![]() |
||||
|
|
Hikaye Erdem "Aransayes" ÖZÇİFÇİ Çırak ve Paladin
ACI
Bir çift şahin
gözlere,kemerli buruna sahip,düzgün çeneli,yakışıklı ve sert çehreli
bir adam kamp alanından biraz uzaktaki yüksek bir kayaya oturmuş
yeni doğan güneşi izliyordu.Güneş ışınları adamın zırhında göz alıcı
şekilde parlıyordu.Kamp ateşi çoktan sönmüş,uyku tulumu
sarılmıştı.Gitmeye yeniden yollara düşmeye hazırdı.Hiçbir arkadaşı
yada yoldaşı akşamı onunla paylaşmamıştı.Bu yalnız geçirdiği 10.
geceydi.Yalnız geceler alışık olmadığı bir şey değildi.Bazen görev
icabı haftalarca evinden uzakta yalnız yolculuk yapardı.Ama
arkadaşlığı kutsal sayan biri için yalnızlık asla çekilebilir bir
şey değildi.Adam bunları düşünürken bir öfke,üzüntü,pişmanlık ve
özlem hem de delicesine bir özlem fırtına gibi karmaşık bir şekilde
aklından geçti.İfadesiz yüzü sinirle buruştu ve gözlerini
kapattı.Sonra bütün bunları geride bırakacakmış gibi hızla kamp
alanını terk etti.Siyah bir pelerin bütün vücudunu kaplıyor
karşıdakine ne zırhı nede işi hakkında ipucu vermiyordu.Yolda
yürürken köylü insanların verdiği selamı almıyor gözlerini yerden
hiç kaldırmıyordu.Kendisini boşlukta gibi hissediyordu hem de sonsuz
bir boşluk.
Zaten almadığı
selamlardan kurtulmak için ormanın içine daldı.Bu normalde
ahmakların işiydi.Kaleye 3 günlük mesafe varken haydutlar burada
yolları keser,adam öldürürlerdi ve bunların bazılarda insan değildi.
Acı bir çığlık
düşüncelerini böldü.Muhtemelen bir kadının ölüm çığlığıydı.Her zaman
keskin olan duyuları kendisini uyarırken dövüş sesine doğru koşmaya
başladı.Kara pelerini arkasında bayrak gibi dalgalanıyordu.
Etrafındaki
çember daralıyordu.Adam orku çocuğu koruduğunu düşündü zira orkta
kötülük hissetmiyordu.Dört orktan biri çemberden fırladı ve elindeki
kılıçla saldırdı.Kafası uçup yerde yuvarlanması sadece biran
sürdü.Çocuğu savunan orkun yorulduğu belliydi ve geri kalan iri
orkları durduramazdı.
Lider orkun
gözleri fal taşı gibi açılmıştı.Tok olduğundan aklı başındaydı.Ve
doğduğundan beri en büyük hatasını işlemiş olduğunu anlamıştı.Ölüm
hatası.Bu adamla savaşamazlardı.Üç ork değil onbeş ork olsalar bile
yenemezlerdi.Bunlar lanet kutsal savaşçılardı.Lider orkun kafasında
bir kelime parladı.Paladin!..
Adam diğer orka
doğru koşmaya başladı.Eğer iki ork ayrı yerlere doğru koşacak kadar
akıllı olsalardı belki biri yaşardı ama sadece silahlarını
kaldırmışla,ağızları açılmış gözleri korkudan büyümüş bir şekilde
kalakalmışlardı..Bir paladine karşı iki ork zavallı
düşmanlardı.Kaderleri yazılmış, Azraillerinin gelişine bakıyorlardı.
Adam sırtından
kalkanını aldı sol elde kalkanı diğer elde kızıl kılıcıyla tam
ortalarına geldi.İlk sağındaki lider ork büyük kılıcıyla yukarıdan
aşağı adamı boylamasına ikiye bölmek için savurdu.Adam sola bir adım
attı ve büyük kılıç yanına toprağa girdi.Paladin tek hamlede kızıl
kılıcıyla eğilmiş dengesini kaybetmiş orkun kafasını vücudundan
ayırdı.Kılıcı parlak bir kızıllıkla parladı.
"Seni neden
öldürmeyim ork."Paladin ve ork biliyordu ki bu sadece bir kaç saniye
sürerdi.Orkta bayağa iyi savaşçıydı ama bu adamın yanına bile
yaklaşamazdı.Ork efsaneleri hatırlamaya çalışıyordu.
"Siz kutsal
paladinler doğuştan kötülüğü hissedersiniz.Bende kötülük
hissediyorsan öldür karşı koymayacağım."Zaten koyamayacağını
biliyordu.
Neden?
Paladin
pelerinini omuzlarına atarken ork yaklaştı.Yanında ellerini çözdüğü
çocuk vardı.Çocuk korkudan bembeyaz olmuş suratıyla bu dehşet verici
ve somurtkan adamın kendisinde öldüreceğini düşünüyor olmalıydı.Adam
orka bir baktıktan sonra çömelerek çocuğun gözlerine baktı.
"Benden korkma
evlat.Adın ne?"
"Valand'ta
ailen var mı,akraban falan?"
Garip ork
telaşlanmadan kendini tanıttı ilk önce.
"Adım Goxpor.İlleron'daki
büyücü kulesinin efendisi için çalışıyorum.Ben kendimi tanıttım
Kutsal Paladin.Sıra sende."Ork adama kutsal paladin diye hitap
etmişti ve yine adamdaki ıstırabı gördü ama bu sefer yakıcı öfkeyi
de görmüştü ve acaba ilerimi gidiyorum diye düşündü.
Adam gözlerini
orka dikmiş her an kılıcını çekip saldıracakmış gibi duruyordu.
Adam orka ölüm
vadeden bir bakış attı.
Adam paladin
bile olsa ork fena halde öleceğine inandı.Madnat çocuğu yanına
alarak yola koyuldu.Orkta hemen peşine takılmıştı.Ork savaşta yere
attığı büyük pelerinini omuzlarına attıktan sonra paladini takip
etti. İlleron
Çırak
karanlıkta oturmuş meditasyon yapıyordu.Oda nerdeyse zifiri
karanlıktı.Ve üstündeki siyah peleriniyle karanlığın içinde koyu bir
gölgeydi.Kapısı çalındığı zaman hafifçe gözlerini açtı.Zamanı
gelmişti!
"Çırak ustalar
seni çağırıyor,hemen gel"
Çırak yerden
kalkıp gerindi.Yüzünü yıkadıktan sonra koridora çıkıp konsey
salonuna doğru yürümeye başladı.Heyecandan nerdeyse
bayılacaktı.Salona yaklaşınca dev kapı kendiliğinden açıldı ve onu
içeri kabul etti.Tam ortaya yürüdü ve etrafa baktı.Kapşonunun
içinden salonda duran ustalara göz geçirdi.Her düzenin ustaları
ordaydı.Sayılarını tam çıkaramadı.Bazıları güneşin altında durur
gibi aydınlıktayken bazıları geceden daha karanlıktaydı.Ama hepsinin
kendini izlediğini biliyordu.İçinden güldü.Bütün ustalar
buradaydı.İyiler ve kötüler.Ateş elementi ustaları veya buz
büyücüleri.Yada çağrıcılar.Her düzen kendi içinde güçlüydü.Ama o en
güçlüsüydü.Her büyücü kendini bir yada iki düzene verirse tam
anlamıyla ustalaşırdı.
Tabii efsanevi
büyücüler hariç.Onlar nerdeyse her düzende ustalaşırdı.Ama o düzeyde
yetenek,bunu başaracak zeka ve hafıza ve kendini adayacak güçteki
bir ruh çok nadirdi.Nerdeyse üç asırdır gelmiyordu.Çırak büyük
ustaya baktı ve sırıt.Başbüyücü sadece 4 düzene sahipti.Ateş,toprak
elementi büyüleri,çağrıcılık ve ruh.Ender yetenekti.
Çırak
kapşonunun içinden kendi kendine sırıttı.İlerde sonra kendisine
rakip bile olamazdı.Kendisi şu anda bile her düzen yeteneğine
sahipti. Deneyimsizdi. Daha çok çalışması gerekirdi.Herkesten çok.Başbüyücüden
bile.Başbüyücü sahip olduğu her düzene tam anlamıyla ve hakkıyla
sahipti.
Başbüyücününde
kendisine baktığını biliyordu.Kendisi hakkında ne düşündüğünü merak
ediyor.Acaba beni kıskanıyor mu?Korkuyor mu?Çırak bunları düşünürken
başbüyücünün sesi odada yankılandı.
"Sen Aransayes.Buraya
geleli beş yıl oldu.Gösterdiğin ve sahip olduğun her yetenek bizi
etkiledi.Ama sana verilecek görev için daha çok çalışman
gerek.Zamanımız kalmadı.Sana verdiğimiz görevi biliyorsun.Kuleden ve
İlleron'dan ayrıl.Bu gece.Gücünü doğru şekilde kullan.Gidebilirsin
büyücü."
Salondan
çıktıktan sonra Ateş büyücüsü Pyros düzeni gibi ateş püskürüyordu
nerdeyse.Başbüyücü Manfoldoras'a bunu onaylamadığını kaç defa
söylemişti.
"Yeter Pyros.Senin
adayını da gördük.Yetenekleri sadece ateş elementiyle kısıtlı."
Toprak
elementinin ustası Deyar Başbüyücünün sözünü kesti.
"Ya benim
adayım usta.2 düzende tam anlamıyla ustaydı.Bu çocuk yani senin
adayın Aransayes hepsinde yarım.Asla tam değil ve olamayacak."
"Bunu
haftalarca tartıştık.Kehanet tam güçten bahsediyordu.Bende dahil
buradaki ustalarda bile tam güç yok.Ama sizin deyişinizle benim
adayım Aransayes şu anda yetenekleri yarım olabilir ama hızla
güçleniyor ve birkaç yıl sonra onun karşısında kim
durabilecek.Burada tartışma bitti.Artık çırak olamayan büyücü yola
çıktı.Kaderin dişleri dönmeye başladı"
Meclis
dağıldıktan sonra Başbüyücü kendi odasına gitti.Masasına
oturdu.İçeceğini yudumlar ve şöminedeki ateşe bakarken tek düşündüğü
Aransayes'ti.
Evet onu kendi
seçmişti ama hâlâ kendisi bile emin değildi.Çocuk aşırı
kibirli,arkadaşı olamayan -zaten aşırı kibirli biriyle kim arkadaş
olurdu ki- ve güçlerine tam hakim değildi.Yanlış yapıp ters tepen
bir büyü sonucu kendisini de,yanındakileri de ve umutlarını da
havaya uçururdu.
Ama her şey
başlamıştı,ok yaydan fırlamış,kaderin öğütücü dişleri çevrilmeye
başlamıştı.Satranç taşlarında piyonlar öne sürülmüş şimdi karşı
tarafın hamlesi bekleniyordu.Tekrar Aransayes'i düşündü ve başını
eğerek ateşe baktı.Ne yaptım ben? Biliyordu ki yapması gerekeni
yapmıştı.Kehanet bunu öngörmüştü. Erdem "Aransayes" ÖZÇİFÇİ
|
|
||
|
Copyright © 2004 Keri Technology.. | Tüm Hakkı Saklıdır. Anasayfa | Mail Kontrol | Mail Ayarları | Reklam | Yayınevleri | İletişim |
||||