Hikaye

Burak "BurgCry" UYGUR

Kutsal Uyku

     Kadim ormanın içinde yol alan grup sessizce ilerliyordu. Yola çıktıklarından beri grup üyelerinin hiçbiri bu sessizliği bozmaya cesaret edememişti. Dışarıdan bakıldığında grubun ne için yollarda olduğunu tahmin etmek imkansızdı. Herkesin üzerinde kadim büyü ve yetenekle örülmüş elf pelerinleri vardı. Pelerinler sahiplerinin zırh ve silahlarını tamamen kapatıyor ve meraklı gözlerin pelerinin altında gizlenmiş olanları görmelerini engelliyordu. Kadim ormanın sakinleri olan yaratıkların, ki bunlar ormanın yaşayan, gerektiğinde hareket edebilen kadim ağaçlarıydı, ormana gelen her yabancıyı şüphe ve gizlikle izler ve gerekirse saygısızlıklarının cevabını çok sert bir şekilde verirlerdi. Onlar bile ormana üç gün önce gelmiş olan bu grubu izliyor ve amaçlarını anlamaya çalışıyorlardı ama yolcuların sessizliği onlara hiçbir ipucu vermiyordu. Şu ana dek bildikleri tek şey grubun liderinin bir büyücü, hem de güçlü bir büyücü olduğu idi. Bunu büyücünün saklama gereği duymadığı asasından anlamışlardı gerçi asasını pelerinin altına gizlese bile güçlü büyücünün kimliğini gizlemesi imkansızdı. Büyücün etrafına yaydığı güç ve sihri görmemeleri olacak iş değildi. Ağaçlar sırf bu yüzden bile grubun amacının ne olduğu konusunda yeterince meraklanmışlardı. Merak onların söylenebilinecek en son özellikleriydi. Yüzyıllar önce dünyada yaşayan ırklar ile olan ilişkilerini kesmişler yalnız kadim anlaşmaları gereği gönülsüzce olsa da diğer ırklarla bir araya geliyorlardı. Zaten bu anlaşmalara muhattap kişi sayısı da dünyada yok denilecek kadar azalmışlardı. Tamamen içlerine, ormanlarına, evlerine çekilmişlerdi. En kadim ve bilgeleri bile, ormanın efendisi Bulluath bile böylesi güçlü bir büyücüyü ve arkadaşlarının ne için ormanlarına girdiğini merak etmeye başlamıştı. Bir karar vermeye çalışıyordu. Sessizce ormandan çıkmalarını bekleyebilir ya da karşılarına çıkıp bu grubun hikayesini dinleyebilirdi. Danışmanları ikiye bölünmüşlerdi. Kimisi yapılan kurulda grubun derhal ormandan çıkarılmasını önermişlerdi ki bunlar nispeten genç ağaçlardı. Ama daha yaşlı ve tecrübeli olanlar bu büyücünün kim olduğunu ve niçin burada olduğunu öğrenmek istiyorlardı. Tabi bu tartışmaların ağaçların kadim dillerinde yapılmıştı ve bu gerçekten çok zaman alıyordu. Bulluath bu kadar zamanları olduğunu düşünmüyordu. Irkından beklenmeyecek kadar aceleciydi.

Ormanda kurul devam ettiği sırada büyücü etrafıyla hiç ilgilenmiyor gibiydi. Sadece dikkatlice bastığı yere bakıyordu. Sanki düşmemek için çaba sarfediyordu ama hareketleri sağlıklı olduğunu söylüyordu izleyen gözlere. Ama bunun tam tersine büyücü Tublion düşüncelere dalmıştı. Aklında üç hafta önce onu uzun uykusundan uyandıran şeyden başka bişey yoktu o sıralar ormandaki bir titreşim ona Bullath"ın sonunda kararını verdiğini açıklıyordu. Tabi hala ormanın efendisi Bulluath ise, o ağaç kralı görmüyeli çok uzun zaman olmuştu onunla sohbet etmeyi özlediğini kendine itiraf etmek zorunda kaldı. Ama grubun diğer üyelerinin buna ne kadar hazır olduğunu kestiremiyordu. İki hafta önce Birleşik Krallığın başkentine gelmiş ve kralla kısa bir süre görüştükten sonra krallığın en seçme ve güçlü grubunu toplamış ve yola koyulmuştu. Grup sadece üç insan, bir elften oluşuyodu. İçlerinde en genç olan sadece on yedi yaşındaki büyücü Aertwar idi. Burada ne işi olduğunu bir türlü anlıyamıyordu ama bunun üç hafta önce gördüğü rüya ile ilgili olduğunu hissediyordu. O gece aklına gelince üzerine bir huzursuzluk çöktü. Rüyasında tüm krallğın şehirlerini ateşler içinde görmüştü. Daha krallığın başkenti Voigium"dan dışarı adım atmamış olmasına rağmen diğer şehirleri tasfiri kralın danışmanlarını ve rahipleri endişelendirmişti. Üstüne konseyin toplantı salonunda bir anda beliren Tublion konsey üyelerinin ödünü patlaşmış bir anda yirmi beş krallık muhafızının toplantı odasına dolmasını sağlamıştı. Ama askerler kralları ile yüz yüze gelince kılıçlarını ve arbaletlerini indimişlerdi. Kral korkmaktan çok şaşırmıştı. Hatta bir kaçı son bikaç gündür kralın yüzündeki karanlığın dağıldığına yeminler ediyordu. Aertwar da o sırada konsey üyelerine bir kez daha rüyasını anlatıyordu, bunu daha kaç defa tekrarlamak zorunda kalıcağını merak ederek. Ormandaki titreşimi genç büyücüde farketmiş ve gözlerini direk Tublion"a dikmişti bir cevap istiyor gibiydi. Aetwar"ın kendini izlediğini ve titreşimi farkettiğini anlıyan büyücü genç büyücü ile ses tellerini kullanmadan konuştu, "Endişenme burada güvendeyiz.". "Sonunda bişeyler öğretebileceğim bir öğrenci buldum." diye de kendi içinden geçirdi. Titreşimden haberdar olan sadece ikisi değildi. Irkının doğuştan sahip olduğu güçler ile donatılmış olan elf Tersn"d de titreşimi hisstemiş ve ormana saygısını ve zararsızlığını göstermek için en yakındaki ağaca yaklaşmış ve belli belirsiz bir dua okumaya başlamıştı. Elfin yanında yürüyen Harndol bişeyler olacağını sezmiş ve pelerinin içinde üzeri sayısız kadim rünle süslenmiş kılıcının kabzasına uzandı. Büyülü kılıç bu hareketle hemen uyandı ve savaşacak düşman aramaya başladı. Eğer bu ormanda bir terslik olacaksa ilk tepkiyi o verecekti kuşkusuz. Grubun ortasındaki yolcu grup ile hiç alakası yok gibiydi. Etrafını izliyor gibi duruyordu ama oda diğerlerinden daha az tecrübeye sahip bir savaşçı değildi. Ortamdaki değişimi farketmiş oda palalarına uzanmıştı tıpkı Harndol"un kılıcı gibi oda rünler ile süslenmiş palalar kullanıyordu. Ayrıca sırtında sihirli sadağı ve yayı da bulunuyordu. Sadağın sihri sayesinde hiçbir zaman okunun bitmesinden endişe etmesine gerek yoktu. Attığı yıldırım benzeri oklarla bir çok düşman ile başedebilirdi. Kralın en küçük kızı olan Selirn Aertwar ile aynı yaşta olmasına rağmen ülkenin sayılı savşçılarından biriydi. Sarı, omzuna dökülen saçları pelerinin altında kalmıştı. Yeşilin değişik tonlarını barındıran gözlerini çalıların ardına dikmişti. Tublion"nun beklenmedik bir şekilde durup yol arkadaşlarına dönmesi ile hepsi durdu ve hislerinin doğruluğunu anladı. Pelerinin çıkarmaya yeltenen Harndol"u başını hayır anlamında sallayarak duruduran Tublion, "Pelerinlerinizi çıkarmanıza gerek yok burada dövüşecek düşmalar yok. Onların kafasını daha fazla karıştırmamız gerek yok." dedi ve yönünü ormanın iç tarafına çevirerek devam etti. "Öyle değil mi Bulluath!". Ormandan bir homutu işitildi. Homurtular gittikçe yaklaştı ve göz açıp kapayana kadar yolcular etraflarının bir düzine hareket eden homurdanan ağaçla çevrildiğini gördüler. Harndol"un kılıcı isyan ediyordu kınından çıkmak için can atıyor Harndol"un elinde kalp atışı gibi sarsılıyordu. Hardnol kabzaya daha sıkı sarılmak zorunda kaldı. Çemberin arkasından ortak lisanda bir ses duyuldu. "Bana adımla hitap eden büyücü, kimsin ve burada ne işin var adımı nerden öğrendiğini gerçekten merak ettim. Bana adımla hitap edenlerin hepsinin öldüğünü sanıyordum sizin oralarda hiç arkadaşım kalmadı yabancı." Tublion ağaç kralın hala Bulluath olduğunu öğrenince sevincini gizlemekte zorlandı. "Bulluath seninde sölediğin gibi dostalrından çoğu öldüler ama hala bir tanesi hayatta. N"oldu ha sana artık dostlarını tanıyamayacak kadar yaşlı mısın?" Sözlerini bitirmeden çember daralmaya ve uğultu artmaya başladı. Harndol daha fazla duramadı ve pelerini attı ve kılıcını çekti. "Yeter artık büyücü yapmamız gerekenler var şunlara yolumuzu açmalarını söyle ya da bunu ben kendim yapayım." Kılıç kınından çıkınca neşe ile kızıl renkte parladı. Büyücün tepkisi beklenmedik şekilde hızlıydı. Pelerini çıkardı ve çıkarması ile etrafını kör edicek beyaz bir ışık sardı. Kılıcın parlaması görünmez oldu. Harndol şaşırmıştı. Çember açıldı ve Bulluath göründü. Sesi öncekinden daha gürdü "Yeter!" diye gürledi. Yüz hatları gerilmişti sinirli olduğu gayet açıktı. Sonra birden değişti duraksadı. "Bu nasıl olur?" diye mırıldandı. "Tublion bu gerçekten sen misin? Ama nasıl?" ardından kendi kadim dillerinde konuşmaya başladı "Dağılın rahat bırakın onlar dostlarımız!" ortak lisanda eklemeden duramadı Harndol ve Tersn"d "e bakarak "En azından bir kısmı." Harndol şaşkınlığını üzerinden attı ve kılıcını kınına yerleştirdi. Bulluath"ın son cümlesi ile Aertwar ve Selirn elfe döndüler. Elf yürüyen ve konuşan kadim ağaçların varlığını sadece atalarından kalma hikayelerde duymuştu. Elfler ile orman arasında çok eskiye dayanan bir ilişki vardı ve elf hikayelerinin hepsinde onlardan saygı ve dostlukla bahsedilirdi. Buna rağmen elf savaşçı yıllardır beraber dövüştüğü Harndol"u yalnız bırakmıyacağını biliyordu. Kısa bir terreddütten sonra yayına sadağından aldığı oku yerleştirmiş ve beklemeye başlamıştı fakat Tublion"un ışık gösterisinden sonra oda şakın şaşkın bakakalmıştı. Tublion yüzünde kocaman bir gülümseme ile Bulluath"a döndü sanki boğazındaki bişeyleri temizler gibi yaptı ve arkasını ağaç krala dönüp yoldaşlarını göstererek, "Bunlar yol arkadaşlarım onları tanıtmama izin ver. Genç delikanlı Birleşik Krallık büyücü öğrencilerinden Aertwar, onun yanında kralın küçük kızı Selirn, arkada sabırsız dostum Harndol, yine Birleşik Krallıktan ve son olarak elf dostum Tersn"d" dedi. Sonra yoldaşlarına dönerek "ve buda az öncede söylediğim gibi eski bir dostum olan Bulluath kendisi bu oramanın ağaç kralıdır." dedi. Yüzündeki gülüseme kaybolmuş gözlerinde eski dostuna duyduğu özlem kalmıştı sadece tekrar Bulluath"a doğru döndüğünde. Sonra tekrar boğazını temizler gibi yaptıktan sonra keseinde biraz tütün ve piposunu çıkardı ve sihri ile yakıp dumanından içine çekip bıraktı ve "Sanırım burası kamp için gayet uygun öyle değilmi dostlarım" dedi.
Bulluath inanmayan gözlerle büyücüye bakıyor bir yandan da bunların gerçek olması için dua ediyordu. Tublion"un piposunun dumanını üflerken dumanın altındaki bakışı aklındaki şüphelere son vredi bu ondan başkası olamazdı o eski pipoyu bilirdi. Büyücü onu yanından hiç ayırmazdı. "Beni takip edin daha rahat yerler biliyorum bu ormanda. Bana anlatıcak çok şeyin var eski dostum bu sırada dostlarında biraz dinlenmiş olurlar ormanımda rahat edicekler şüphen olmasın" dedi ve arkasını dönüp yürümeye başladı. Tublion Harndol"a baktı. "Gidelim beyler biraz dinlenmemiz gerek bu zaman içinde size anlatamadığım şeylerden bahsetme fırsatımızda olucak. " dedi. Harndol için bu yeterliydi. Büyücünün nerden çıktığını ve bu kadar önemli olan şeyin ne olduğunu merak ediyordu.




     Burak "BurgCry" UYGUR

 

Yorumlarınız:

Siz de bu yazıya yorum ekleyebilirsiniz. Yorum ekle

 

 

 

 


 FrpNet Forum

 Bize Ulaşın

FrpNet Anket

Yeni Kitaplar

Siteiçi Arama

Yayınevleri

Linkler - Bağlantılar

Basında FrpNet

 

Ana Sayfa  |  Diyarlar  |  Bilgi  |  Yazılar  |  Forum  |  Galeri  |  Bize Ulaşın

Copyright © 2004 Keri Technology.. | Tüm Hakkı Saklıdır.           Anasayfa | Mail Kontrol | Mail Ayarları | Reklam | Yayınevleri | İletişim