Hikaye

Serkan "Anglachel_" NAYIR

Tumbalemorna

     İnsanlar onlara dev derlerdi. Yoldan geçerken dikkat eden kimseler (ki etmemeleri neredeyse imkansızdı) dev boylarına şaşırıp kalırlardı.. Sırf onları görmek için uzun yollar aşanlar vardı ve dönenler bu anıları mutlaka hatırlıyordu. Moarnen, yeşil ormanın sakinleriydi onlar.. şimdiki adıyla Tumbalemorna da onlardan biriydi

     Altmış metre yüksekliğinde, kollarını güneşe kaldırmış, altın gibi parıldayan bir gövdeye ve güneşte alev alev yanan yapraklara sahipti bir zamanlar Tumbalemorna. Altın orman’ın bir tohumuydu ve Moarnen in diğer yaşlı sakinleri arasında bile sevilen bir ağaçtı. İnsanlar ona “Dev” ve “Zarif” diyebilirlerdi sadece; Elfler içinse adına yakılmış bir sürü türkü vardı.. Pürüzsüz gövdesine dokunan elfler bundan büyük bir mutluluk duyarlardı, Tumbalemorna da onlarla konuşmaktan dolayı mutlu oluyordu böyle zamanlar. Yaşlı sayılamazdı. “Aceleci” oldukça iyi bir kelimeydi onu tanımlamak için.

     Ölümlülerin sandığının aksine ağaçların da duyguları vardı ve oldukça temizdi hepsi. Onlara sevgiyle bakan herkesi severlerdi. Çocukların bazıları dallarını kırarsa bile fazla önemsemezdi Moarnenliler. Tumbalemorna’nın aklına böyle birkaç hikaye geldiğinde dallarını hışırdatarak gülümserdi. Ağaçlar yalnızca kötü kalpli cücelere katlanamazlardı. Onlar baltalarıyla dolaşır ve işlerine yarayacak kadar odunu alıp giderlerdi sadece. Bunları hangi aşağılık amaç için kullanacaklarını bilmezdi hiçbir ağaç. Tumbalemorna onların da iyi olabileceğini düşünürdü bazen.

     Moarnen ağaçları bildiklerimizden oldukça farklılardı. Genç fidanlar köklerinin üstünde dengede durmaya çalışırlar, durmak istemeyen yürüyebilirdi. Gençlerin kökleri toprağı kavramak için çok güçsüz, gövdeleri ise bunun için çok isteksizdi. 100 yaşını aşmamış çoğu genç ağaç çevrelerini tanımak için gezinebiliyordu. Yaşlı ağaçlar gezinmeye çalışanlara fidanlara gülüyor, kendi gençliklerini hatırlayarak eğleniyorlardı. Bu tip gezinme zamanları insan takvimlerinin hep yaz aylarına denk gelir, ve elfler haricindeki diğer tüm yaşayanlar böyle zamanlarda Moarnen’e girmekten özellikle korkarlardı.. Çocukları sırf Moarnen ismini ağzına aldığı için onlara kızan anneler oluyordu. Kim ne derse desin Moarnen bildik bir ormandan çok farklıydı. Ama kötü değildi..

     Gençliğini düşündü Tumbalemorna. İnsan ömürleriyle ölçülmeyecek kadar eskileri düşündü.Aklını hiç serbest bırakmayan bir anıya takıldı düşünceleri. Hnustar meltemi yapraklarını havalandırırken bu güzel rüyaya isteyerek bıraktı kendini zarif yaşlı ağaç. Hoarnen deki zamanlarına, Jherein e döndü düşünceleri.

     Altı yüz yaz önceydi, Yani Altın fide’nin durmaya yakın olduğu zamanlardı.. Tumbalemorna artık yüz yaşındaydı ve ne kadar acı ki O’nu tam bir yerlerde durmak istediğinde farketmişti..

     Onu ilk görüşünü hatırladı... Kendisine en çok acı veren hatıralarından olmasına rağmen yine de mutlu olabiliyordu.

     ....Yüz yaşına yeni girmişti Tumbalemorna. Kökleri artık gezinmekten sıkılmış, bir yerlerde “durma” nın erdemine erişmişti ağaç. Moarnen in tüm pınarlarını tekrar görmek istemişti “durma” ‘ya başlamadan önce. Hepsinin berrak sularını son kez tattı. Kendine “yer” olarak seçtiği Orraegrim tepesine gitmeden en küçük derelerden birine gitmek istedi: Mitheithel e... Ve orada O’nu gördü.

     O büyülü andan kendine kalan az sayıda anı vardı. Ancak hatırlayabildiği kendisinden çok az daha yaşlı dişi bir gümüş söğüt ağacını görmüş olduğuydu. Elflerin “Tyelpétema” dedikleri gümüş yapraklı çok zarif bir ağaçtı bu.. Ağacın gövdesinden açık mavi renkte ışıklar yayılıyor ve ortalığa soylu bir aydınlık veriyordu. Tüm yıldızlardan daha soğuk, ama hepsinden daha zarifti. Tumbalemorna onu ilk gördüğünde Tyelpétema binlerce yıllık Mellyrn ağaçları altındaydı. Moarnen’in soğuk ve temiz pınarlarının başına çökmüş günlük susuzluğunu gideriyordu. Gümüş yaprakları sağa sola sallandıkça Tumbalemorna’nın aklı karıştı.. yanaklarından birkaç yeşil filiz fışkırdı ve köklerini ileri kaldırıp orada bulunan her ağacı hayrete düşürecek kadar hızlı Tyelpétema söğütünün yanına gitti.

     Birkaç homurdanma ile boğazını temizledikten sonra etrafına bakındı.. Güneş batmak üzereydi ve tepesinde uzanan yapraklardan oluşmuş gökyüzünün arkasında kırmızı bir sema vardı.İşte diye düşündü genç mallorn ağacı. Moarnen in en sevdiği zamanıydı..

     “-Selamlar Gümüş hanım” dedi Tumbalemorna.. ama sona doğru sesi çatallaşmış ince bir fısıldama olark çıkmıştı..

     “-Selam Altın Mallorn” dedi Tyelpétema ağacı.. gözleri oldukça güzel bir toprak rengindeydi. Tumbalemorna herşeyini ona vermek istemişti onları ilk gördüğünde.

     Bir an sessizlik oldu. Ne düşüneceğini ne söyleyeceğini bilemedi Tumbalemorna. Boy olarak kendinden ufak bir başka ağacın bu kadar etkileyici görüneceğini hiç tahmin etmemişti. Uzak efsaneler iki altın Mallorn un aşkını anlatıyordu ama o hiç ciddiye almamıştı bunları.. Ağaçların hayatları boyunca orada durup kalacağı gibi saçma fikirlere kapılmıştı. İçinden geçip yapraklarını titreten bu hissin ne olduğunu anlayamıyordu şimdi. İçinden gelen tüm sesler oradan ayrılmaması gerektiğini söylüyor ama ne kadar yazık ki aynı sesler ne yapacağı konusunda bilgi vermiyorlardı..

     Sadece bir ağacım diye ilk kez düşündü Tumbalemorna. “Ah! kökleri ve filizleri olan canlılar için bu his fazla” diye düşündü.

     “-Bir şey mi diyecektin altın Mallorn?” deyiverdi Tyelpétema ağacı.. Tumbalemorna karşısındaki gümüş ve uçuk yeşil renkteki zerafet simgesinin konuşabilmesi karşısında geriye sıçradı. Tüm düşünceleri pof diye uçtu. Aklı daha fazla bilgiye kapattı kendisini, sadece bakıyordu.. Ne yapacağını bilemeden...

     “-Hum ilginç..” dedi Tumbalemorna zaman geçirmek için. “Bir arrod* süresince Moarnen de yaşamaktayım ama sizi ne gördüm ne de duydum”

     Daha fazlasını söyleyememişti Tumbalemorna.Daha çok gençti!

     “Ben Grimbethil’im” dedi gümüş ağaç, ela gözlerini tekrar Mallorn a çevirdiğinde. Tumbalemorna karşısında durmuş, adını hecelemeye çalışıyordu..

     Meltem aniden durdu ve hayallere kapılıp gitmiş Tumbalemorna gözlerini açtı. Biraz düşündü.Öyle ya, tamı tamına Altı yüz yıl geçmişti aradan.. Yavaşça bakışlarını yukarıya çevirdi ve içini çekerek gözlerini tekrar kapadı..

     Hayallerine tekrar döndüğünde, kendi haline ulaşmasına daha 300 yılı vardı.. Daha tecrübeli olduğu bir zamanı hatırladı Tumbalemorna.

     Artık Grimbethil ile yanyana “duruyorlardı”.Tumbalemorna ile Grimbethil in bitmeyen sevgileri çevredeki ağaçların takdirini toplamıştı.. 300 koca yıl geçmiş olmasına rağmen Tumbalemorna ondan asla sıkılmıyor. Zarif söğütünün mutlu olması için elinden geleni yapıyordu.. Güneş yakıcı olduğu zaman elinden geldiğince korumak istiyordu onu dallarıyla, Onun sinirli olduğu zamanlardaki uzun homurtularını ninni gibi dinliyordu, Güneşi alabilmek için yaptığı tüm kaprislerine katlanıyordu.. Kendi yanında oldukça herşeyi yapabilirdi Grimbethil ve o da zaten herşeyi yapıyordu.

     Çevredeki böcekler yaşlanmaya başlamış bu Mallorn un neden birdenbire gülümseyerek yapraklarını hışırdattığını oldukça merak ettiler.

     Aklı başka bir anıya atladı Tumbalemorna nın, Cerin Amroth tepeciğinden denize baktıklarını hayal etmişti uzun uykularının birisinde. En sevdiği rüyaydı bu... Elele kırmızı- turuncu gökyüzüne bakıyorlardı Grimbethil ile. Köklerinin altında Sarı Elanor ve uçuk Niphredil çiçekleri vardı. Güneş denizin içine hüzünle girerken uzakta, Grimbethil in dallarını okşuyordu altın yaprakları. Tumbalemorna daha mutlu olduğunu anımsamıyordu o zamana dek.. Aniden uyandığında karşısındaki zarif varlığın rüyadaki Grimbethil in olmadığını gördü.. Bu ilk bozulmaydı ona göre.. Dahasının olmaması için elinden geleni yapacağına söz vermişti kendi kendine..

     Tumbalemorna aniden gözlerini açtı.. kıkırdamalar ve uğultular duymuştu, çevresinde ona gülüşen genç meşe fidanları vardı. Mutlu olduğumu çok mu farkettiler acaba diye düşündü.. ve gülümsememeye çalışarak tekrar hayallerine daldı.

     Aklı bu kez ona çok acı anılar oynadı.. Güneşe ulaşmak için dallarını başka ağaçlara uzatan Grimbethil i gördü hayalinde. Kendisi bunu göremeyecek kadar fazla bakıyordu Grimbethil’e gerçekte. Bunu ilk öğrendiğinde yüzlerce altın yaprağını bir günde soldurmuştu genç Mallorn.. Altında şarkı söyleyen elfler ise şaşırıp kalmışlardı bunu gördüğünde.. O gün hiç birşey söylemeden gitti zarif Daéron ve Lindir. Arplarını koltuklarına sıkıştırıp kaçtılar.. Tumbalemorna ise üzüntüsünden köklerini her yana uzattı. Herkesle konuşmak istedi ama kendi Orraegrim tepeciğinde olmadığını farketti o anda. Tek dostu herşeyi Grimbethil’di. Onunla konuşamazdı kıskançlığını. Konuşamazdı onu neden kıskandığını.. Çünkü söğütler bunu anlamakta çok zorlanırlardı. İçine attı ve yaz geldiğinde Grimbethil’in ona sarıldığını görerek herşeyi unutmaya karar verdi.. Yaz geliyordu tekrar.. Moarnen in muhteşemliğini görmeye gelen canlılarla dolmuştu etrafları. Sevgilerini herkese verdiler geri istemeden.


     Tumbalemorna uyandığında artık açık açık gülüyordu.. Bunu engellemek istemedi bir an.. Bir sincap dallarında gezinerek yüzüne kadar geldi ve sordu ona:

     “-Neden bu kadar mutlusun ey Mallorn?” dedi sincap “kış geldiği için hüzünlüdür herkes bu zamanlar oysa?”

     Tumbalemorna cevap veremedi bir an. Sincaba göz kırparak onun boyutlarındaki kadar küçük bir yaratığa bu acının çok geleceğini düşündü.. Sincap elindeki Mallorn yemişini sürükleyerek söylene söylene yuvasına gitti.

     Gözlerini tekrar kapayabildiği için mutlu oldu Tumbalemorna.

     İşte yine hayal alemi en iğrenç oyununu oynuyordu Yaşlı ağaca.. Tumbalemorna gövdesini sıktı, yapraklarını büzdü.. üzüntüsünün kokusu yedi millik bir alandaki tüm karıncalar tarafından hissedildi.. alelacele yuvalarına kaçıştılar.

     Tam o anda bu acı rüyayı kaçıncı kez gördüğünü sordu kendine. Kendisi de bilemiyordu. Rüyasında yine Grimbethil, kuzeyin zarif gümüş renkli Tyelpétema söğütü vardı. Bu kez ayrıydılar. Aralarında hiç uzaklık olmamasına rağmen birbirlerine dokunmuyorlar ve buna özen gösteriyorlardı.. Bu anın fazla uzakta olmadığını anımsadı Tumbalemorna.. Hala Hoarnen deydi o zaman.

     “-Neden Grimbethil?” demişti, “Neden yerini değiştirmek istiyorsun?” Köklerin hala Mitheithel’e değiyor benimkiler uzanamasa da. Neden diğer tarafa geçmek istiyorsun?”

     Sevdiğinin cevaplarını dilediğince dinleyememişti altın yapraklı Mallorn. Köklerini beşyüz yıl sonra çıkartan bir Tyelpétema oldukça zor görülen birşeydi. Tumbalemorna nın zarif Grimbethil i içinse sevinç içinde gerçekleşen bir olay oldu.. Oraya güneş daha iyi vuruyordu kendi zannınca.. Tumbalemorna dallarını diğer tarafa almaya başladı.. artık doğuya bakması gerekliydi.. Yine de mutlu oldu Tumbalemorna. Sevdiği varlığın mutluluğunu görmek yeterdi bile.

     Bir süre daha mutluluk yazılmıştı hesaplarına.. Gündüz dallarını birbirlerine sürttüler, Altın ile gümüşten oluşan bir tabloydu sevgileri, elf ozanları görüntülerine paha biçemiyorlardı. Hiçbir şarkı Tumbalemorna nın Grimbethil e olan sevgisini anlatmaya yetecek kadar uzun, hiçbir Arp onun hissettiklerini müziğe dökecek kadar yetenekli değildi.. Bunu en iyi yapan ise zarif elf Daéron idi.. Tumbalemorna ile birbirlerini sevdiler.. Arkadaşlıkları hala sürer..

     Tumbalemorna gözlerini açtı... Çoktan gece olmuştu ancak yıldızları göremiyordu.. Hoarnen in en yüce ağaçlarından biri olması onun yıldızları görmesini gerektirmiyordu.. Hiçbirşey onun mutluluğunu istemiyordu sanki.. Siyah bulutlara bir süre daha bakıp havayı kokladı.. 2 gündür kökleri hiçbirşey içmiyordu ama zaten ona göre daha zamanı gelmemişti.. Altın yaprakları üzgün üzgün gövdesine baktılar.. Gövdesi ise Grimbethil’i düşünmek için tekrar gözlerini kapadı.

     Tumbalemorna düşünmeye başladığı zaman ağaç sarsılmaya ve içinden acı dolu çığlıklar yükselmeye başlamıştı. Sincap yemişini atıp hemen başka bir yere fırladı, karıncalar toprağın en derin yerlerine kaçtılar.. Havadaki bu kokuyu alan bir kurt uzun uzun uludu. Tumbalemorna nın tüm vücudu; Pürüzsüz dalları, altın yaprakları ve uzun gövdesi titreyerek ağlıyordu.. Yeşil orman uzun süre Tumbalemorna nın ağıtını dinleyerek sustu.. Sonra çalılıkların arasından Daéron un arpını duydu Tumbalemorna. Tüm kulaklara hoş gelen elfçe sözcüklerle, becerikli elf parmakları birleşmiş, Yaşlı altın ağacın ağıtını tüm ormana söylüyordu Daéron.. Ağlıyordu bir yandan da...

     “Taurelilomea-tumbalemorna Tumbaletaurea Lomeanor…”

     Bulunduğu Yıllardan pek de uzak olmayan bir zamanı düşlemeye başladı Tumbalemorna. Moarnen, Tumbalemorna gibi mallorn ağaçlarının büyümesiyle muhteşem bir yer olmuştu. Kuşlar yuva yapmak için özellikle altın dalları seçiyor. Hiçbir insan hatta hiçbir cüce Moarnen Mellyrn ini görmeden geçmiyordu.. Ormanın tüm sakinleri mutluydular.. bir tanesi hariç!
Bir başka ağacın, oldukça güzel bir başka Mallorn un köklerini Grimbethil’inin köklerinde yakalamıştı Tumbalemorna. En az birkaç aydır birbirlerine dokunuyorlardı. Grimbethil’e sertçe baktı Tumbalemorna, hırsından tüm yapraklarını güneşten çevirdi, orman ışıksız kalacak gibi soluyordu sanki.. Grimbethil yukarıya kendini izleyen dev Mallorn a baktı ve korkmadı, yanında duran bir taştan daha çok değer vermedi yıllarca kendisini sevene. Kendisine daha yumuşak sürtünen diğer Mallorn a gönlünü vermişti Gümüş Söğüt.
Tumbalemorna ya artık bakmak onun için fazla gelmeye başlamıştı ve köklerini uzatıp Mitheithel den su içmek için Tumbalemorna ya gerek kalmadığını düşündü. Acı Acı haykırdı Mallorn ağacı, acısının bitmesini dileyerek.. Ama Grimbethil ona dönmedi. Altın yaprakların onu okşamasına ihtiyacı vardı ama Tumbalemorna o an ormandaki tek Mallorn olmadığını anlayıverdi. En güzeli de yoktu.. Tüm Mallornlar aynıydı!!

     Düşündükten sonra böyle bırakamayacağını düşündüğü bir olayla karşı karşıya kaldı Tumbalemorna. Moarnen nin yeraltını diğer herkesden daha iyi bilirdi. Grimbethil in uzağında olan ama köklerini ona uzatan Mallornun köklerine gizliden gizliye dokundu.. Dokunmasıyla birlikte herşeyi anlayıverdi. İçi yandı, Gövdesi buruştu. Yaprakları dökülmeye başladılar. Altın yapraklar sonbahar dışında ilk kez Moarnen çimlerine düştüler.. Lindir ve Daéron kederlendi.

     Ama Tumbalemorna sabırsız ve akılsızdı. Grimbethil i fikirlerinden uyandırmak için dokundu ona, Grimbethil ise sanki dokunan Altın Mallorn yaprakları değil de birer yılanmış gibi her dalı hor gördü. Tumbalemorna ya dönerek dedi ki:

     “-Artık seni sevmiyorum Mallorn! Ne dallarında ne de yapraklarında gözüm yok! Bu iş ne kadar çabuk biterse o kadar mutlu olacağım.”

     “- İş mi?” diyebildi zorlukla Tumbalemorna.

     “-İlişkimiz, bana arkadan yapraklarını sürmen, bana bakman, bana sadece acı verdin Jherein!”

     Tumbalemorna hayallerinde durakladı.Gerçek adını düşünmeyeli uzun zaman olmuştu.

     “-Artık yanyana durmayacağız. Ama sen nereye gittiğimi de göremeyeceksin. Hayatımı altüst ettin..”

     Jherein konuşması gerektiğini biliyordu ama gövdesine konuşacak kadar enerji ve özsuyu gönderememişti.. Acıyla dudakları büzüştü. Titriyordu. Diğer Mallorn un köklerinde okuduğu düşünceleri Grimbethil e anlatmasaydım diye düşündü bir ara. Ama ne farkederdi?? Grimbethil ona gitmeye kalkacaktı o zaman. Artık ondan da en az benden ettiği kadar nefret edecek diye düşündü Jherein. Bunu bilerek yokolacaktı.Onu korumuştu ama kendi kıskançlığından mı yoksa Grimbethil in iyiliği için mi bilemiyordu.

     Jherein e bakan diğer tüm ağaçların gözleri birer karış açıldı, 700 yaşında bir ağacın bunu yapması inanılacak gibi değildi.. 30 metrelik bir alandaki tüm köklerini kırarcasına topraktan çıkarmaya başladı.. yürümeyeli uzun zaman olmuştu ve kökler oldukça acı veriyorlardı.Yine de Grimbethil in kederi öyle yakıyordu ki içini, hiçbirşey düşünemiyordu Jherein.. Özsuları insanların ve cücelerin göremeyeceği gözlerinden aktı.. Grimbethil ise buna değil Diğer Mallorn için üzülüyordu.

     Tüm köklerini topraktan çıkaran Jherein artık tam anlamıyla bir devdi. 100 metreyi aşan bir boyu vardı ve gözlerinden dökülenler toprakta yeni çimenleri açıyordu hemen.. Mallorn un zengin sıvısının kıymetini ancak toprak bilebilirdi.. Herşeyi bildiği gibi.

     Uzaklaşmaya başladı Mallorn, yüzyıllardır durduğu yerde şimdi dev bir köstebek deliği vardı sanki. Arkasına çevirerek gözlerini gitti. Karanlık vadiye doğru uzaklaştı.. Kuzeye doğru.Grimbethil in o sırada ne hissettiğini ise hiçbir öykü anlatmıyor... Ormanın tüm sincapları ve karıncaları deliklerinden çıkarak eski dostlarının gidişine tanık oldular. Onu hiç göremeyeceklerdi. Onlar Jherein in nasıl mutlu olacağını hiç anlayamadılar.

     Orman yolunda ilerleyen dev Mallorn ağacı eskiden yürürken görmüş olduğu tüm arkadaşlarını gördü.. hepsi “durmuş” Jherein e dik dik bakıyorlardı.. O ise bakışlarını kapatarak hızla yürüdü.. Altındaki kayalar, köklerin her dokunuşuyla unufak oluyordu.. Önündeki herşey dehşetten kaçıştı. İki kilometre yürüyen Jherein kendisini Karanlık vadiye bakarken buldu.. yüzlerce metrelik bir uçurumun altında ufak çalıların güneşe ulaşabilmek için süründükleri leş kokan kötü isimli bir vadiydi. Atlamak için köklerini kaldırdı Jherein ve duyduğu bir ses onu durdurdu.. tüm yolu boyunca Grimbethil in arkadan kendini yakalayıp güzel sesi ve yıldızlar gibi soğuk güzelliğiyle kendisini geri döndüreceğini ummuştu, ama arkadan gelen uzun sarı saçlı bir elfti. Menegroth lu Daéron idi gelen...

     “-Ne yaparsın hey koca Jherein” dedi Daéron. “-Çıldırdın mı, biri sana birşey mi yaptı yoksa bu bir şeytanlık mı? Ömrüm boyunca ikiyüzünü geçmiş bir Mallorn un yerinden kalktığını hiç duymadım.. Sen ise neredeyse bunun dört katısın”

     “-Evet zarif elfim” dedi Jherein. “Tüm yaşamımı elimden aldılar” dedi. “Eğer buna engel olmasaydım herşeyin mahvolacağından korktum.. Moarnen in tüm Mallornları bensiz ölse bile Grimbethil olmadan ben bir hiçim”

     “-Öyle deme!” diye kızdı uzun ömürlü Daéron bilgece. “Sana ihtiyacı olanlar var. Seni sevenler var ve seni sevenler olacak”

     “-Hayır!” diye bağırdı Jherein! “Hiçbirini istemiyorum.. eski yalnızlığımı.. Cerin Amroth tepelerindeki zarif eşimi istiyorum. Onunla kırmızı gökyüzüne bakıp dallarımı onunkilere dolayamayacaksam ne anlamı kalıyor Moarnen de yaşamanın” Bir ağaç uzun ömürlü olabilir. Ama severken ne kadar da hızlı geçiyordu hayat onun için.

     “-İnanamıyorum!” diye bağırdı Sarı saçlı elf. “Başka bir ağaç için zengin toprağından, zarif derelerinden ve Moarnen deki tüm dostlarından ayrı mı kalacaksın? Ya nereye gideceksin eski dostum?”

     “-İşte tam buraya gideceğim Menegroth lu Daéron” dedi Jherein, Altındaki karanlık vadiyi göstererek. Taurirolemea vadisi benim için en güzel yer.. Orada belki kederimi unutabilirim. Ama Grimbethil’i ve ona olan sevgimi unutacağımı sanmıyorum. Bitmeyen sadece sevgidir Daéron, üzüntü ya da ömür değil. Senin denizleri sevmen gibi birşey bu!

     Daéron başını önüne eğdi.

     “-Benim için bir ağıt yak Daéron, bilirim ki Elfler arasında en ünlü olan ozansın! Maglor göçtüğünden beri Ossiriand da senin gibisi yok.Beni anlatan bir ağıt yak” dedi.

     Daéron ellerini uzatarak beyaz ince parmaklarını dostunun pürüzsüz kabuğuna sürdü.

     “-Elveda, altın mallorn Jherein. Hikayen ölümsüzleşecek. Dinleyenlere Taurirolemea ya atlayan mallorn un hikayesi, “Tumbalemorna**” yı söyleyeceğim. Kendine iyi bak dostum” dedi ve döndü.. Elfler vedalardan ve acı veren diğer şeylerden hoşlanmazlar.. ancak tüm boş zamanlarını onlar için şarkılar ve acılı ağıtlar söyleyerek geçirirlerdi.

     Tumbalemorna tek söz söylemeden sıçradı kendini boşluğa bıraktı.

     Daéron dönüp giderken uzun saniyeler boyunca bir sesin gelmesini bekledi ve uçurumun dibinden gelen korkunç bir çatırtı ve kırılma sesiyle irkildi.. Yeşil pelerinine sarılmış giderken gözlerindeki son damlacığı serbest bıraktı..

     Tumbalemorna gözlerini son kez açtı. Artık “yaşlıydılar”. Yukarıya, Ormanın kıyısına baktı.. Altın yaprakları artık çok azalmıştı. Çok ömrüm kalmadı diye düşündü sonra..

     Gözlerini tekrar kapadı. Ama ne düşündüğünü kimse bilmiyor.

 



*.Arrod: yüz yıl
**. Tumbalemorna: (deepvalleyblack) derin,karavadi
 

          Serkan "Anglachel_" NAYIR

Yorumlarınız:

Siz de bu yazıya yorum ekleyebilirsiniz. Yorum ekle

 

 

 

 


 FrpNet Forum

 Bize Ulaşın

FrpNet Anket

Yeni Kitaplar

Siteiçi Arama

Yayınevleri

Linkler - Bağlantılar

Basında FrpNet

 

Ana Sayfa  |  Diyarlar  |  Bilgi  |  Yazılar  |  Forum  |  Galeri  |  Bize Ulaşın

Copyright © 2004 Keri Technology.. | Tüm Hakkı Saklıdır.           Anasayfa | Mail Kontrol | Mail Ayarları | Reklam | Yayınevleri | İletişim