|
Planescape Hakkında Bilgi
Sigil
"The City of Doors".
Planescape oyun modülünün kalbi olan şehir. Her boyuta açılan
nerde nasıl karşınıza çıkacağı belirsiz, rasgele bir anahtar ile
ömrünüzü geri dönmek ile harcayabilmenize sebep olacak geçitlerin
şehri.

Evrenin tüccar
şehri, serbest bölgesidir. Outlands'in ortasında bir kule ucu onun da üstünde havada asılı bir simit vardır.
Sigil bu simitin iç yüzüne kurulmuş bir şehirdir. Kule ucu ve sigil
arasında hiç bir şey yoktur. Vakum falan değil, bayağı hiç bir şey
yok. Ondan
fiziksel yollarla çıkmaya çalışmak imkansızdır, kuşatmayı geçtik
uçarak ulaşamıyorsunuz bile. Bir simitin iç yüzünde olmak da garip
bir histir, çünkü Sigil'de kafanızı kaldırıp baktığınızda uzaklarda
gördüğünüz şey gene Sigildir. Uçarak diğer ucuna gitmek mümkündür.
Tabi yerçekimi hep simite (ayağının altındaki toprağa) doğru
olduğundan uçarak gitmek biraz sakat oluyor. Güneşi falan
yok, gündüzleri
hava aydınlanıyor geceleri kararıyor. Hava genelde puslu nemli ve
biraz serin olur. Gökyüzünün de genelde grimsi bir şey olduğunu
düşünürsek insanın içi kararıyor bir süre sonra.
   
  
Şehre girmek ve çıkmak aslında kolaydır, sadece zara güvenmemek
lazımdır. Çünkü bir geçit oluşturan her açıklık, kapı, pencere,
devrilmiş sütun, kanalizasyon kapağı bir kapı olabilir. Ve planarlar
(adından da anlaşılabileceği gibi bir plane'den diğerine dolaşan
elemanlardır. Bu yetiyi kazanmaları ve kontrol etmeleri, kısaca
nereye gideceklerini bilmeleri uzun zamanlar hatta belki yüz yıllar
alabilir. Buradan yola çıkarak doğal yolla gelecek ölümden neredeyse
sıyrılmışlardır.)
orada kapı olduğunu görebilirler. Tabi bir kapıdan geçmek için o
kapının anahtarı olan eşya ya da davranış(belki ikisi de) bilmek
gerekir. Bunların yapabildiği kadarıyla listesini çıkaran anahtarını
bilen (ve bir o kadar da bildiğini iddia edip kekleyen) adamlar
vardır, kahramanımız elminster biraz altın kullansa d20 yerine, çok
rahat girip çıkabilir. Tabi nereye girer nereden çıkar bilinmez.
Sabit ve nereye gittiğini bildiğimiz kapılar da vardır tabi. Zaten
bu güzden şehre bazen kafes de denir.
Şehrin toprağı yapı malzemesi olarak kullanılamıyor, avucunuza
aldığınızda toza dönüşmek gibi kötü bir huyu var. O yüzden şehirdeki
yapıların hepsi diğer boyutlardan bir şekilde aşırarak taşınarak
getirtilip oturtulmuş durumda. Şehrin görüntüsünü artık siz düşünün.
Yetişebilen tek şey razorvine denilen yaprakları jilet gibi kesen
uyuz bir sarmaşıktır. Her taşın altından pörtlemek gibi bir huyu
vardır. Bunu da şehrin belediyesi dabus düzeltir.
Şehrin en eğlenceli kısmı burada her şey vardır. Her türlü eşya, onu
satan her türlü yaratık, alan ayrı karakterler, sokakta yürüyen
farklı dilenen farklı boy boy çeşit çeşit karman çorman bir
şehirdir. Çok fazla patırtı çıkarmak Lady of Pain'in asabını
bozabilir, bu da hoş değildir. Ondan herkes akıllı uslu takılır
(olduğu kadar en azından). Bu kadar yaratığın inandığı bir yığın
Tanrı ve güç vardır, burada inancı yasaklamak imkansızdır. Leydi'nin de umurunda değildir pek kimin
neye inandığı, çünkü Sigil Planescape'deki "biz toplu halde chaotic
olursak şehirle beraber limboya kayarız" gibi durumlardan
etkilenmez. Etkilense bile, onca inanç bir araya geldiğinde bir
şekilde kendisini sıfırlar.
|