O gün de, her zamanki gibi, ağaçların
topraklarını çapaladı,
Asalakları topladı ve bir bidon süt alarak
Yılanlarvadisi'ne doğru yürüdü.
Güneş tam tepedeydi.
Onu Güneş'ten koruyacak bir şapkası bile yoktu.
Çünkü, bu yasaktı.
Ağaçlara bakmak, bir ibadet gibi benimsendiğinden,
Tabiata karşı yapılan bir korunma, günah sayılıyordu.
Çocuğun üzerinde, sadece yaprakları birleştirilerek yapılmış
giysiler vardı.
Bu da, ilahi ailenin ayrıcalığıydı.
Sadece onlar, bu ağaçların yapraklarını giysi yapmak için
kullanabilirdi.
Bu da az bir şey değildi.
Aksine, çok büyük bir ayrıcalıktı.
Zira, yapraklar insanı kışın sıcak, yazınsa soğuk tutuyorlardı.
Üstelik, yağmur geçirmiyorlardı.
bu giysiler, kuru yapraklardan yapılıyordu.
Çocuk, on beş yaşındaydı.
Annesi, o çok küçükken bir yılan sokmasıyla ölmüştü.
Babası da, o öldükten iki yıl sonra ağaçtan düşmüştü.
Ölmeden, görevini Alper'e vermişti.
Babası öldüğünde o, on yaşındaydı.
Alper, o günden bu güne, hiç durmadan çalışıyordu.
Yılanları, artık boş olan bidona doldurdu.
O kadar çok yılan vardı ki, her gün binlerce doğum oluyordu.
Dişiler ölüyorlardı ama zaten ağaçlar, canlı dişileri kabul
etmiyorlardı.
Çünkü, dişiler, yılanların nesillerinin devamını sağlıyorlardı.
Ama ağaçlar, ölmüş dişileri kabul ediyorlardı.
Zaten bir fark yoktu.
Alper'in bidonundaki ölü yılanların çoğu da çoktan ölmüş dişilerdi.
Alper, her yuvanın başına gidiyor, onlara süt veriyor,
Onlar da, ölüleri varsa delikten itiyorlardı.
Yoksa, aralarından birini seçiyorlardı.
Alper, seçilen yılanı öldürüyordu.
Yılanları ağaçların altına gömdü.
Daha birkaç sefer yapmak zorundaydı.
Bidona süt doldurmuş tam gidecekti ki,
Bir çocuk Alper'e doğru koştu.
Alper bu işe şaştı çünkü, köy halkı ona mesafeli bir yakınlıkla
davranırdı.
O geçerken seslerini alçaltarak konuşurlardı.
Ona müthiş saygı duyuyorlardı.
Ona yaklaşırken hep ciddi davranırlardı.
Kutsal birine yaklaştıklarını akıllarından çıkarmazlardı hiç.
Çocuk, Alper'in yanına geldiğinde soluk soluğaydı:
--Sizi bir adam görmek istiyor.
Alper, çocukların ona her "siz" deyişlerinde ilahi aileye mensup
olduğuna hayıflanırdı.
--Beni kim görmek istiyor?
--Yabancı bir adam.
Devam Edecek...
Eylem Yurtsever
Yorumlarınız:
Siz de bu yazıya yorum
ekleyebilirsiniz.
Yorum
ekle