Aenol ve dostu
Moranyal batıya doğru uzun bir yolculuğa çıkalı bir gün
oluyordu.Güneş önlerinde kızıla dönmüş, Diyarlar'a son ışınlarını
gönderiyordu.Aceleleri olmadığından geç saatlere kadar yürümenin bir
manası yoktu.Yanındaki korucu dostu da uzun zamandır uzak kaldığı
ormanda, vakit geçirmek istiyordu.Moranyal, ormanla özlemini
gidermeye o kadar dalmıştı ki kamp kurmayı unuttu.Aenol arkadaşının
bunu hakettiğini biliyordu.Birçok yere gitmiş, birçok savaş
vermişlerdi ve bu süre içinde ormana çok uzak kalmıştı arkadaşı.Bu
gece dilediği gibi ormanda dolaşabilirdi.
Yakacak birşeyler aramaya başladı Aenol.Bu gece soğuk olacağa
benziyordu.Kamp yerinden biraz uzaklaştı.Yerden birkaç dal parçası
alıp kolunun altına sıkıştırdı.
Tam o sırada keskin elf gözleri ağaçların arasında, daha önce hiç
görmediği,duymadığı bir hayvan saptadı.Yaratık onu görmemişti ve
otlanıyordu.Uzun bir kuyruğu vardı.Yaklaşık 1.70 boylarındaydı.Rengi
bembeyazdı.Uzun ince, kaslı bacakları vardı.Köpeğe benziyor diye
düşündü Aenol.Tek farkı köpekten büyük olması.Sessizce yaklaşmaya
çalıştı yaratığa doğru.Ancak yaratığı ilk gördüğünde şaşkınlıkla
elinden düşürdüğü dallara bastı.Düşürdüğünün farkında bile
değildi!Yaratık çatırdayan dal sesiyle kafasını Aenol'a
çevirdi.Siyah berrak gözleri, derisinin rengiyle tam bir tezat
oluşturuyordu.Uzun süre gözlerini kırpmadan birbirlerine
bakakaldılar.Aenol yavaş yavaş yaratığın durduğu,ağaçların izine
rastlanmayan açıklığa doğru süzüldü.Yaratık hiçbir hareket
göstermedi.Sessizce Aenol'u izliyordu.Aenol yaklaştıkça
yaklaştı..Yaratığın yanına kadar geldi.Tam elini yaratığın boynuna
koyup okşayacakken doğudan sert bir rüzgar esti ve yaratık hızla
doğuya,Midgaard'a doğru koşmaya başladı.Aenol yaratığın gidişini
izledi.Yaratığın hareketlerindeki asalet gözünü kamaştırmıştı.Kısa
bir süre sonra,yaratık daha ufukta kaybolmadan Aenol yaratığın ön
ayaklarını havaya kaldırarak daha önce hiç duymadığı bir ses
çıkarttığını duydu.Gözlerini kırptı..İnanamıyordu böyle güzel bir
varlığı daha önce hiç duymadığına.Gözlerini yeniden açtığında
yaratık kaybolmuştu.
Bir merak saplandı Aenol'un yüreğine.Öğrenmeliydi bu yaratığın ne
olduğunu, nereden geldiğini.
Dalları yerden yeniden topladı ve kamp alanına döndü.Moranyal
ortalarda yoktu ancak Aenol onun er ya da geç geleceğini
biliyordu.Küçük bir ateş yaktı.Uyku tulumunu yere koydu ve içine
girdi.Ancak o gece Aenol hiç uyumadı.Gökyüzü açıktı ve gece
yıldızlar tarafından süslenmişti.Ona denilen herşeyi hatırlamaya
çalıştı."Acaba daha önce böyle bir yaratık duymuşta o mu unutmuştu?"
Titan Vadisine olan uzun yolculuklarından geri dönüyorlardı.Kaliteli
zırh türleri ve birkaç iksirle dönüyorlardı.Dostlarının sipariş
ettiklerini de unutmamışlardı.Orada olabildiğince az kalmışlardı
zira Titanların yüzünde her zaman şeytani bir gülümseme vardı.Aenol
da onlara güvenmemiş ve olabildiğince çabuk ayrılmışlardı oradan.
10 gün önce durup kamp yaptıkları yere geldiklerinde Aenol
dinlenmeleri gerektiğini söylemişti.Güneş doruk noktasına
yükseliyordu.Sadece 4 saattir yürüyorlardı ve Moranyal ilk itiraz
etse de sonradan Aenol'u kırmamak için kabul etmişti.Hafif bir
rüzgar vardı.Aenol burada yarım saat dinleneceklerini açıkladıktan
sonra Moranyal ormanın içinde kayboldu.
Aenol, o muhteşem yaratığı gördüğü açıklığa yürüdü.Belki onu bir
daha görebilirdi.Açıklığa gittiğinde yaratıktan hiçbir iz yoktu.Bir
süre orada bekledikten sonra dinlenme noktasına geri dönmeye karar
verdi.Belki de bu sefer yaratık başka bir otlaktaydı..Dinlenme
yerine gittiğinde dostunun hazır, onu beklediğini gördü.Hemen yola
koyuldular.Gün batmadan Midgaard'da olmaları daha güvenli olurdu.
Muhafızlar dışında neredeyse herkes yatmıştı şehirde.Muhafızlar
nöbet yerlerini almıştı.Şehre giriş çıkışlar kilitlenmişti;her gece
olduğu gibi.Aenol bazen muhafızlara eşlik ederdi.Hem onlara biraz
moral katmak hem de onlara yardımcı olmak için yanlarında
bulunurdu.Muhafızların en yaşlı ve tecrübeli olanı ona birçok şey
öğretmişti hayat hakkında.Onun yanına doğru;batı kapılarına
yöneldi.Selamlaştılar ve hal hatırlarını sordular.Birkaç sessiz saat
sonra yaşlı Beulin konuştu;
-'Neden bu gece böyle sessizsin Aenol?"
-'Aklımda bir şey var, ancak onu anlatmak konusunda kararsızım."
-'Söyle bakalım neymiş o tereddüt ettiğin şey.Elbet cevabını
buluruz, sen merak etme."
-'Eh, madem öyle anlatayım ama dediklerimi kimseye anlatma tamam
mı?Sonra bana bir ucubeymişim gibi bakabilirler:" dedikten sonra
yüzünü bir tebessüm kapladı Aenol'un.
-'Tamam,tamam.Söylemem kimseye.Çıkar şu baklayı artık ağızından!"
-'Buradan bir günlük mesafede,Titan Vadisine yol alırken bir yaratık
gördüm.1.70 boylarında uzun, ince bacaklara sahip bembeyaz bir..bir
yaratıktı.Siyah gözleri derisinin rengiyle tezat
oluşturuyordu.Ve..ve çok güzeldi.Asaletle koşuyordu.Benden
uzaklaştıktan sonra ön ayaklarını havaya kaldırıp garip bir ses
çıkardı.Çok merak ediyorum bu yaratığın ne olduğunu.Sen çok şey
görmüş geçirmişsin, peki bunu da biliyor musun bakalım?Biliyorsan
lütfen söyle."
Beulin hatırlamaya çalışırmışçasına gözlerini kıstı.Ardından kısık
bir sesle konuştu;
-'Babam bir hikaye anlatmıştı bana.Çok uzun zaman önce,babamın
babasının döneminde kötülük güçleri çok güçlenmiş.Bunun üzerine
Gerighelm denen şehirde bir ordu toplanmış ve kötülük güçleriyle
savaşmışlar.İlk savaşta yenmelerine karşın ikincisinde tamamen
yokolmuşlar.Kendilerine Şövalye diyorlarmış ve at denilen binekleri
varmış.Kahverengi,beyaz veya siyah olurlarmış.Garip bir ses
çıkarırlarmış huysuzlandıkları zaman.Hmm, ismini hatırlayamadım ama
kişnemek gibi birşey idi galiba çıkardıkları ses.Hikayelere göre
atları rüzgardan hızlı , insan kadar uzunlarmış..Ancak ben ne bir at
gördüm ne de duydum bu zamanlarda.Şövalyelerle birlikte yokolmuş
olmalılar..Senin tanımına bakılırsa gördüğün bir at olabilir.Herneyse
emin değilim."
-Sağ ol Beulin."
-'Hiç önemi yok evlat.Sana birşeyler öğretmek benim için zevktir."
dedi ve gülümsedi.
Birkaç saat ikiside düşündüler.Şafak söktüğünde Aenol tanrısına
dualarını sunmaya gitti.Dualarını edip sunak sunduktan sonra birkaç
saat uyudu.Güneş tam tepeye ulaştığında, fırıncıdan birkaç günlük
erzak alıp bakkaldan da birkaç matara aldıktan sonra daha önce atı
gördüğü yere doğru yola koyuldu.Hızlı bir tempoyla gittiği için
güneşin batışından 1 saat sonra ulaşabildi oraya.Tulumunu açıklığın
bir kenarına koydu ve atı ürkütmemek için ateş yakmadı.Bir süre
etrafına bakındıktan sonra tulumuna girip beklemeye karar verdi.At
gelene kadar bekleyecekti.Gerekirse bir hafta beklerdi.Onu bir daha
görme arzusuyla yanıyordu.Ancak birkaç saat uyku günün yorgunluğunu
giderememişti ve dayanamayıp uyudu.
Sabah gözlerini açtığında daha önce gördüğü at Aenol'un birkaç metre
uzağında yatıyor ve Aenol'u izliyordu.Uzun süre bakıştılar.Aenol
atın sahipsiz kaldığını ve serbestçe dolaştığını düşünüyordu.Birkaç
dakika sonra karnından gelen bir gurultu Aenol'a kahvaltı
yapmadığını hatırlattı ve Aenol atı ürkütmemek için sakince
çantasından bir ekmek çıkardı.Ekmeği bitirdikten sonra Moranyal'dan
aldığı bitkileri ata koklattı.Bitkileri, atın önüne bırakıp geri
çekildi.At kısa sürede bitkileri bitirdi ve minnettarca Aenol'a
baktı.Aenol ata yaklaştıkça yaklaştıve onu okşamaya başladı.
"Belki bir sahip istiyordur?Onun sahibi ben olabilirim.İstediği
otları temin edebilir, onu mutlu edebilirim.Yeter ki benle
dostluğunu paylaşsın." diye düşündü.Saatlerce orada
oturdular.Birbirlerinin varlığı onlara güveni hissettiriyordu.Akşama
doğru at kalktı ve doğuya doğru koştu.Aenol gece yattı.Atın sabahta
geleceğini biliyordu.İçinden bir ses ona geleceğini söylüyordu ve
sabah kalktığında atı gene aynı yerde yatarken buldu.
Birkaç gün böyle geçti.Aenol'un erzağı bitmek üzereydi ve Aenol
şehre dönmeye karar verdi.Buraya yeniden gelebilir ve atı
görebilirdi.Hem şehirde neler oluyor neler bitiyor
öğrenmeliydi.Tulumunu alıp çantasına koydu ve atı okşayarak
vedalaştı.Yaklaşık bir saat yürüdükten sonra kendisine doğru gelen
toynak sesleri duydu ve arkasına baktı.At onun peşinden
geliyordu!Demek ki onun sahipliğini istiyordu.At onun yanına geldi
ve dizlerini büktü.Anlaşılan Aenol'un üstüne binmesini istiyordu.Aenol
şaşırdı zira atlar sadece şövalyeleri üstlerine bindirirlerdi.Atın
üstüne yavaşça bindi.At hızla doğruldu ve Midgaard'a doğru yol
aldı.Ancak Midgaard gözükmeden bir tepeden yukarı doğru çıkmaya
başladı.Aenol onu durdurmaya çalıştı ama bunu başaramadı.Atın
üstünde durmak için atın boynuna sarılmış vaziyetteydi.Yüzüne çarpan
rüzgarın hissi ile adeta coşmuştu.Tepeyi tırmandılar ve at zirvede
aniden durdu.Aenol atın boynunu bırakıp tepeden aşağıya baktı.Burası
Büyük Gerighelm olmalıydı.Şövalyeler yokolmuştu ama burada yaşam
devam ediyordu.At ona kısa bir şehir turu attırdı.Gerighelm güzel
bir şehirdi.Gerighelm'in çoğunluğu Aenol'u görünce tebessüm ediyor
ona el sallıyordu.
Oğuz "Alkinoos" KİLECİ
Yorumlarınız:
Siz de bu yazıya yorum
ekleyebilirsiniz.
Yorum
ekle