Güneş doğudan
yükseliyor,horozlar ilk ışıklarla ötüyor,tüccarlar rahat
yataklarından kalkıp giyiniyorlardı. Gerighelm'in küçük mütevazi bir
evinde ak gözlerini açtı Aenol.Yatakta doğruldu ve uykulu gözlerini
ovaladı.Odanın sağ tarafındaki pencereden güneş ışınları kılıcı ve
zırhına çarpıp tavana doğru yansıyordu.Oda küçüktü fakat güzel
döşenmişti.Yatağın hemen üstünde uzun bıyıklı,kara kaş ve gözlere
sahip bir insan tablosu duruyordu.Şövalyelerin kalesinin
önünde,üstünde göz kamaştıran beyaz bir zırh ve elinde altından bir
kılıç vardı."Demek Şövalyeler böyleydi."diye düşündü.Yatağın tam
karşısında kapı olup, solunda ise eski kılıç ve zırhlar
vardı.Kılıçlar ve kalkanlar duvara asılıydı.Zırhlar, odanın
köşelerine koyulmuşlardı. Aenol kendi zırhını kapının solundaki
köşeye koymuştu böylece yatağından onu görebilecekti.Evin sahibi ona
hırsızlardan bahsetmişti.Bahsettiği hırsızlar her ne kadar
Şövalyelere yardım etmiş olsa da hırsızlardı.Yastığının altındaki
hançeri alıp, ayağının ucundan aldığı çantaya yerleştirdi.Yataktan
kalkıp zırhını ve kılıcını kuşandı.Kılıcını kınına sokarken,kapı
açıldı ve yeşil gözlü,sarı saçlı bir çocuk yüzünde bir gülümsemeyle
içeri daldı.Yatağa doğru yaklaşıp -'Günaydın,Sir Şövalye.Nasılsınız
bugün?" diye sordu.Aenol'dan -offf' diye bir ses geldi çocuk ona
Şövalye diye hitap ettikten sonra.
-'Ne zaman anlayacaksın Şövalye olmadığımı?" diye söylendi ancak
çocuk bunu duymadı.
-'Sir Şövalye, yemek hazır ve annem sizi çağırıyor.Eğer hazırsanız
sizi sofrasında görmekten onur duyacaktır."
Resmiyetten bıkmış bir şekilde iç geçirdi Aenol.Karşısındakilerin
iyi niyetli olduklarını bilmesine rağmen ona Şövalye gibi
davranmalarından hoşlanmıyordu.Gerighelm'e ilk gittiğinde, gözleri
nedeniyle herkesin onu garipsemesini beklerken,hoş karşılanması onu
şaşırttı, zira ilk defa bir yerde hoş karşılanıyordu.Ak gözleri onu
her zaman diğerlerinden ayırmıştı.
Bu küçük evler ve sevecen halk ona yurdu Troya'yı
hatırlatıyordu.Sofradakileri bekletmeden içeri,evin diğer odasına
girdi.
-'Günaydın,Sir Şövalye Aenol." dedi yuvarlak masanın etrafındaki üç
kişilik aileyi geçindiren kişi.Adam eskiden bir tüccardı ve şimdi
çalışmayı bırakmıştı.Neden bıraktığını kendi ailesi dahi bilmiyordu
ve Ronual bunu kimseye söylemeye niyetli değildi.Önceden
biriktirdikleri ile rahat bir yaşam sürüyorlardı.Mutlu bir
aileydiler.Ronual oğluna kalkan ve kılıç kullanmayı öğretiyor,annesi
ise onlara yiyecek birkaç şeyler getiriyordu normal günlerde."Ancak
bugün yanlarında bir Sir Şövalye var!" diye düşündü Aenol.
-'Size de güneydın iyi kalpli Gerighelmliler." diye cevapladı.
Melorin eliyle işaret ederek oturmasını rica etti Aenol'dan.Boş
sandalyeye oturdu ve sofradakilere iştahla baktı.Sucuk,kaşar
peyniri,beyaz peynir ve ekmek vardı.
-'Atınızın eyeri olmadığını gördüm Sir Şövalye.Eyerinizi bir savaş
sırasında mı kaybettiniz yoksa eyersiz binebilecek kadar usta
mısınız at sürmekte?"
-'Savaş sırasında kaybettim."
-'Babamın kötülük ordularıyla yapılan son savaştan bulduğu bir eyer
var.Hala saklıyorum.İsterseniz siz Gerighelm'de dolaşmaya
çıktığınızda eyerleyebilirim atınızı."
-'Eyer mi?O da ne öyle?!" diye düşündü Aenol."Şövalyelerin başka bir
geleneği olsa gerek..Eğer izin vermezsem şüphelenebilirler." diye
düşündü ve cevap bekleyen Ronual'a;"Tabii neden olmasın.eski bir
Şövalyenin eyerini kullanmak benim için bir onur olacaktır." dedi.
Yemeğini çabucak bitirdi ve Melorin'e teşekkürlerini sundu.
-'Sir Şövalye, isterseniz size Gerighelm tüccarlarının yeni gelen
mallarını göstereyim.İlginizi çekebilir." dedi Ronual.
-'Neden olmasın,tabii ki gelirim.Savaştan sonra Gerighelm'in
durumunu konuşmak isterim zira savaştan sonra babamın babası
Gerighelm'e dönememiş ve başka bir yere yerleşmek zorunda kalmış.
-'Tabii efendim.Bildiğim herşeyi sizinle paylaşırım." dedikten sonra
bahçeye çıkan kapıyı açtı ve Aenol'un önden çıkmasnı bekledi.Aenol
kapıdan çıktıktan sonra bahçeye bir göz gezdirdi.Bakımlı ve
çiçeklerle dolu bir bahçeydi.Küçük bir bahçe olmasına rağmen insanı
ferahlatacak güzelliği içinde barındırıyordu.Yavaşça yürümeye
başladı ve arkasından kapının kapanışını duydu.
Ronual hızlı adımlarla yürümeye başladı.Tüccar Sokağına girip her
dükkana göz attılar.Aenol ayıp olmasın diye her dükkandan birkaç şey
alıyor ve dükkan sahibini mutlu ediyordu.Aenol, sokağın biraz
ilerisinde kapkara bir pelerin giymiş,gözleri şüpheyle dolu onu
süzen bir kişi gördü.Aenol, kara pelerinli kişinin gözlerinden
nefreti okuyor ve nefretin kendisine yöneltildiğini hissediyordu.Bir
süre bakıştıktan sonra Aenol'un gözleri acımaya başladı ve gözlerini
kırptı.Adam esrarengiz bir şekilde yokolmuştu.Aenol etrafına
bakındı, belki onu görmüş başkaları da olabilirdi.Ama kimse
görmemişti veya görmemiş gibi davranıyordu.Tüccar sokağından çıkıp
da yavaş yavaş eve doğru yürümeye başladıklarında Ronual konuşmaya
başladı;
-'Evden çıkmadan önce bir konu hakkında konuşmak istediğinizi
söylemiştiniz, Şövalye."
Aenol, adamın gözlerinin içine boş boş baktıktan sonra adam
anlatmaya başladı;
-'Savaştan sonra hiçbir Şövalye –ne yazık ki diyerek başını
hüzünle salladı- geri dönmedi.Ne cesetlerinden iz vardı ne de
yaşadıklarına dair bir iz.Ama Gerighelm'e giren hiçbir düşman da
yoktu.Diğer şehirlerden kopuk senelerce yaşadık ve yaşamaya devam
ediyoruz.Ancak –diye ekledi sonradan sıkıntıyla- bazen kara
pelerinler giyen adamlar gelir ve bazı kişilerle konuşurlar."Adamın
alnı terlemeye başlamıştı ve konuşmakta zorlanıyordu.
Aenol onu konuşmaya teşvik ederek, -'Ne hakkında?" diye sordu.
Adam iç geçirerek yeniden konuşmaya başladı; -'Hiç kimse ne
konuştuğunu söylemedi ama konuştuklarından bazıları ölüyor bazıları
ise işini bırakıp Gerighelm'den ayrılıyordu."
Aenol biraz önce gördüğü pelerinli kişiyi hatırladı ve endişeyle
arkasını dönerek onun orada olup olmadığına baktı.Arkasında sadece
yolda gezinen insanlar vardı ve o tarafa bakan kimse yoktu.Kara
pelerinli de görünürlerde yoktu.
Eve yaklaşmışlardı ve hava kararmak üzereydi.Ronual bir anda durdu.Aenol
onun suratına bakınca içinde bir savaş verdiğini anladı ve onu
bekledi.Ardından Ronual ürkek bir sesle, -'Sana anlatmam gereken
şeyler var, Şövalye." diyerek Aenol'a baktı.Aenol kafasını
sallayarak devam etmesini işaret etti.
-'O adamlar benimle de konuştu, ve onlara yard-yardım..etmemi
istediler.Hangi konuda bilmiyorum ama ben onları reddettim.Tehlikeli
insanlara benziyorlardı.Ben onlara hayır deyince çok kızdılar ve
buradaki işimi bırakıp, bu şehirden gitmemi istediler yoksa..yoksa
ailemi öldüreceklerini söylediler.Bende onlara buradan başka gidecek
yerim olmadığını söyledim ve sadece işimi bırakabileceğimi
söyledim.Çok...çok korkmuştum ve onlarda bunu kimseye söylemeyeceğim
takdirde ailemin yaşamasına izin vereceklerini söylediler.Sonra
gittiler ve bir daha hiç gelmediler." diye rahatlayarak bitirdi
Ronual."Eğer sana söylediğimi öğrenirlerse ailemi öldürürler."
diyerek ekledi.
Aenol şaşırmıştı ve ne diyeceğini bilememişti.Ondan beklenen
neydi?Bir süre sessiz kaldıktan sonra, -'Sana yardım edeceğim ve
seni onlardan kurtaracağım.Bütün Gerighelm'i onlardan kurtaracağım."
dedi.Adamın yüzünü bir tebessüm kapladı ve Aenol'un önünde eğildi.
Aenol, uzun uzun düşündü ve Midgaard'daki muhafız dostlarının bir
süreliğine Midgaard'dan ayrılıp ona yardım edebileceklerini
düşündü.Bu iyimser bir düşünceydi zira Yargıçlar, muhafızların gidip
gitmeyeceğine karar verecek kişilerdi.Aenol bu düşüncelerle akşam
yemeğinde ne yediğini bile farketmeyerek yatağına gitti.
Şafak daha yeni sökmeye başlamıştı ve Aenol yataktan kalkmış,
giysilerini giyinmiş ve hazırlanmıştı.Atıyla birlikte Midgaard'a
gidip kısa süre içinde destek birlik getirecekti böylece o
serserilerden kurtulacaktı Gerighelm halkı, söz verdiği
gibi.Sessizce evden dışarı çıktı ve karşısında eyerlenmiş atını
gördü.Ronual atın burnuna bir şey takmıştı ve at onun içindekileri
yiyordu.Aenol yüzünde bir tebessümle Ronual'a teşekkür etti.Atın
etrafında bir tur döndükten sonra atın üstüne çıkması için yapılmış
bir basamak gördü.Basamak eyere bağlıydı.Basamağa basarak atının
üstüne çıktı.Bir kez daha teşekkür ettikten sonra, Ronual,Aenol'un
eline dizginleri verdi.Aenol boş boş bakarken at durumu kurtarıp
hızla Gerighelm'in kapılarına doğru yol aldı.Gerighelm'in gümüş
kapılarından çıktıktan sonra Haon-Dor'a girmeden kara pelerinli bir
adam çıktı karşısına.Atı kişneyerek durdu ve sahibinin komut
vermesini bekledi.Aenol bunun bir pusu olduğunu anladı ama artık çok
geçti öyle ki arkasından oklar yağmaya başladı."Ne oluyor?!" diye
arkasını dönerken ayakları atın yanlarına çarptı ve at hızla,
önlerinde kılıcını çekmiş kara pelerinliye doğru atıldı.Kara
pelerinli yana kaçarak Aenol'a doğru bir hamlede bulunsa da Aenol
kendi kılıcıyla ona karşılık verdi.Bu sırada oklar gelmeye devam
ediyordu.Oklardan biri atının kalçasına saplandı ancak at kara
pelerinliyi geçerek hızla Haon-Dor' a doğru yol aldı.
At bütün gücüyle koşuyordu.Yarım saat sonra Midgaard'ı görür oldular
ve kısa sürede Midgaard'da olacaklardı.Batı kapısındaki muhafızları
görecek kadar yaklaştıklarında 4 kişilik bir grup önlerini
kesti.Hepsi kara pelerinliydi ve aynı anda kılıçlarını çekerek atın
gelmesini beklediler.Aenol arkasını dönüp baktığında 3 kara
pelerinli daha gördü.Yardım için muhafızlara bağırdı.Muhafızlar onu
duymuştu ancak yardımına koşmuyorlardı!Aenol, dostları tarafından
yalnız bırakıldığı düşüncesiyle büyük bir hiddete kapıldı ve atını
ne yaptığını sonradan belli belirsiz hatırlayacaktı- 4 kişilik
grubun önüne sürdü.Aynı anda arkasından oklar yağmaya
başladı.Önündeki kara pelerinliler atın dört bir yanını sardılar ve
kılıçlarıyla atı yaraladılar.At canı ne kadar yansa da hızını
kesmeden önündeki adamı ezdi ve Midgaard'a doğru koştu.Şehire
girmesine birkaç saniye kala bir ok saplandı
gövdesine.Sendeledi,ancak koşmaya devam etti ta ki gövdesine bir ok
daha saplanana kadar.Midgaard sınırlarının içine girdiği anda yere
yıkıldı ve kara pelerinliler yüzlerinde bir sırıtışla batıya doğru
yol aldılar.Aenol şans eseri at yere serilirken attan düşmüş ve
ezilmekten kurtulmuştu.Uzun süre ak gözlerinde yaşlar ile atın
yanında durdu.Ardından sert bir şekilde kalktı ve muhafızlara döndü.
-'Neden?!Nedennn?!" diye haykırdı."Sizi dostum sanmıştım oysa..Ne
kadar aptalmışım..." diye mırıldandı.Bir anda şimşekler çaktı ve
yağmur yağmaya başladı.Bardaktan boşanırcasına yağan yağmura
aldırmayarak ve bütün kuvvetiyle haykırarak lanetler yağdırdı
muhafızlara;
Ben ki size yardım etmeye çalışan bir adarilim.Hiç mi düşünmediniz
dostumuz ölebilir diye?!Ahhh!Doğru siz beni dostunuz olarak
görmüyorsunuz!Ak gözlerim var diye mi yardım etmediniz yoksa lanet
olası serserilerden korktuğunuz için mi?!O lanet serserilerin sizden
daha fazla cesareti var.Sizinle dalga geçiyorlar ancak sizin aptal
kurallarınız hiçbir işe yaramıyor!3 adımlık bir yere sıkışmış,
kendinizi koruduğunuzu zannediyorsunuz ancak siz..siz kendinizi
özgür sanan aptallarsınız!Küçücük bir yeri korumak size özgürlüğü
verecek mi sanıyorsunuz?Dostlarınızı bir iki kanun için mi
harcıyorsunuz?!Öyle olsun..madem öyle o zaman sizin yüzünüzü görmek
benim için ölümden beter.Hepinize lanet olsun..hepinize.Ancak
herkese göstereceğim.Herkese özgürlüğün üç adımlık yeri korumakla
sahip olunmadığını göstereceğim!"
-'Bunu nasıl yapmayı planlıyorsun ha?!Sayımızın en az üç katı kadar
kötü var.Sen kimsin de bunu yapacağını sanıyorsun?!" demeye cüret
etti tanımadığı bir muhafız.
-'Ben Savaş Tanrısı Ares'in oğluyum ancak bunun bir önemi yok.Kim
olduğumuz veya kim olacağımız..hiç önemli değil!Önemli olan
yüreklerimizdeki cesaret ile intikam ve özgürlük duygusu ile bütün
kötüleri cezalandırmaktır.İşte o zaman özgür bir yaşam bekliyor
olacak bizi.Ancak siz sayılarla uğraşırken burada geberip
gideceksiniz.Olmayan cesaretiniz yüzünden teker teker
öleceksiniz..Kendinize biraz saygı duysa
idiniz,çocuklarınızı,ailelerinizi ve dostlarınızı korumak için
ölebilirdiniz!O zaman oturun ve size gelen ölümü bekleyin!Ben,
herkesin huzurunda yemin ediyorum ki;Onurum ve cesaretim ile,
dostlarıma zarar verebilecek kişilere karşı ölene kadar
savaşacağım!!!".
Elindeki kılıcını kınına soktu ve atın cesedini tanrılara kurban
ederek batıya, kara pelerinlilerin gittiği yere doğru kararlı
adımlarla yürüdü.
Onun arkasından yaşlı muhafız Beulin,muhafız giysilerinden yoksun
bir şekilde batıya koştu.Başka kimse Aenol'u takipetmeye cesaret
edemedi.
Oğuz "Alkinoos" KİLECİ
Yorumlarınız:
Siz de bu yazıya yorum
ekleyebilirsiniz.
Yorum
ekle