
Anitarician üzerinde bir daha karşılaşmadılar...
Alican "Ruthless Cantelina" KOZOĞLU
Yorumlarınız:
Siz de bu yazıya yorum
ekleyebilirsiniz.
Yorum
ekle