Hikaye

Erdem "Aransayes" ÖZÇİFÇİ

Çırak ve Paladin

           ACI

     Güneş soğuk bir gecenin üzerine doğuyordu.Bir çok canlı hala uykudaydı.Özellikle insanlar.Tabii işlerini gece icra edenler değil onların işleri şimdi son buluyordu.Yeni uyanan insanlar ise her türlü tehlikeye açık bir şekilde uyku mahmurluğu ile kader kendilerini nereye götürüyorsa oraya doğru sürükleniyorlardı.Belli ki ölümlerine...
 

     Bir çift şahin gözlere,kemerli buruna sahip,düzgün çeneli,yakışıklı ve sert çehreli bir adam kamp alanından biraz uzaktaki yüksek bir kayaya oturmuş yeni doğan güneşi izliyordu.Güneş ışınları adamın zırhında göz alıcı şekilde parlıyordu.Kamp ateşi çoktan sönmüş,uyku tulumu sarılmıştı.Gitmeye yeniden yollara düşmeye hazırdı.Hiçbir arkadaşı yada yoldaşı akşamı onunla paylaşmamıştı.Bu yalnız geçirdiği 10. geceydi.Yalnız geceler alışık olmadığı bir şey değildi.Bazen görev icabı haftalarca evinden uzakta yalnız yolculuk yapardı.Ama arkadaşlığı kutsal sayan biri için yalnızlık asla çekilebilir bir şey değildi.Adam bunları düşünürken bir öfke,üzüntü,pişmanlık ve özlem hem de delicesine bir özlem fırtına gibi karmaşık bir şekilde aklından geçti.İfadesiz yüzü sinirle buruştu ve gözlerini kapattı.Sonra bütün bunları geride bırakacakmış gibi hızla kamp alanını terk etti.Siyah bir pelerin bütün vücudunu kaplıyor karşıdakine ne zırhı nede işi hakkında ipucu vermiyordu.Yolda yürürken köylü insanların verdiği selamı almıyor gözlerini yerden hiç kaldırmıyordu.Kendisini boşlukta gibi hissediyordu hem de sonsuz bir boşluk.
 

     Zaten almadığı selamlardan kurtulmak için ormanın içine daldı.Bu normalde ahmakların işiydi.Kaleye 3 günlük mesafe varken haydutlar burada yolları keser,adam öldürürlerdi ve bunların bazılarda insan değildi.
Adam yürürken hayatının nasıl bu kadar çabuk değiştiğini algılayamıyordu.Geçmişi düşünürken yüzünde acı dalgaları geçiyor,boğazı düğümleniyordu.Bir zamanlar ustalarının gözdesiydi.İmrenilen bir insan.Ama şimdi...
 

     Acı bir çığlık düşüncelerini böldü.Muhtemelen bir kadının ölüm çığlığıydı.Her zaman keskin olan duyuları kendisini uyarırken dövüş sesine doğru koşmaya başladı.Kara pelerini arkasında bayrak gibi dalgalanıyordu.
Biraz sonra metalin metale çarpan sesini de duymaya başladı ve ölenlerin sesleri.Aralarında ork sesleride vardı.Bir açıklığa geldi.Beş ork vardı.Yerde elleri arkadan bağlanmış 3 insan vardı.Ölmüşlerdi.Savaşın durumu çok garipti.Bir ork elleri ve ayakları bağlanmış bir çocuğu arkasına almış diğer 4 orku elindeki baltayla uzak tutmaya çalışıyordu.Muhtemelen yerde yatan ölü orkun sebebi bu orktu.Elindeki ork adamın gördüğü en muhteşem baltaydı ve onu kullanan orkta en garip orktu.Adam daha önce böyle giyinmişini görmemişti.İnsan gibi diye düşündü.Hareketleride normal orklar gibi hantal ve goril gibi değil bir insan gibi seri ve teknikti.
 

     Etrafındaki çember daralıyordu.Adam orku çocuğu koruduğunu düşündü zira orkta kötülük hissetmiyordu.Dört orktan biri çemberden fırladı ve elindeki kılıçla saldırdı.Kafası uçup yerde yuvarlanması sadece biran sürdü.Çocuğu savunan orkun yorulduğu belliydi ve geri kalan iri orkları durduramazdı.
Adam açıklağa adım attı.Biran için savaş durdu ve hepsi yeni geleni inceledi.Garip ork insanı görünce yüzünde rahatlama ifadesi geçti."İnsan lütfen yardım et.Ben bunları oyalarken çocuğu kaçır."Cümlesi akıcı ve orklarda olmayan duyguları barındırıyordu.Bu cümle diğer orkları kaba kahkahalara boğdu.Liderleri olduğu iriliğinden belli olan ork yanındaki sopa tutan küçük orka "Gark git şunun işini bitir.Eti senin ama altınları ve silahları benim."Gark belli ki açtı.Derhal saldırıya geçti.Adam upuzun kara pelerinin çözdü.Pelerin yere düşerken zırhı güneş gibi parladı.Zırh kadim semboller içeriyordu ve işlemesini ise cücelere borçluydu.Zırh tek kelimeyle muhteşemdi.Adamın üstüne tam oturmuş her hareketiyle gömlek gibi eğilip bükülüyordu.Ağırlığı bir kaç kiloydu.Hareketini engellemiyordu.
 

     Lider orkun gözleri fal taşı gibi açılmıştı.Tok olduğundan aklı başındaydı.Ve doğduğundan beri en büyük hatasını işlemiş olduğunu anlamıştı.Ölüm hatası.Bu adamla savaşamazlardı.Üç ork değil onbeş ork olsalar bile yenemezlerdi.Bunlar lanet kutsal savaşçılardı.Lider orkun kafasında bir kelime parladı.Paladin!..
Lideri kadar tok olmayan Gark açlıktan sulanmış beyniyle paladine saldırdı.Adam üzerine gelen 1.80 lik (ork standardına göre küçük) 90 kiloluk orka 1.95lik boyuyla tepeden bakıyordu.Gark sopasını adamın işini hemen bitirip ziyafete başlamak için kafasına doğru salladı.Adam kılıcını çekti.Kılıçta aynı zırh gibi cücelerce yapılmıştı.Ama kılıç gümüş renginde değil içten gelen bir kızıllıkla parlıyordu.Efsanevi paladin kılıçları.Kılıcıyla zavallı orku sopasını net bir şekilde ikiye ayırdıktan sonra orkun kafasını vücudundan ayırdı.Gark'ın kafası lidere doğru uçarken vücudu toprağa düştü.Lider ork ve yanındaki sadece bir kaç saniye süren savaşı korkuyla izlemişlerdi.Çocuk ve önündeki garip ork adamın ölümcül zerafetine ve reflekslerine hayran kalmışlardı.
 

     Adam diğer orka doğru koşmaya başladı.Eğer iki ork ayrı yerlere doğru koşacak kadar akıllı olsalardı belki biri yaşardı ama sadece silahlarını kaldırmışla,ağızları açılmış gözleri korkudan büyümüş bir şekilde kalakalmışlardı..Bir paladine karşı iki ork zavallı düşmanlardı.Kaderleri yazılmış, Azraillerinin gelişine bakıyorlardı.
 

     Adam sırtından kalkanını aldı sol elde kalkanı diğer elde kızıl kılıcıyla tam ortalarına geldi.İlk sağındaki lider ork büyük kılıcıyla yukarıdan aşağı adamı boylamasına ikiye bölmek için savurdu.Adam sola bir adım attı ve büyük kılıç yanına toprağa girdi.Paladin tek hamlede kızıl kılıcıyla eğilmiş dengesini kaybetmiş orkun kafasını vücudundan ayırdı.Kılıcı parlak bir kızıllıkla parladı.
Diğer orkun baltasını kalkanıyla karşıladı.Kalkana çarpan balta parçalara ayrıldı.Paladin sadece küçük bir titreşim hissetti.Kalkanın arkasından çıkıp kılıcını orkun boğazına soktu.Çocuğu koruyan garip ork inanmakta zorlanıyordu.Paladinlerin savaş yetenekleri efsaneydi ama gözle görmek büyüleyiciydi.Konuşmak için öne çıkan ork boğazına dayanan,ırkının kanı damlayan kızıl kılıcı hissetti.Ne adamın dönüşünü nede kılıcın savruluşunu görmemişti.Paladinin siyah gözleri ölüm vaat ediyordu.
 

     "Seni neden öldürmeyim ork."Paladin ve ork biliyordu ki bu sadece bir kaç saniye sürerdi.Orkta bayağa iyi savaşçıydı ama bu adamın yanına bile yaklaşamazdı.Ork efsaneleri hatırlamaya çalışıyordu.
 

     "Siz kutsal paladinler doğuştan kötülüğü hissedersiniz.Bende kötülük hissediyorsan öldür karşı koymayacağım."Zaten koyamayacağını biliyordu.
Adam homurtuyla kılıcını kınına koydu ve pelerini almaya gitti.Ork şaşkındı çünkü adama "kutsal paladin" derken adamın yüzündeki sonsuz acıyı görmüştü.
 

Neden?
 

     Paladin pelerinini omuzlarına atarken ork yaklaştı.Yanında ellerini çözdüğü çocuk vardı.Çocuk korkudan bembeyaz olmuş suratıyla bu dehşet verici ve somurtkan adamın kendisinde öldüreceğini düşünüyor olmalıydı.Adam orka bir baktıktan sonra çömelerek çocuğun gözlerine baktı.
 

     "Benden korkma evlat.Adın ne?"
     "Thomas efendim"
     Paladin çocuğa şimdiki soruyu nasıl soracağını düşündü.Birkaç can sıkıcı dakikadan sonra çocuğa bakarak sordu.
    

     "Valand'ta ailen var mı,akraban falan?"
     Çocuk tekrar gözyaşlarına boğuldu.
     "Evet var.Büyükbabam ve amcalarım kasabada çiftçidir."
     Adam rahatlamıştı.Kimsesiz çocuğu nereye bırakabilirdi ki?
     "Tamam evlat seni onların yanına götüreceğiz"
     Paladin yavaş yavaş gözlerini orka dikerek ayağa kalktı.
     "Evet ork hikayen ne?Neden çocuğu kurtardın?"
 

     Garip ork telaşlanmadan kendini tanıttı ilk önce.
 

     "Adım Goxpor.İlleron'daki büyücü kulesinin efendisi için çalışıyorum.Ben kendimi tanıttım Kutsal Paladin.Sıra sende."Ork adama kutsal paladin diye hitap etmişti ve yine adamdaki ıstırabı gördü ama bu sefer yakıcı öfkeyi de görmüştü ve acaba ilerimi gidiyorum diye düşündü.
 

     Adam gözlerini orka dikmiş her an kılıcını çekip saldıracakmış gibi duruyordu.
     "Adım Madnat.Ve hiç kimse için çalışmıyorum."
     "Kendi tarikatına da mı bağlılığın yok."
    

     Adam orka ölüm vadeden bir bakış attı.
 

     Adam paladin bile olsa ork fena halde öleceğine inandı.Madnat çocuğu yanına alarak yola koyuldu.Orkta hemen peşine takılmıştı.Ork savaşta yere attığı büyük pelerinini omuzlarına attıktan sonra paladini takip etti.
 

     İlleron    

 

     Çırak karanlıkta oturmuş meditasyon yapıyordu.Oda nerdeyse zifiri karanlıktı.Ve üstündeki siyah peleriniyle karanlığın içinde koyu bir gölgeydi.Kapısı çalındığı zaman hafifçe gözlerini açtı.Zamanı gelmişti!
 

     "Çırak ustalar seni çağırıyor,hemen gel"
 

     Çırak yerden kalkıp gerindi.Yüzünü yıkadıktan sonra koridora çıkıp konsey salonuna doğru yürümeye başladı.Heyecandan nerdeyse bayılacaktı.Salona yaklaşınca dev kapı kendiliğinden açıldı ve onu içeri kabul etti.Tam ortaya yürüdü ve etrafa baktı.Kapşonunun içinden salonda duran ustalara göz geçirdi.Her düzenin ustaları ordaydı.Sayılarını tam çıkaramadı.Bazıları güneşin altında durur gibi aydınlıktayken bazıları geceden daha karanlıktaydı.Ama hepsinin kendini izlediğini biliyordu.İçinden güldü.Bütün ustalar buradaydı.İyiler ve kötüler.Ateş elementi ustaları veya buz büyücüleri.Yada çağrıcılar.Her düzen kendi içinde güçlüydü.Ama o en güçlüsüydü.Her büyücü kendini bir yada iki düzene verirse tam anlamıyla ustalaşırdı.
 

     Tabii efsanevi büyücüler hariç.Onlar nerdeyse her düzende ustalaşırdı.Ama o düzeyde yetenek,bunu başaracak zeka ve hafıza ve kendini adayacak güçteki bir ruh çok nadirdi.Nerdeyse üç asırdır gelmiyordu.Çırak büyük ustaya baktı ve sırıt.Başbüyücü sadece 4 düzene sahipti.Ateş,toprak elementi büyüleri,çağrıcılık ve ruh.Ender yetenekti.
 

     Çırak kapşonunun içinden kendi kendine sırıttı.İlerde sonra kendisine rakip bile olamazdı.Kendisi şu anda bile her düzen yeteneğine sahipti. Deneyimsizdi. Daha çok çalışması gerekirdi.Herkesten çok.Başbüyücüden bile.Başbüyücü sahip olduğu her düzene tam anlamıyla ve hakkıyla sahipti.
    

     Başbüyücününde kendisine baktığını biliyordu.Kendisi hakkında ne düşündüğünü merak ediyor.Acaba beni kıskanıyor mu?Korkuyor mu?Çırak bunları düşünürken başbüyücünün sesi odada yankılandı.
 

     "Sen Aransayes.Buraya geleli beş yıl oldu.Gösterdiğin ve sahip olduğun her yetenek bizi etkiledi.Ama sana verilecek görev için daha çok çalışman gerek.Zamanımız kalmadı.Sana verdiğimiz görevi biliyorsun.Kuleden ve İlleron'dan ayrıl.Bu gece.Gücünü doğru şekilde kullan.Gidebilirsin büyücü."
Aransayes selam verdikten sonra dönerek dev kapıdan geçti.Artık çırak değil büyücüydü.Hakkıyla!..
 

     Salondan çıktıktan sonra Ateş büyücüsü Pyros düzeni gibi ateş püskürüyordu nerdeyse.Başbüyücü Manfoldoras'a bunu onaylamadığını kaç defa söylemişti.
"Sen bunadın mı Manfoldoras?Çocuk nerdeyse kendi kibrinden boğulacak. Değil dünyayı kurtarmak kendini kurtarsa şanslıyız.Çok güçlü.Hepimizden daha fazla.O efsanevi büyücülerin yeteneğine sahip.Her düzen ona boyun eğecek.Sen ne yaptığı..."
 

     "Yeter Pyros.Senin adayını da gördük.Yetenekleri sadece ateş elementiyle kısıtlı."
 

     Toprak elementinin ustası Deyar Başbüyücünün sözünü kesti.
 

     "Ya benim adayım usta.2 düzende tam anlamıyla ustaydı.Bu çocuk yani senin adayın Aransayes hepsinde yarım.Asla tam değil ve olamayacak."
Çağrıcı düzenin ustası heyecanla yerineden fırladı."Saçmalamayın.Benim adayım Kelman daha iyiydi."Pyros ona bakmaya gerek bile görmemişti.
Bu tartışmalar günlerce devam edebilirdi.Başbüyücü ayağa kalktı ve sesindeki irade ve güç hepsini susturdu.
 

     "Bunu haftalarca tartıştık.Kehanet tam güçten bahsediyordu.Bende dahil buradaki ustalarda bile tam güç yok.Ama sizin deyişinizle benim adayım Aransayes şu anda yetenekleri yarım olabilir ama hızla güçleniyor ve birkaç yıl sonra onun karşısında kim durabilecek.Burada tartışma bitti.Artık çırak olamayan büyücü yola çıktı.Kaderin dişleri dönmeye başladı"
 

      Meclis dağıldıktan sonra Başbüyücü kendi odasına gitti.Masasına oturdu.İçeceğini yudumlar ve şöminedeki ateşe bakarken tek düşündüğü Aransayes'ti.
 

     Evet onu kendi seçmişti ama hâlâ kendisi bile emin değildi.Çocuk aşırı kibirli,arkadaşı olamayan -zaten aşırı kibirli biriyle kim arkadaş olurdu ki- ve güçlerine tam hakim değildi.Yanlış yapıp ters tepen bir büyü sonucu kendisini de,yanındakileri de ve umutlarını da havaya uçururdu.
 

     Ama her şey başlamıştı,ok yaydan fırlamış,kaderin öğütücü dişleri çevrilmeye başlamıştı.Satranç taşlarında piyonlar öne sürülmüş şimdi karşı tarafın hamlesi bekleniyordu.Tekrar Aransayes'i düşündü ve başını eğerek ateşe baktı.Ne yaptım ben? Biliyordu ki yapması gerekeni yapmıştı.Kehanet bunu öngörmüştü.
Zamanı gelmişti!..


 

          Erdem "Aransayes" ÖZÇİFÇİ

Yorumlarınız:

Siz de bu yazıya yorum ekleyebilirsiniz. Yorum ekle

 

 

 

 


 FrpNet Forum

 Bize Ulaşın

FrpNet Anket

Yeni Kitaplar

Siteiçi Arama

Yayınevleri

Linkler - Bağlantılar

Basında FrpNet

 

Ana Sayfa  |  Diyarlar  |  Bilgi  |  Yazılar  |  Forum  |  Galeri  |  Bize Ulaşın

Copyright © 2004 Keri Technology.. | Tüm Hakkı Saklıdır.           Anasayfa | Mail Kontrol | Mail Ayarları | Reklam | Yayınevleri | İletişim