Çağlarca süren savaşların etkisini, kendilerine has
yöntemlerle köylerinden uzak tutan galinlerin (gnome), kadim
ikametgahı olan köyün üzerine güneşin ilk ışımaları tuhaf gölge
oyunlarıyla merhaba dedi.
Aniden vuran ısının keyfiyle çitlerden birinin üzerine aceleyle
çıkan bir horozun kanat çırpışının sesi koyün sokaklarında
yankılandı.
Küçük ama iyi döşenmiş sıradan bir gnome evinin kapısı gıcırdayarak
ardına kadar açıldı ve kısa boylu bir figürün uzunca gölgesi, evin
tahta zemini boyunca göründü.
Buzcevheri yorgun adımlarla evden içeri girdi ve kapıyı gürültülü
bir şekilde ardından kapadı. Doğup büyüdüğü ve halen inatla yaşamayı
sürdürdüğü evinin ahşap ve kerpiç kokan havasını derin derin içine
çekti ve sırtındaki ağır çuvalı yatağının yanına bıraktı.
Salonun ortasından aşağı inen merdivenlere doğru ayaklarını
sürüyerek uykulu bir edayla yürüyüp evin bodrum katındaki çalışma
odasına indi. Odanın selamlaması her zamanki sessizliğiyle yalnız
galin kadınının içini burktu. Ah! Çoğu zaman sessizlikten nefret
etse de, şu an tadını çıkarmayı tercih edebilirdi.
Oda bir galinin boyutlarından bakılırsa oldukça heybetli sayılırdı.
Galinlerin dehasının eseri olan, içlerinde kimyasal bir karışım
barındıran tavana asılı küçük küreler sayesinde rutubetten tamamen
arındırılmış ve köye özgü bitki örtüsüne ait olan bozyasemin
çiçeğinin esansı ile enfes bir kokuya sahip bu mesken Buzcevheri'nin
nacizhane çalışma odasıydı. Her dört duvarda birer tane bulunan
garip mekanizmalı gaz lambaları, Buzcevheri'nin bir el çırpmasıyla
tutuştular ve odayı oldukça aydınlık sayılabilecek bir ışığa
kavuşturdular.
Galin, çalışma masasındaki onlarca parşömen tomarına burun kıvırdı
ve sağında kalan duvarda asılı olan içi boş resim çerçevesine
yöneldi. Çerçevenin camının arkasında odanın duvarından başka bir
görüntü yoktu ve dikdörtgen şeklin üst kenarından üzerinde delikler
olan ince bir su borusu geçiyordu.
Genç kadın çerçevenin yanındaki vanayı usulca çevirdi ve borudaki
deliklerden fışkıran su, az önce arkası boş olan camı, kusursuz bir
aynaya çevirdi. Buzcevheri kendisine bahşedilen dehasından ötürü
yaratıcısına oldukça narsist bir havayla şükranlarını sundu ve
aynasının karşısına geçip kendini incelemeye koyuldu.
Son yıllar genç kadına oldukça fazla şey katmıştı şüphesiz.
Yeşilimtrak saçlarındaki topuzu açtı ve saçların aralarına kaçmış
toz toprak ile birlikte omuzlarına dökülmesine izin verdi.
"Hımm, hem bu kadar yetenek, hem kıvrak bir zeka, hem de ilahi bir
güzellik! Karşınızda eğilmekten başka ne yapılabilir ki Leydim?"
Aynadaki görüntünün karşısında zarif bir reverans yapıp, eline yeni
geçirdiği yüzüğüne baktı. Yüzüğün üzerinde ejderha motifleri
parıldıyordu ve gnomun aklına kudretli ejderha ile yaptığı zorlu
savaş geldi.
Vahşet ile ilgili fikirlerini bir kenara bırakıp, üzerindeki zırhını
ve diğer eşyalarını duvardaki kendi kendine kilitlenen gardolabına
yerleştirdi. Büyük bir hevesle çalışma masasının başına oturdu ve
geçen gece bitiremediği çalışmalarına geri döndü.
Komplo teorileri, spekülatif çıkarımlar, gerçekliği kuvvetle
muhtemel varsayımlar... "İşte benim hayatım bu!" diye fısıldadı
kendi kendine. Orman Koruyucuları'nın asıl liderinin bir keresteci
olabileceği varsayımını incelemişti geçen gece. On dört saatlik bir
çalışmanın ardından fikrinin oldukça saçma olduğu sonucuna varmış,
yaklaşık kırk sekiz parşömen tutan önerme metnini gururla çöpe
atarak, bu kadar derin düşünüp, doğru sonuca bu kadar kesin ve kısa
zamanda varabildiği için kendisiyle gurur duymuştu. Evrendeki herşey
üzerine düşünülmeye değerdi O'nun için. Kimilerinin saçma buldukları
şeyler dünyayı yerle bir edebilirdi. Buzcevherinin büyük ütopyası
olan "Muazzam Yıkım" bu tip yobazlıkları asla desteklemezdi. "Gerçek
'değişim', hür akılların hür aksiyonları ile beraber gelebilir"
cümlesini bir parşömenin hemen başına yazıp, yeni bir düşünsel
çalışmaya kendini bıraktı.
5.Güneş ayının kavuran sıcağı zirveye çıktığında Buzcevheri
mürekkepleri henüz kurumamış parşömenin üzerine düşen kafasında
yüzlerce düşünceyle uyuyakalmıştı.
Minik bir salya damlası hafifçe ağzından masaya doğru uzarken,
merhum babasının adını sayıklamaya başladı. Bu ismi sonuna kadar
söylemesi, uykusunun derinliğinde rüyalar diyarına doğru yola
çıkmasına kadar sürecekti.
Altuğ "Oira" GÜVEN
Yorumlarınız:
Siz de bu yazıya yorum
ekleyebilirsiniz.
Yorum
ekle