Bir göz açımında, kendilerini
Yılanlarvadisi'nde buldular.
Ve yanlarında BUKOÇİ'den eser yoktu.
Aluva ile Alper, neyi beklediklerini bilmeden, SNADOÇİ'yi
bekliyorlardı.
Alper, SNADOÇİ'yi çok merak ediyordu.
Yılanlarvadisi'ndeki yılanlar, alışılmışın dışında davranıyorlardı.
Vadinin ortasında toplanmışlardı.
O kadar çoktular ki pullardan toprak görünmüyordu Adeta.
Sonunda, havada kızıl bir şey görüldü.
Kızıl kütle, yavaşça yere indi.
O şey, aslında, devasa, iki başlı bir yılandı.
Havada uçmasını sağlayan kanatları,bir çadırın iki misliydiler.
Vadideki bütün yılanlar, ucuca gelseler ancak onun boyuna
erişebilirlerdi.
Altınorman'ın artık olmayan ağaçlarının iki misliydi gövdesi.
Buna Rağmen, çok kıvrak görünüyordu.
Kıvrak ve narin.
SNADOÇİ Aluva ve Alper'in önlerinde durdu ve:
--Sırtıma binin lütfen.
Sizleri yüce SNADOKO bekliyor.
Ve bindiler.
Onlara, devasa yılan, öylece duruyormuş gibi geldi.
Ve, bir an sonra, kendilerini çok garip bir yerde buldular.
Cidden çok garipti.
Alper, burayı, daha önce birinin gördüğünü sanmıyordu.
Zaten kendisinin de bu odayıgördükten sonra nasıl ayakta sakin sakin
durduğuna şaşırıyordu.
Oda, yılanlardan, her türden, irili ufaklı yılanlardan oluşmuştu.
Bastığı zemin bile.
Yılanlar, yüksek tavanlı, uzun ve ihtişamlı sütunları olan bir oda
oluşturmuşlardı.
İşte SNADOKO oradaydı.
Devam Edecek...
Eylem Yurtsever
Yorumlarınız:
Siz de bu yazıya yorum
ekleyebilirsiniz.
Yorum
ekle