Hikaye

Oğuz "Alkinoos" KİLECİ

Yolculuk

     Aenol ve dostu Moranyal batıya doğru uzun bir yolculuğa çıkalı bir gün oluyordu.Güneş önlerinde kızıla dönmüş, Diyarlar'a son ışınlarını gönderiyordu.Aceleleri olmadığından geç saatlere kadar yürümenin bir manası yoktu.Yanındaki korucu dostu da uzun zamandır uzak kaldığı ormanda, vakit geçirmek istiyordu.Moranyal, ormanla özlemini gidermeye o kadar dalmıştı ki kamp kurmayı unuttu.Aenol arkadaşının bunu hakettiğini biliyordu.Birçok yere gitmiş, birçok savaş vermişlerdi ve bu süre içinde ormana çok uzak kalmıştı arkadaşı.Bu gece dilediği gibi ormanda dolaşabilirdi.

Yakacak birşeyler aramaya başladı Aenol.Bu gece soğuk olacağa benziyordu.Kamp yerinden biraz uzaklaştı.Yerden birkaç dal parçası alıp kolunun altına sıkıştırdı.

Tam o sırada keskin elf gözleri ağaçların arasında, daha önce hiç görmediği,duymadığı bir hayvan saptadı.Yaratık onu görmemişti ve otlanıyordu.Uzun bir kuyruğu vardı.Yaklaşık 1.70 boylarındaydı.Rengi bembeyazdı.Uzun ince, kaslı bacakları vardı.Köpeğe benziyor diye düşündü Aenol.Tek farkı köpekten büyük olması.Sessizce yaklaşmaya çalıştı yaratığa doğru.Ancak yaratığı ilk gördüğünde şaşkınlıkla elinden düşürdüğü dallara bastı.Düşürdüğünün farkında bile değildi!Yaratık çatırdayan dal sesiyle kafasını Aenol'a çevirdi.Siyah berrak gözleri, derisinin rengiyle tam bir tezat oluşturuyordu.Uzun süre gözlerini kırpmadan birbirlerine bakakaldılar.Aenol yavaş yavaş yaratığın durduğu,ağaçların izine rastlanmayan açıklığa doğru süzüldü.Yaratık hiçbir hareket göstermedi.Sessizce Aenol'u izliyordu.Aenol yaklaştıkça yaklaştı..Yaratığın yanına kadar geldi.Tam elini yaratığın boynuna koyup okşayacakken doğudan sert bir rüzgar esti ve yaratık hızla doğuya,Midgaard'a doğru koşmaya başladı.Aenol yaratığın gidişini izledi.Yaratığın hareketlerindeki asalet gözünü kamaştırmıştı.Kısa bir süre sonra,yaratık daha ufukta kaybolmadan Aenol yaratığın ön ayaklarını havaya kaldırarak daha önce hiç duymadığı bir ses çıkarttığını duydu.Gözlerini kırptı..İnanamıyordu böyle güzel bir varlığı daha önce hiç duymadığına.Gözlerini yeniden açtığında yaratık kaybolmuştu.

Bir merak saplandı Aenol'un yüreğine.Öğrenmeliydi bu yaratığın ne olduğunu, nereden geldiğini.

Dalları yerden yeniden topladı ve kamp alanına döndü.Moranyal ortalarda yoktu ancak Aenol onun er ya da geç geleceğini biliyordu.Küçük bir ateş yaktı.Uyku tulumunu yere koydu ve içine girdi.Ancak o gece Aenol hiç uyumadı.Gökyüzü açıktı ve gece yıldızlar tarafından süslenmişti.Ona denilen herşeyi hatırlamaya çalıştı."Acaba daha önce böyle bir yaratık duymuşta o mu unutmuştu?"





Titan Vadisine olan uzun yolculuklarından geri dönüyorlardı.Kaliteli zırh türleri ve birkaç iksirle dönüyorlardı.Dostlarının sipariş ettiklerini de unutmamışlardı.Orada olabildiğince az kalmışlardı zira Titanların yüzünde her zaman şeytani bir gülümseme vardı.Aenol da onlara güvenmemiş ve olabildiğince çabuk ayrılmışlardı oradan.

10 gün önce durup kamp yaptıkları yere geldiklerinde Aenol dinlenmeleri gerektiğini söylemişti.Güneş doruk noktasına yükseliyordu.Sadece 4 saattir yürüyorlardı ve Moranyal ilk itiraz etse de sonradan Aenol'u kırmamak için kabul etmişti.Hafif bir rüzgar vardı.Aenol burada yarım saat dinleneceklerini açıkladıktan sonra Moranyal ormanın içinde kayboldu.

Aenol, o muhteşem yaratığı gördüğü açıklığa yürüdü.Belki onu bir daha görebilirdi.Açıklığa gittiğinde yaratıktan hiçbir iz yoktu.Bir süre orada bekledikten sonra dinlenme noktasına geri dönmeye karar verdi.Belki de bu sefer yaratık başka bir otlaktaydı..Dinlenme yerine gittiğinde dostunun hazır, onu beklediğini gördü.Hemen yola koyuldular.Gün batmadan Midgaard'da olmaları daha güvenli olurdu.





Muhafızlar dışında neredeyse herkes yatmıştı şehirde.Muhafızlar nöbet yerlerini almıştı.Şehre giriş çıkışlar kilitlenmişti;her gece olduğu gibi.Aenol bazen muhafızlara eşlik ederdi.Hem onlara biraz moral katmak hem de onlara yardımcı olmak için yanlarında bulunurdu.Muhafızların en yaşlı ve tecrübeli olanı ona birçok şey öğretmişti hayat hakkında.Onun yanına doğru;batı kapılarına yöneldi.Selamlaştılar ve hal hatırlarını sordular.Birkaç sessiz saat sonra yaşlı Beulin konuştu;



-'Neden bu gece böyle sessizsin Aenol?"

-'Aklımda bir şey var, ancak onu anlatmak konusunda kararsızım."

-'Söyle bakalım neymiş o tereddüt ettiğin şey.Elbet cevabını buluruz, sen merak etme."

-'Eh, madem öyle anlatayım ama dediklerimi kimseye anlatma tamam mı?Sonra bana bir ucubeymişim gibi bakabilirler:" dedikten sonra yüzünü bir tebessüm kapladı Aenol'un.

-'Tamam,tamam.Söylemem kimseye.Çıkar şu baklayı artık ağızından!"

-'Buradan bir günlük mesafede,Titan Vadisine yol alırken bir yaratık gördüm.1.70 boylarında uzun, ince bacaklara sahip bembeyaz bir..bir yaratıktı.Siyah gözleri derisinin rengiyle tezat oluşturuyordu.Ve..ve çok güzeldi.Asaletle koşuyordu.Benden uzaklaştıktan sonra ön ayaklarını havaya kaldırıp garip bir ses çıkardı.Çok merak ediyorum bu yaratığın ne olduğunu.Sen çok şey görmüş geçirmişsin, peki bunu da biliyor musun bakalım?Biliyorsan lütfen söyle."

Beulin hatırlamaya çalışırmışçasına gözlerini kıstı.Ardından kısık bir sesle konuştu;

-'Babam bir hikaye anlatmıştı bana.Çok uzun zaman önce,babamın babasının döneminde kötülük güçleri çok güçlenmiş.Bunun üzerine Gerighelm denen şehirde bir ordu toplanmış ve kötülük güçleriyle savaşmışlar.İlk savaşta yenmelerine karşın ikincisinde tamamen yokolmuşlar.Kendilerine Şövalye diyorlarmış ve at denilen binekleri varmış.Kahverengi,beyaz veya siyah olurlarmış.Garip bir ses çıkarırlarmış huysuzlandıkları zaman.Hmm, ismini hatırlayamadım ama kişnemek gibi birşey idi galiba çıkardıkları ses.Hikayelere göre atları rüzgardan hızlı , insan kadar uzunlarmış..Ancak ben ne bir at gördüm ne de duydum bu zamanlarda.Şövalyelerle birlikte yokolmuş olmalılar..Senin tanımına bakılırsa gördüğün bir at olabilir.Herneyse emin değilim."

-Sağ ol Beulin."

-'Hiç önemi yok evlat.Sana birşeyler öğretmek benim için zevktir." dedi ve gülümsedi.

Birkaç saat ikiside düşündüler.Şafak söktüğünde Aenol tanrısına dualarını sunmaya gitti.Dualarını edip sunak sunduktan sonra birkaç saat uyudu.Güneş tam tepeye ulaştığında, fırıncıdan birkaç günlük erzak alıp bakkaldan da birkaç matara aldıktan sonra daha önce atı gördüğü yere doğru yola koyuldu.Hızlı bir tempoyla gittiği için güneşin batışından 1 saat sonra ulaşabildi oraya.Tulumunu açıklığın bir kenarına koydu ve atı ürkütmemek için ateş yakmadı.Bir süre etrafına bakındıktan sonra tulumuna girip beklemeye karar verdi.At gelene kadar bekleyecekti.Gerekirse bir hafta beklerdi.Onu bir daha görme arzusuyla yanıyordu.Ancak birkaç saat uyku günün yorgunluğunu giderememişti ve dayanamayıp uyudu.

Sabah gözlerini açtığında daha önce gördüğü at Aenol'un birkaç metre uzağında yatıyor ve Aenol'u izliyordu.Uzun süre bakıştılar.Aenol atın sahipsiz kaldığını ve serbestçe dolaştığını düşünüyordu.Birkaç dakika sonra karnından gelen bir gurultu Aenol'a kahvaltı yapmadığını hatırlattı ve Aenol atı ürkütmemek için sakince çantasından bir ekmek çıkardı.Ekmeği bitirdikten sonra Moranyal'dan aldığı bitkileri ata koklattı.Bitkileri, atın önüne bırakıp geri çekildi.At kısa sürede bitkileri bitirdi ve minnettarca Aenol'a baktı.Aenol ata yaklaştıkça yaklaştıve onu okşamaya başladı.

"Belki bir sahip istiyordur?Onun sahibi ben olabilirim.İstediği otları temin edebilir, onu mutlu edebilirim.Yeter ki benle dostluğunu paylaşsın." diye düşündü.Saatlerce orada oturdular.Birbirlerinin varlığı onlara güveni hissettiriyordu.Akşama doğru at kalktı ve doğuya doğru koştu.Aenol gece yattı.Atın sabahta geleceğini biliyordu.İçinden bir ses ona geleceğini söylüyordu ve sabah kalktığında atı gene aynı yerde yatarken buldu.

Birkaç gün böyle geçti.Aenol'un erzağı bitmek üzereydi ve Aenol şehre dönmeye karar verdi.Buraya yeniden gelebilir ve atı görebilirdi.Hem şehirde neler oluyor neler bitiyor öğrenmeliydi.Tulumunu alıp çantasına koydu ve atı okşayarak vedalaştı.Yaklaşık bir saat yürüdükten sonra kendisine doğru gelen toynak sesleri duydu ve arkasına baktı.At onun peşinden geliyordu!Demek ki onun sahipliğini istiyordu.At onun yanına geldi ve dizlerini büktü.Anlaşılan Aenol'un üstüne binmesini istiyordu.Aenol şaşırdı zira atlar sadece şövalyeleri üstlerine bindirirlerdi.Atın üstüne yavaşça bindi.At hızla doğruldu ve Midgaard'a doğru yol aldı.Ancak Midgaard gözükmeden bir tepeden yukarı doğru çıkmaya başladı.Aenol onu durdurmaya çalıştı ama bunu başaramadı.Atın üstünde durmak için atın boynuna sarılmış vaziyetteydi.Yüzüne çarpan rüzgarın hissi ile adeta coşmuştu.Tepeyi tırmandılar ve at zirvede aniden durdu.Aenol atın boynunu bırakıp tepeden aşağıya baktı.Burası Büyük Gerighelm olmalıydı.Şövalyeler yokolmuştu ama burada yaşam devam ediyordu.At ona kısa bir şehir turu attırdı.Gerighelm güzel bir şehirdi.Gerighelm'in çoğunluğu Aenol'u görünce tebessüm ediyor ona el sallıyordu.

 

          Oğuz "Alkinoos" KİLECİ

Yorumlarınız:

Siz de bu yazıya yorum ekleyebilirsiniz. Yorum ekle

 

 

 

 


 FrpNet Forum

 Bize Ulaşın

FrpNet Anket

Yeni Kitaplar

Siteiçi Arama

Yayınevleri

Linkler - Bağlantılar

Basında FrpNet

 

Ana Sayfa  |  Diyarlar  |  Bilgi  |  Yazılar  |  Forum  |  Galeri  |  Bize Ulaşın

Copyright © 2004 Keri Technology.. | Tüm Hakkı Saklıdır.           Anasayfa | Mail Kontrol | Mail Ayarları | Reklam | Yayınevleri | İletişim