Hikaye

Altuğ "Oira" GÜVEN

Küçük gözlerde, derin bir uyku...

           Bölüm 1: Dalış

     Çağlarca süren savaşların etkisini, kendilerine has yöntemlerle köylerinden uzak tutan galinlerin (gnome), kadim ikametgahı olan köyün üzerine güneşin ilk ışımaları tuhaf gölge oyunlarıyla merhaba dedi.
Aniden vuran ısının keyfiyle çitlerden birinin üzerine aceleyle çıkan bir horozun kanat çırpışının sesi koyün sokaklarında yankılandı.

Küçük ama iyi döşenmiş sıradan bir gnome evinin kapısı gıcırdayarak ardına kadar açıldı ve kısa boylu bir figürün uzunca gölgesi, evin tahta zemini boyunca göründü.

Buzcevheri yorgun adımlarla evden içeri girdi ve kapıyı gürültülü bir şekilde ardından kapadı. Doğup büyüdüğü ve halen inatla yaşamayı sürdürdüğü evinin ahşap ve kerpiç kokan havasını derin derin içine çekti ve sırtındaki ağır çuvalı yatağının yanına bıraktı.

Salonun ortasından aşağı inen merdivenlere doğru ayaklarını sürüyerek uykulu bir edayla yürüyüp evin bodrum katındaki çalışma odasına indi. Odanın selamlaması her zamanki sessizliğiyle yalnız galin kadınının içini burktu. Ah! Çoğu zaman sessizlikten nefret etse de, şu an tadını çıkarmayı tercih edebilirdi.

Oda bir galinin boyutlarından bakılırsa oldukça heybetli sayılırdı. Galinlerin dehasının eseri olan, içlerinde kimyasal bir karışım barındıran tavana asılı küçük küreler sayesinde rutubetten tamamen arındırılmış ve köye özgü bitki örtüsüne ait olan bozyasemin çiçeğinin esansı ile enfes bir kokuya sahip bu mesken Buzcevheri'nin nacizhane çalışma odasıydı. Her dört duvarda birer tane bulunan garip mekanizmalı gaz lambaları, Buzcevheri'nin bir el çırpmasıyla tutuştular ve odayı oldukça aydınlık sayılabilecek bir ışığa kavuşturdular.

Galin, çalışma masasındaki onlarca parşömen tomarına burun kıvırdı ve sağında kalan duvarda asılı olan içi boş resim çerçevesine yöneldi. Çerçevenin camının arkasında odanın duvarından başka bir görüntü yoktu ve dikdörtgen şeklin üst kenarından üzerinde delikler olan ince bir su borusu geçiyordu.

Genç kadın çerçevenin yanındaki vanayı usulca çevirdi ve borudaki deliklerden fışkıran su, az önce arkası boş olan camı, kusursuz bir aynaya çevirdi. Buzcevheri kendisine bahşedilen dehasından ötürü yaratıcısına oldukça narsist bir havayla şükranlarını sundu ve aynasının karşısına geçip kendini incelemeye koyuldu.

Son yıllar genç kadına oldukça fazla şey katmıştı şüphesiz. Yeşilimtrak saçlarındaki topuzu açtı ve saçların aralarına kaçmış toz toprak ile birlikte omuzlarına dökülmesine izin verdi.

"Hımm, hem bu kadar yetenek, hem kıvrak bir zeka, hem de ilahi bir güzellik! Karşınızda eğilmekten başka ne yapılabilir ki Leydim?"

Aynadaki görüntünün karşısında zarif bir reverans yapıp, eline yeni geçirdiği yüzüğüne baktı. Yüzüğün üzerinde ejderha motifleri parıldıyordu ve gnomun aklına kudretli ejderha ile yaptığı zorlu savaş geldi.

Vahşet ile ilgili fikirlerini bir kenara bırakıp, üzerindeki zırhını ve diğer eşyalarını duvardaki kendi kendine kilitlenen gardolabına yerleştirdi. Büyük bir hevesle çalışma masasının başına oturdu ve geçen gece bitiremediği çalışmalarına geri döndü.

Komplo teorileri, spekülatif çıkarımlar, gerçekliği kuvvetle muhtemel varsayımlar... "İşte benim hayatım bu!" diye fısıldadı kendi kendine. Orman Koruyucuları'nın asıl liderinin bir keresteci olabileceği varsayımını incelemişti geçen gece. On dört saatlik bir çalışmanın ardından fikrinin oldukça saçma olduğu sonucuna varmış, yaklaşık kırk sekiz parşömen tutan önerme metnini gururla çöpe atarak, bu kadar derin düşünüp, doğru sonuca bu kadar kesin ve kısa zamanda varabildiği için kendisiyle gurur duymuştu. Evrendeki herşey üzerine düşünülmeye değerdi O'nun için. Kimilerinin saçma buldukları şeyler dünyayı yerle bir edebilirdi. Buzcevherinin büyük ütopyası olan "Muazzam Yıkım" bu tip yobazlıkları asla desteklemezdi. "Gerçek 'değişim', hür akılların hür aksiyonları ile beraber gelebilir" cümlesini bir parşömenin hemen başına yazıp, yeni bir düşünsel çalışmaya kendini bıraktı.

5.Güneş ayının kavuran sıcağı zirveye çıktığında Buzcevheri mürekkepleri henüz kurumamış parşömenin üzerine düşen kafasında yüzlerce düşünceyle uyuyakalmıştı.

Minik bir salya damlası hafifçe ağzından masaya doğru uzarken, merhum babasının adını sayıklamaya başladı. Bu ismi sonuna kadar söylemesi, uykusunun derinliğinde rüyalar diyarına doğru yola çıkmasına kadar sürecekti.



 

          Altuğ "Oira" GÜVEN

 

Yorumlarınız:

Siz de bu yazıya yorum ekleyebilirsiniz. Yorum ekle

 

 

 

 


 FrpNet Forum

 Bize Ulaşın

FrpNet Anket

Yeni Kitaplar

Siteiçi Arama

Yayınevleri

Linkler - Bağlantılar

Basında FrpNet

 

Ana Sayfa  |  Diyarlar  |  Bilgi  |  Yazılar  |  Forum  |  Galeri  |  Bize Ulaşın

Copyright © 2004 Keri Technology.. | Tüm Hakkı Saklıdır.           Anasayfa | Mail Kontrol | Mail Ayarları | Reklam | Yayınevleri | İletişim