Hikaye

Oğuz "Alkinoos" KİLECİ

Aenol Ak Göz

     Güneşin tam tepede olduğu vakit, elindeki bir bebekle çıkmıştı güzelliği dillere destan olmuş Enelen.Elindeki bebeğin gözleri bembeyazdı, anılacaktı bundan sonra Ak Göz olarak.Kendisini Enelen olarak adlandırmıştı Troya topraklarına ilk bastığında.Herkes şaşırmıştı onu görünce."Tanrıların bir işareti mi yoksa bir tanrı mıdır?" demişlerdi onun için.Ancak sonradan herkes anlamıştı ki Diyarlar çok büyüktü ve insandan başka ırklarda vardı.

Hevesle sormuşlardı Enelen'e diğer yerlerle ilgili bir sürü soru. Cevaplamıştı onları elinden geldiğince,oturup dinlendikten sonra. Sevmişti onu Troya halkı hem zarafetiyle hemde güzelliğiyle. Söylemişti; bir gezgin olduğunu ve çok kalmayacağını, Üzülmüştü bütün halk onunla daha fazla konuşamadıkları, ona daha fazla bakamadıkları için.

Fikrinden vazgeçiremedi onu hiç kimse,Troya Kralı Priamos bile. Girdikten sonra çadırına, bulamadı, göremedi onu bir daha hiçbir Troyalı. Söylentilere göre kaçırmıştı onu Savaş Tanrısı Ares, Bayılmıştı onun güzelliğine. Tam bir yıl geçtikten sonra, çıkıyordu işte Troya meydanına elinde bir bebek, gözlerinde büyük bir şefkat, yüzünde koca bir tebessüm ile. Aldılar Enelen'i oturttular Kral'ın evine. Sordular gene bir sürü soru, ancak önledi onları Kral ve dinlenmesi gerektiğini söyledi Enelen'in. Kalmaya karar verdi Enelen, kral ile konuştuktan sonra. Verildi bebeği ile ona bir ev yaşasınlar Troya'da diye.

Söz vermişti Kral; gönderecekti onlara her türlü yiyecek,içecek. Böylece bakabilecekti bebeğine Troya'da istediği kadar.

 

Geçti yıllar, şefkat ve sevgi ile, Ares'in ve Enelen'in oğlu Aenol için. Çıktığında ilk defa elinde bebek ile Enelen, merak etmişti herkes; acaba bebekte bir adaril mi yoksa bir yarı-elf mi diye. Bir adarildi bebek ancak Ares'ten almıştı; cesaretini ve savaştaki gözüpekliğini. 16 yaşına geldikten sonra gözüktü Akhaların kara karınlı gemileri. Bütün denizi kaplamışlardı, büyük bir donanma ile. Toplandı Troya orduları surların dışında. Gizlice girmişti orduya Aenol savaşma hırsı ile.
Güneşin doğuşundan batışına kadar savaşmıştı, diğerleri gibi. Birçok kez öldürmüştü, birçok kez ölümden kurtulmuştu babası sayesinde. Akşam olup da cesetler toplanmaya başlandığında, Enelen çok kızdı oğluna. Uzun elf yaşamının daha ilk adımlarında verecekti, canını uğursuz bir savaşta. Aldı,oğlunu; götürdü Troya'dan bir daha savaşa girmeye kalkmasın diye. Hüzünlüydü Aenol, damarlarındaki o adrenalin patlamasını bir daha istiyordu.
Olimpus'un eteklerinden inerken, Einde bir balta ile inmişti yanlarına Ares.
Öpüp veda etmişti onlara. Yüzünde bir tebessüm ile zihnine ulaşıp birkaç söz söylemişti oğluna;

'Kudretim, buradan sonra sana yardım edemez Aenol, Ancak damarlarındaki kan ve ırkından gelen çeviklik ile çok güçlü olacaksın bir gün. Sadece sabret, hayatın daha uzun,emin ol ki daha birçok savaş vereceksin,hem de çok daha büyük savaşlar.Hoşçakal.."

Ak gözlerinden yaşlar süzüldü Aenol'un. Bir süre sonra ayrıldılar oradan, bir parçalarını orada bırakmış gibi
 

          Oğuz "Alkinoos" KİLECİ

Yorumlarınız:

Siz de bu yazıya yorum ekleyebilirsiniz. Yorum ekle

 

 

 

 


 FrpNet Forum

 Bize Ulaşın

FrpNet Anket

Yeni Kitaplar

Siteiçi Arama

Yayınevleri

Linkler - Bağlantılar

Basında FrpNet

 

Ana Sayfa  |  Diyarlar  |  Bilgi  |  Yazılar  |  Forum  |  Galeri  |  Bize Ulaşın

Copyright © 2004 Keri Technology.. | Tüm Hakkı Saklıdır.           Anasayfa | Mail Kontrol | Mail Ayarları | Reklam | Yayınevleri | İletişim